Düşünce ve sosyoloji
13 yazı. Her yazının altında yayımlandığı kaynağa bağlantı vardır. Kısa özetler bu sitenin editörlüğünce hazırlanmıştır; yazıların tam metni için kaynak sayfasına gidebilirsiniz.
Gönül Dağı'ndan Türk cevherine: Bir dilin metafizikle imtihanı
Yazar, bir söyleşide Türkçeye ve Türk düşüncesine metafizik bir üstünlük atfedilmesini eleştiriyor. Ona göre hiçbir dil ilahi hakikati tekeline alamaz; bir dilin gücü, başka dillerle karşılaşmasından doğar.
Türk düşüncesi nerede? Güneş-Dil Teorisi'nin metafizik sularında mı?
Yazar, Türk düşüncesine evrensel bir katkı arayışının, Türkçeye metafizik üstünlük yükleyen özcü bir söyleme dönüştüğünü anlatıyor. Bu iddiaları bilimsel dayanaktan yoksun bularak 1930'ların Güneş-Dil Teorisi'ne benzetiyor.
Çok aslında birbirimizden farkımız
Yazar, fon soruşturmasında iktidarın ve muhalefetin aynı ölçüde kirli olduğu algısının yolsuzluğu olağanlaştırdığını savunuyor. Suçlunun kim olduğuna bakılmaksızın hesap sorulmasını, masumların ise iftiradan korunmasını istiyor.
Bizi "biz" yapan sorular, yol ve yoldaşlarımız
Yazar, bir hareketin "biz" olabilmesini yol, hedef ve esas sorulara net cevap vermesine bağlıyor. Talut kıssası üzerinden yolun imtihanlarla ayıklandığını, geride kalanlarda takva, liyakat ve sabır aranması gerektiğini anlatıyor.
Karşımıza bir nehir çıkacaktı, uyarılmıştık
Yazar, fon soruşturmasının yalnızca yatırımcıları değil, tüm ekonomiyi ilgilendirdiğini ve Müslümanların hızlı kazanç yollarından uzak durması gerektiğini savunuyor. Siyasette yer alanların da yakınlarına karşı bile adaletten sapmamasını istiyor.
Max Weber Bîrûnî'den intihal mi yaptı?
Yazar, Max Weber'in kast sistemine dair fikirlerini Bîrûnî'den alıp almadığı sorusunu bir akademisyenin karşılaştırması üzerinden tartışıyor. Kesin bir intihal kanıtı olmadığını söylüyor; ancak atıf yapılmamasını, Doğu'nun bilgi birikiminin Avrupa akademisinde yeterince görülmediğinin işareti sayıyor.
Weber'den önce İbn Haldun, ondan da önce Bîrûnî vardı
Yazar, sosyal düşünce tarihinin Batı merkezli anlatısı dışında kalan isimlere yer açılması gerektiğini savunuyor. Bîrûnî'nin Hindistan çalışmasını, başkalarının inançlarını yargılamadan önce anlamaya çalışan erken bir örnek olarak ele alıp Weber'in anlamacı sosyolojisiyle ilişkilendiriyor.
Şehadetinin 60. yılında Seyyid Kutub (II): Tecrübenin gölgesinde bir düşünce ve cahiliye kavramı
Yazar, Seyyid Kutub'un fikirlerinin yaşadığı deneyimlerle sürekli diyalog hâlinde geliştiğini anlatıyor. Onun "cahiliye" kavramını başkalarını mahkûm etmekten çok, Müslümanları kulluk bilincini yeniden hatırlamaya çağıran bir öz-eleştiri ölçütü olarak okuyor.
Şehadetinin 60. yılında Seyyid Kutub (I) Ve 60 yıl sonra hâlâ Yoldaki İşaretler
Yazar, Seyyid Kutub'un şehadetinin 60. yılında Yoldaki İşaretler'in hâlâ güncel olduğunu, kitabın asıl meselesinin bir devlet modeli değil Müslüman öznenin inşası olduğunu savunuyor. Kitabın çoğu zaman yüzeysel ve siyasi okumalarla değerlendirildiğini, Kur'an merkezli bir yol haritası olarak yeniden okunmayı hak ettiğini söylüyor.
Gün gelip çattığında biz nerede ve ne durumda olacağız?
Yazar, İsrail'in ateşkesleri yeni saldırılara hazırlanmak için bir ara dönem olarak kullandığını ve Gazze ile Batı Şeria'daki uygulamaların bu stratejinin parçası olduğunu savunuyor. Türkiye ve İslam dünyasının bu duruma karşı nasıl bir hazırlık yaptığını soruyor.
Siyer'i geleceğe taşımak: Bir Külliyeden daha fazlası
Yazar, siyerin Kur'an'ın yaşayan yorumu olduğunu ve Kur'an'ı doğru anlamanın temel yollarından biri olduğunu savunuyor. Sivas'taki Siyer-i Nebi Külliyesi'ni bu ilmî birikimi yaşatacak bir proje olarak değerlendiriyor.
Tabeladan paradigmaya: İslam Üniversitesi fikrinin tarihi seyri
Yazar, kurulmakta olan İslam Üniversitesi'nin ne yalnızca gelişmiş bir ilahiyat fakültesi ne de dinî derslerle süslenmiş sıradan bir teknik üniversite olması gerektiğini savunuyor. Kurumun medrese geleneğinin hikmet ve ahlak birikimini modern üniversitenin araştırma gücüyle buluşturmasını istiyor.
İslam Üniversitesi fikrinin yolculuğu
Yazar, yeni kurulan üniversitenin yaklaşık yarım asırdır tartışılan İslam üniversitesi fikrinin Türkiye'deki kurumsal karşılığı olduğunu anlatıyor. Bu fikrin zaten bütün bilimleri kapsadığını düşünerek kurum adındaki "bilim ve teknoloji" ifadesini gereksiz buluyor.
Aramanızla eşleşen kayıt bulunamadı.