Prof. Dr. Yasin AKTAY

Yeni dünya düzeninde Kafkasya’nın yeri

BAKÜ

Trump şimdiye kadarki ABD başkanları arasında tartışmasız en dobra olanı. Söyledikleriyle ABD’nin dış politikasının üzerine şimdiye kadar giydirilmiş bütün şık giysileri çıkarıyor, taktığı maskeleri atıyor ve bütün ürkütücülüğüyle devasa bir gücün dünyaya bakışını bütün çıplaklığıyla ve çelişkileriyle ortaya koyuyor.


Cesaret arz eden dobralığıyla aslında ABD’nin bütün sirkatlerini de itiraf etmiş oluyor. Bundan sonra sadece bize dost olan ülkelere yardımda bulunacağız diyor. Amerika’nın sadece kendi çıkarlarını düşünmek durumunda olduğunu enerjisini başka ülkeleri korumakla harcamaması gerektiğini söylerken, işlerin sanki şimdiye kadar sanki başka türlü olduğunu ima etmiş oluyor ki, bütün dobralığına rağmen işin bu kısmı gerçeği ifade etmekten çok uzak tabi. Sadece olaya kendisinin veya Amerikalıların nasıl bakmış olduğuna dair sirkatini dobraca yansıtmış oluyor.

Yoksa ABD’nin şimdiye kadar çıkar gözetmediği hiçbir işin içinde olmadığı ilama ihtiyaç duymayan bir malum.

Trump’ın gözüne batan ABD’nin uluslararası ilişkilerinde diğer ulusların, devletlerin de kazançlı çıkıyor olması. Kendi kazandığına bakmayıp ortağının kazancını gözünde büyüten aç gözlü ortaklar gibi bakıyor. Oysa kendi kazancı ortağının kazancına bağlıdır. Ortağı kazanmasa kendisi de kazanamayacaktır.

İş dünyasında da nice ortaklıklar böyle bir açgözlü çekemezlikten bozulmuyor mu? Rasyonalite ne kadar gelişirse gelişsin insanlar arasındaki ilişkilerde bu basit, arkaik, ilkel duygulardan, tamah ve hasetten tam kurtuluş olamıyor.

Devletler arasında işlerin başka türlü ve daha bir rasyonel temelde yürümesi gerektiği varsayılsa da, çok daha farklı faktörler devreye girerek yine bildiğiniz tamah ve hasedi devreye sokar. Adına artık milli tamah, milli haset de diyebilirsiniz.

Trump yönetimindeki ABD’nin küreselleşmeyi yok sayarak, ondan “artık vazgeçerek” nihayetinde varıp dayandığı uluslararası ilişkiler mantığı sadece ABD’nin kazançlı çıkacağı, kendisinden başka kimsenin kazançlı olamayacağı bir alışveriş. Günlük ticarette bile sadece bir tarafın kazançlı çıktığı bir alışverişi sürdürmek imkanı olmaz.

Küreselleşme bu tavırla bitiyor mu gerçekten? Bu soruya odaklanmaya sonra devam edelim. Ama ABD’nin bu tavrı aslında bir açıdan yeni bir dünya düzeninin eşiğinde olduğumuzu gösteriyor.

Küreselleşmeden dönüş olmaz. Haddi zatında küreselleşme artık Amerika’ya rağmen yürüyen bir süreç, ama nereye doğru yürüyeceği uluslararası muhtemel aktörlerin etkinliğiyle belirlenmiş olacaktır.

İki gündür Stratejik Düşünce Enstitüsü’nün TİKA, Türk Tarih Kurumu ve Azerbeycan Tarih Enstitüsü ile birlikte düzenlediği Kafkasya Üzerine Stratejik Kongre dolayısıyla Bakü’deyiz. Kafkasya geniş ve dünyanın en önemli coğrafyalarından biri, Çin’den Avrupa’ya kadar uzanan geniş coğrafya için enerji arzını sağlayabilecek bir bölge. Ancak bu özelliği dolayısıyla tıpkı Ortadoğu gibi huzuru ve istikrarı sürekli hedef olmaktadır.

Kafkasların topyekun istikrara kavuşması, buradaki petrol ve doğal gazın Avrupa, Çin ve Hindistan’a güvenle ulaştırılabilmesi bu bölgenin halklarını ihya edebilir.

Aslında iyi bakıldığında enerji kaynaklarına sahip bütün ülkelerin kazançlı çıkacağı böyle bir gelişme enerji arzına tek başına hükmetmek isteyen Rusya için bir tehdit olarak algılanıyor.

Böylece çözülemeyen meselelerle boğuşup bütünleşemeyen bir Kafkasya Rusya için kendi güvenliğini tesis etmenin bir yolu olarak görülüyor. Ermenistan’ın Karabağ’ı işgalini destekleyerek Azerbeycan’la oluşturulan sorun, Azeri ve Kazak petrolünün Türkiye üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya ulaşmasını engelleyen dört dörtlük bir sorun-çözüm olarak işlemiştir.

Toplantının katılımcılarından biri bu yolla adeta bölge için Ermenistan’dan bir İsrail, Karabağ’dan da bir Filistin üretilmiş durumda. Fiilen İsrail ve Filistin’in Ortadoğu barışı için oynadığı rolün bir benzeri bu yolla Ermenistan’a oynatılmış oluyor. Ermenistan, işgal ettiği topraklarla bütün bölgenin bütünleşmesinin önünde doğal bir engel oluşturuyor.

Oysa bu bütünleşmeyi sağlamak yeni bir dünyanın kurulmasına öncülük etmek demektir ve bu fırsat Türkiye ve Rusya’nın işbirliği ufkunda mevcut. Bu yüzden paradigmayı değiştirmek lazım. Kendi askeri veya ekonomik güvenliğini belgesel aktörlerin gelişimini engellemek üzerine değil, onların önünü açmak, onların açılımına öncülük etmek suretiyle yeniden tasarlamak lazım.

Rusya petrol arzı üzerinde bir tekel oluşturmak için hiç ihtiyacı olmadığı halde Kazakistan, Türkmenistan gibi ülkelerden, bu ülkeler kendi alternatif arz yollarını oluşturmaya gerek duymasınlar diye gaz ve petrol alıyor. Bunun kendisine de maliyeti çok olmakta ve bu tekelci mantığı yüzünden bölge halklarına itimat veren bir öncülüğe girişememektedir. Alternatif yollardan biri ise Hazar ve Bakü-Tiflis-Ceyhan’dır.

Oysa şimdi yeni bir konjonktür mevcut. Herkesin kazançlı çıkacağı yeni bir dünya Kafkasya’nın Türkiye ve Rusya arasındaki işbirliğinden geçecektir. Her iki ülkenin son zamanlardaki yakınlaşması ve işbirliğinin Suriye’de nasıl bütün dünyanın takdiriyle karşılanan bir çözümün önünü açtığı görüldü. Bu işbirliği bu düzeyden daha stratejik ve daha kurucu bir niteliğe taşınmalıdır.

Kafkasya’da multi-etnik bir yapı var, ama kültürel ortaklıklar daha fazla… Hiç önemi yok. Kültürel yakınlık işbirliğinin daha iyi işleyeceğinin bir garantisi olmadığı gibi, farklılıklar da bir arada yaşamaya engel değil. Avrupa bütün kültürel ortaklıklarına rağmen yüzyıllarca birbirini yiyesiye kendi içinde savaştı. Bugün ise bütün farklılıklara rağmen pekala da çok iyi işleyen bir birlik pratiğini ortaya koymuş durumda. Aynı şeyin Kafkasya’da olmaması için bir sebep yok.

Kafkasya’yı bir sorunlar alanı olarak değil bir fırsatlar alanı olarak görmek ve öyle değerlendirmek gerekiyor.

SDE yenilenmiş kadrolarıyla bu alana dair hayırlı bir iş yapmış oldu. İki gün süren kongrede başta Türkiye, Rusya ve Azerbeycan olmak üzere bütün Kafkas ülkelerinden katılımcılarla Kafkasya’nın dünü, bugünü ve geleceğinin stratejik bir vizyonla enine boyuna alındığı verimli bir faaliyete imza atmış oldu. Allah devamına erdirsin.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: