Prof. Dr. Yasin AKTAY

Yeni yılın ilk güneşi

”Yeni yılda doğan ilk güneş hocamın baş ucunu aydınlatmazsa, ben o güneşi neyleyim!”

Bu sözler Erzurumlu İbrahim Hakkı”ya ait. Tillo”da tedrisinden geçtiği İsmail Fakirullah için 18. Yüzyıl şartlarında hazırladığı bir ışık düzeneğinin duygusal gerekçesini ifade ediyor. Erzurum”dan ilim tahsil etmek üzere yola koyulup hocasıyla buluşup bir ömür süreceği Tillo”ya vardığında, o günlerde Tillo”da yaşamakta olan asırların ilim ve irfan birikimi kendisini bekliyordu. Kuşkusuz ibrahim Hakkı”nın kendine özgü dehası bu ilim ve irfan birikimine ayrı bir boyut katmış, zenginleştirmiştir ama ondaki dehayı besleyen, onun inkişaf etmesine yol açan alabildiğine zengin bir toprak burada zaten mevcuttu.

Avrupa”nın kendi ortaçağını yaşadığı dönemlerde bu topraklarda böyle dehaların ortaya çıkmasına imkan verecek bir medrese geleneğinin mevcudiyeti üzerinde ne yazık ki yeterince durulmuyor.

İbrahim Hakkı”nın Tillo”da bulunduğu süre içinde yaptığı multi-disipliner nitelikteki bilimsel araştırmalar sonucunda ortaya koyduğu eserler o dönem için bile Tillo”daki medreselerde nasıl bir ilim ve irfan birikiminin var olduğunu yeterince yansıtıyor. Uzaydaki derinlikleri ve hadiseleri Tillo sokaklarından daha iyi bildiği ifade edilen İbrahim Hakkı sadece bir astronomi bilgini değil, aynı zamanda klasik ulema-filozof kuşağında görülen fizik, metafizik, edebiyat ve ilahiyat gibi bütün ilimleri kapsayan türden külli bir bilgi disiplininin yanısıra güçlü bir irfan boyutuna da sahiptir. Büyük eserler ortaya koyduğu için kendisi belki sonraki nesillere intikal etse de bu bilgi birikiminin havada oluşmamış olduğunu kaydetmek önemli. Bilhassa hocası İsmail Fakirullah”tan çok önemli dersler aldığı malum.

Doğrusu Fakirullah ile olan ilişkisi hoca-öğrenci, usta-çırak ilişkisinin İslam kültür geleneği içindeki konumlanışına dair destansı bir örnek oluşturuyor. O hocasından bugünlerde olduğu veya yaşandığı gibi sadece bilgi veya malumat almıyor tabii ki. Yıllar süren uzun tedrisat döneminin ilk günlerinden itibaren hocasıyla kurduğu ilişki sadece bilişsel bir ilişki değil aynı zamanda duygusal ve manevi bir ilişki oluyor. Aşk türleri arasına Hoca-öğrenci aşkını en güzel örneğiyle katanlardan birinin bu ikili olduğu rahatlıkla söylenebilir. ”Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyen bir gelenek içinde bu köleliği bir borç veya yük olarak görmekten öte bir gönülden aşk bir bağlanış, bir adanış olarak idrak eden bir ilişki. Bu ilişkiden hocayı aşmak, hocayı eleştirerek aldığı dersi ilerletmek gibi değerler çıkar mı? Diye sorabileceklere bizzat İbrahim Hakkı”nın sergilediği performans en iyi cevabı oluşturuyor.

İbrahim Hakkı hocasına karşı duyduğu bu manevi hissiyatı ifade etmek için ilginç bir ışık düzeneği kurar. Tillo”un doğusundaki bir tepeye yerleştirdiği bir mercekle yılın gece ve gündüz farkının yok olduğu 21 Mart ve 21 Eylül tarihlerinde doğan güneşin ilk ışığını hocasının sandukasını aydınlatacağı şekilde yansıtmayı başarır. Kurduğu düzeneğin aslında hiç de basit olmadığı, alabildiğine güçlü ve hassas bir optik, fizik ve astronomi bilgisine sahip olmayı geretirdiği muhtemelen ikiyüz yıla yakın bir süre sonra bu düzeneğin restore edilmesi amacıyla yerinden oynatılmasıyla birlikte anlaşıldı. Çünkü altmışlı yılların başlarındaki bu restorasyon esnasında yerinden oynatılan mercekler bütün çabalara rağmen bir daha yerine konulamamış. Böylece ölümünden sonra neredeyse 160 yıl sorunsuz çalışan düzenek çalışmaz hale gelmiş. O yüzden İbrahim Hakkı”nın hocasına vaad ettiği ”yeni yılın ilk ışığı” hadisesi yaklaşık elli yıldır gerçekleşmiyordu.

Aradan geçen elli yıldan sonra TÜBİTAK desteğiyle oluşturulan 7 kişilik bir bilim komisyonu yaptığı çok uzun çalışmalar sonunda bu düzeneği tekrar kurup çalıştırmayı başarmış. Bunun için geçtiğimiz yıl ilk denemeleri başarıyla sonuçlanan ışık hadisesi 21-23 Eylül tarihlerinde Siirt Valiliği”nin öncülüğünde ”Tillo, Ulema, Medreseler, eğitim, Öğretmen-öğrenci münasebetleri” gibi konuların da tartışıldığı bir çerçevede izlenip değerlendiriliyor.

Bu yıl ikincisi düzenlenmiş olan bu etkinliklerde Işık hadisesi de sabahın ilk saatlerinde Türkiye”nin her tarafından gelen misafirlerin de katılımıyla topluca izlendi.

Kuşkusuz ışık hadisesi basit bir optik yansıtma hadisesinden ibaret değil. Bu hadiseden yansıyabilecek çok fazla mana vardır. Bu manaların başında Hoca-öğrenci ilişkisinin manevi derinliğine dair bir şahadet çağrısı vardır.

Siirtliler bilhassa bu özel aşk türünün her yıl 24 Kasım”da kutlanan öğretmenler günü için de çok özel bir çağrışımı ve mesajının olabileceğini düşünüyor. Siirtliler.net”in yürüttüğü kampanya bu konuda dikkat çekici. Siirt Valiliği de bu yıldan itibaren Öğretmenler Günü”nde İbrahim Hakkı ile İsmail Fakirullah arasındaki öğretmen-öğrenci ilişkisinde mündemiç derin dersi takip ederek ödül törenini Tillo”da düzenleyecek. Sayın Milli Eğitim Bakanı”nın da bu törenlere katılımının beklendiğini buradan duyuralım.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: