Prof. Dr. Yasin AKTAY

Yeni Türkiye yolunda

Başbakan Erdoğan”ın Cumhurbaşkanlığı Seçimi Vizyon belgesini açıklamasıyla birlikte Cumhurbaşkanlığı seçimini belirleyecek asıl tartışmanın “yeni” ve “eski” Türkiye üzerine olması mukadder hale gelmiş oldu. Cumhurbaşkanını halkın seçecek olması başlıbaşına Yeni Türkiye”ye yol alıyor oluşumuzun en bariz işareti, en yapısal parametresini oluşturuyor.

Daha yolun başında bu yeni Türkiye”ye hazır olan, onun şartlarını şimdiye kadar yüklenmiş olan bir aktör ile, tam da eskisini temsil eden bir anlayış yarıştaki yerlerini almış oldular bile. Vizyon belgelerinin içeriği de sunum tarzı da eski ve yeni Türkiye arasındaki farkı bütün açıklığıyla ortaya koyuyor.

Halkın seçimiyle belirlenecek olması, Cumhurbaşkanlığı makamının kaçınılmaz olarak siyasete açılmasını gerektiriyor. Siyaset insanların farklı seçeneklere sahip olabildikleri bir yerde, yani farklı fikir ve seçeneklerin tartışılıp yarışabildikleri anda ortaya çıkan bir durum. Siyasete insanların birbirleriyle uzlaşmaları gerekmez, oyunun kurallarında uzlaşmaları yeterlidir.

İhtilafların yönetimi imkansız kılacak bir “karar-verilemezlik” koşulları yaratmaması için yarışan fikirler arasında bir hakemlik müessesesi geliştirilir. Demokrasilerde en geçerli hakemlik müessesesi de sandıktır. Cumhurbaşkanlığının parlamento üyeleri tarafından belirlendiği durumda da siyaset yolu tamamen kapalı değil ama hem dolaylı hem de vesayet kurumlarının müdahalesine görece daha açıktır.

Cumhurbaşkanlığının halka, yani siyasete, yani tartışmaya açılmasının baştan itibaren birilerini tedirgin ediyor olması, eski Türkiye”nin zihniyeti ve refleksleriyle ilgili bir durum. Bu zihniyeti bugün muhalefette olan partilerin üstleniyor olması Türkiye siyasetinin büyük paradoksudur. Muhalefetteki partilerin sandıktan yana bir umut taşımıyor olmaları hem kendi sorunları ama bedelini illa ki halka ödetmek için akla karayı seçtikleri bir sorunları.

Bulundukları konumu hiç değiştirmeden halkın kendilerine gelmesini arzulayan muhalefet, neticede halksız bir demokrasinin bütün formüllerini en yaratıcı biçimleriyle denedi.

Ordu ile, vesayet kurumlarıyla kurulan ve sürdürülegelen vesayet Yeni Türkiye”nin kendini hissettiren şartları altında giderek işlemez hale geldi. AK Parti”nin sosyolojik koşulları ve Recep Tayyip Erdoğan”ın organik liderliği son zamanlardaki bütün vesayet denemelerini boşa çıkardı.

Çatı adayı denemesi, eski Türkiye”ye özgü vesayetçi zihniyetin bir çırpınışı. Bu yolla siyaseti yine dolanarak demokrasinin zevahirini kurtarmanın yolu aranmış oluyor. Ancak karşılarında yeni Türkiye”nin dilini iyi konuşan, şartlarını en uygun şekilde karşılayan gerçek bir lider var.

Kendi çatı adaylarının bu lider karşısında daha baştan itibaren düştüğü durumu kurtarmak için bütün medya güçleriyle sergiledikleri performans gözyaşartıcı, ama bu performans bile mızrağı çuvala sığdırmaya yetmiyor. Yetmediğini kendileri de görüyor ki, bu sefer “asimetrik yarış şartlarından” şikayet etmeye başladılar.

Tayyip Erdoğan ile Ekmel bey arasında asimetrik-eşitsiz bir durum olduğu çok açık. Bu eşitsizlik durumunu gidermenin yolu olarak Erdoğan”ın ya hiç aday olmaması, AK Parti”nin Ekmel bey ayarında birini sahaya sürmesi, veya bu saatten sonra bu mümkün olmadığına göre Erdoğan”ın bazı avantajlarından feragat etmesi bekleniyor.

Peki, hangi avantajlarından vazgeçmesi adaylar arasında eşit yarış şartlarını sağlamaya yeter?

Bunun için 40 yıllık siyasi deneyimini bir kenara mı bıraksın Erdoğan? Bu siyasi deneyimin içinde halkıyla kurmuş olduğu o çok özel gönül bağlarını, yollarını geçici bir süre için kapatsın mı?

Veya siyasetin bütün kademelerinden tırnağıyla kazıya kazıya edinilmiş liderlik vasfından mı soyutlansın? Böyle bir şey mümkün mü?

Ekmel beyle eşit şartlarda yarışabilmek için ne yapmalı Erdoğan?

Miting mi yapmamalı, televizyonlara mı çıkmamalı? Bütün bunları yapmadığında gerçekten de eşit şartlar sağlanmış olacak mı?

Erdoğan”ın karşısına kendileri çıkmaya cesaret edemeyenlerin vekaleten öne sürdükleri adayın yeteneklerine peşin peşin bir inançsızlık değil mi bütün bu serzenişler?

CHP”nin eski Türkiye”ye özgü siyaset tarzının artık iş görmüyor olmadığını anlaması için aslında bundan daha iyi bir vesile olamaz.

Kim bilir, belki de bu olay CHP”nin de Yeni Türkiye”ye katılımının başlangıcı olabilir. Allah”tan ümit kesilmez.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: