Prof. Dr. Yasin AKTAY

“Yeterince paran varsa istediğin gibi cinayet işleyebilirsin”

Kaşıkçı cinayeti üzerinde konuşmaya devam ediyoruz. Öyle görünüyor ki, daha çook konuşmaya devam edeceğiz. Çünkü olay mahiyeti itibariyle herkese değen, herkesi ilgilendiren boyutlara sahip. Cinayetle ilgili detaylar hala tam olarak aydınlatılmış değil ve yeni ortaya çıkan her detay konuyu harlamaya devam edecek. Cinayetle ilgili ülkelerin tutumları haber olmaya devam edecek. Kimileri olayın şu veya bu şekilde kapatılması ve yapanın yanına kar kalacağı kaygısı taşıyor olabilir.


Hemen şunu söyleyelim ki, hiç bir şey yapanın yanına kar kalmayacak, kalamaz. Hatta şu aşamada bile cinayet işleyenler şu ana kadar bu tarz bir cinayet dolayısıyla ödenebilen en ağır bedeli ödediler ve ödedikleri, ödeyeceklerinin daha ilk taksididir. Bu cinayet yüzünden bütün dünyaya rezil oldular. Şimdiye kadar hiçbir cinayetin faillerinin yaşamadığı zilleti yaşamaya başladılar bile. Kimse yüzlerine bakmaya cesaret edemiyor.

Yaşadıkları zillet ve rezaletin yanı sıra çok ağır bir maddi kayba, iktidar kaybına da maruz kaldılar. Mevcut koltuklarına sımsıkı sarılmış olmaları yanıltmasın, o koltuğun dünyadaki özgül ağırlığı, etkinliği ve gücü diplerde sürünüyor şimdi.

Trump’ın tavrı yanıltmasın ve bu tavrın katilleri ilanihaye koruyacağı zannedilmesin. Doğrusu Trump’ın CIA raporu karşısında ne yapacağı merakla bekleniyordu ve bu tavrın Kaşıkçı cinayetiyle ilgili gelişmeleri belirleyeceği düşünülüyordu. Trump’ın tavrı baştan beri beklendiği gibi adaleti değil maddi faydayı gözetti.

“Bizim istihbaratımız bilgileri toplamaya devam ediyor, fakat Veliaht Prens pekala bu trajik olay hakkında önceden bilgi sahibi olmuş olabilir, belki oldu, belki olmadı” diyerek baştan itibaren, raporun sonucunun ne olduğuna bakmayacağını, sadece Amerikan faydasını göreceğini böylece ifade etmiş oldu.

Bu tutumun tipik bir Amerikan pragmatizmi olarak kendisinden beklenen tavır olduğu düşünülebilir ki, doğrudur. Bu pragmatik tutumdan adalet beklemek mümkün değil. Ancak pragmatizm Amerika’da Trump’ın tekelinden değil. Haddi zatında kimsenin tekelinde değil. Bunun anlamı şu: Kaşıkçı cinayetinin içerdiği dehşet ve buna fayda (pragma) adına göz yummanın görünür ahlaksızlığını Trump’a karşı öne çıkarmakta da rakipleri açısından büyük bir fayda (pragma) vardır ve rakiplerinin de bu faydaya sımsıkı sarılacaklarından kimsenin kuşkusu olmasın. Bu da Trump’ın cinayete göz yummasının kendisine veya ekibine çok pahalıya mal olacağını gösteriyor.

Nitekim daha Trump’ın açıklamasının hemen ardından Kaşıkçı’nın yazarlığını yaptığı Washington Post gazetesi manşetten Trump’ın tutumunun “yeterince paranız varsa ve bunu bize vermeye hazırsanız, istediğiniz vahşette ve barbarlıkta cinayet işleyebilirsiniz” anlamına geldiğini yazdı. Bunun ABD’nin dünyadaki imajına veya temsil iddiasında bulunduğu değerlere nasıl bir zarar verdiği gün gibi açık. Bundan sonra bütün diktatörler, teröristler, tiranlar, ABD’ye rüşvetlerini verdikleri sürece istedikleri gibi insanlık suçları işleyebilme konusunda daha bir güven ve cesaret bulacaklar.

Doğrusu ABD’nin zaten Ortadoğu’da ve bütün dünyada dış politikasının özetinin zaten bu olduğu söylenebilir. Gerçekten de ABD’nin hangi diktatörü sırf cinayet işledi diye, hatta katliam işledi diye devirmeye çalıştığını biliyoruz? ABD’nin diktatörlerle, insanlık suçlularıyla şimdiye kadarki tek derdi, onların kendisinden bağımsız çalışıyor olmaları veya kendilerine gerekli rüşveti veya haracı vermeyişi olmuştur.

Ancak bu politikalar hep süslü söylemlerle de maskelenebiliyor. Amerikan efsanesi büyük ölçüde bu maskelerle yürüyor. Kaşıkçı olayı ve ona karşı Trump’ın ortaya koyduğu tutum maskeleri indiriyor ve bu politikanın alenen arkasında duranları bir siyasi bedel ödemeye mecbur bırakıyor olacak.

İlanihaye adalet tecelli eder diyemiyoruz elbet, ama ciddi bir depreme ve siyasal sarsıntıya yol açacağı muhakkak. Öyle ki, cinayet ne yapanın yanına kar kalmış olacak ne de onu göz ardı eden veya faillerini koruyup kollayanların.

Hala bu işi ABD’nin veya Trump’ın MBS’yi bazı siyasetlere destek vermeye zorlamak için planlayıp uygulamış olduğunu söyleyenler oluyor. Oysa şu manzaradan en net görünen gerçeklerden biri Kaşıkçı cinayetinin bu şekilde gelişmiş olması MBS’den daha ziyade Trump’ı ve İsrail’i üzüyor, onlara zarar veriyor.

Sadece şu basit soruyu soralım, açıklama olarak yeter aslında: ABD ve İsrail ne istediler de MBS vermedi?

İsrail Siyonist basını ve siyasal çevreleri Kaşıkçı olayından beri karalar bağlamış durumda. Yanlış anlaşılmasın matem Kaşıkçı için değil, MBS için. MBS gibi yüzyılda bir gelebilecek sağlam bir müttefikin başına gelenler onları da Trump’ı da fevkalade üzüyor.

Muhtemelen hiç itiraz etmeyecekleri basit bir cinayeti bile yüzünü gözüne bulaşırmış olduğunu düşünerek beceriksizliğine de kızıyorlardır. Ama onların böyle bir müttefiki zora düşürecek bir işin arkasında olduklarını düşünmek için hakikaten aklın sınırlarını aşırı zorlamak gerekiyor.

Hülasa: cinayetler para karşılığı gözardı edilebilir, ama Kaşıkçı cinayetinde olayı örtbas edenin, gözardı edenin ve bunun rüşvetini alanların da cinayetten sorumlu tutulacakları bir süreç işliyor. Bu süreç nereye kadar gider, bilemeyiz. Olay hız kesmedi, izleyip göreceğiz.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: