Prof. Dr. Yasin AKTAY

Yemen’de çözümün yolu

Yemen’de aslında sorunu çökmek hiç de o kadar zor değil. Altı yıl önce Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin başını çektiği bir koalisyonun başlattığı operasyonun uzaması ne Husilerin çok güçlü olmalarından ne de koalisyonun çok güçsüz veya beceriksiz olmasından kaynaklanıyor. İşin bu kadar uzamasının, hatta her geçen gün daha da içinden çıkılmaz hale gelmesinin tek sebebi Koalisyonun Yemen’e girerken ilan ettiği amaçlardan fazlasıyla sapmış olması.

Belirlenen amaç Yemen’i Husi darbeciliğinden, emrivaki yapıp bütün unsurlar üzerine zorla hakimiyet kurmasını engellemekti. Tabi Husilerin bu darbesi ve yayılmasının arkasında İran müdahalesi değerlendirmesi vardı, dolayısıyla Yemen halkı açısından Husilerin yayılması aynı zamanda bir İran işgali anlamına geliyordu. Oysa Husiler de nüfustaki oranları çok az da olsa Yemen halkının bir parçasıydı ve böyle bir darbe teşebbüsünde bulunmamış olsalar Yemen’in yeniden inşasında asla gözardı edilemeyecek bir unsur oluşturuyorlar.

Koalisyon 6 yıl önce müdahale etmeye karar verdiğinde amaç olarak Yemen’de meşru hükümeti güçlendirmeyi ve ülkeyi istikrara kavuşturmayı ilan etmişti. Ancak zamanla ne meşru hükümet güçlendirilebildi ne Husilerin haksız hakimiyetine son verilebildi ne de Yemen istikrara kavuşabildi.

Sebebi çok basit aslında. Bilhassa BAE ülkeyi Husilerden kurtarma, meşru hükümeti güçlendirme gibi bir amacı Yemen’e girer girmez bir kenara koydu. Kendisi Husilerin giremediği yerlerde kendi darbesini yapmanın, kendi hakimiyetini kurmanın ve Yemen’in topraklarını, limanlarını, havaalanlarını işgal etmenin peşine düştü. Aden limanını yıkarak meşru hükümetin nefes alabileceği, çıkış noktasını kilitlemiş oldu. Dış hat uçuşlarının yapılmasını imkansız hale getirecek şekilde Aden Havaalanını tahrip etti. Aden’de milisleri aracılığıyla kargaşa yayarak kendi keyfi müdahaleleri için uygun zemin oluşturmaya çalıştı. Oysa Aden zaten Yemen’in meşru güçlerinin elindeydi. Burada sayısız suikast timi kurarak önemli kanaat önderi veya siyasi figürü öldürttü. Yemen Hava Yollarına ait uçakların Aden havalimanında gece bekletilmesini yasakladı ve Mukalla’daki al-Rayyan havaalanını da tahrip ederek kendi askeri kampına ve hapishanesine dönüştürdü. Mocha limanı halen onun işgali alında ve genel olarak Yemen gazı ve petrolünün ihracatını engelleyerek aslında savaşını öncelikli olarak Yemen’in meşru güçlerine karşı sürdürmüş oldu. Yetmedi.

Sokotra Adasını işgal etti ve silahlı milislerini oradaki yerel yönetimi ele geçirmeye teşvik etti ve oranın resmi, meşru valisini sınır dışı etti. Bu müdahalesinin orada bulunan istikrarı bozucu herhangi bir unsura, mesela Husilere karşı mücadele adına izah edilebilecek hiçbir yanı yoktu, çünkü orada ne Husi ne de Sokotra sakinlerinin dışında hiçbir unsur yoktu. Olay tam bir işgalden ibaret.

Bu arada Husilerle ilişkisi kendi koalisyon ortaklarına da tam bir ihanet halinde. Husilere insansız hava araçları dahil çeşitli silahlarla para sağladığı kanıtlamış durumda, uçakları ise resmen desteklemek durumunda olduğu Yemen ordusunu birçok kez güya yanlışlıkla vurdu, binlercesini öldürdü ve yaraladı. Ne tesadüfse bu her yanlış bombalama Yemen ordusunun Husilere karşı canalıcı darbeyi vurma hamlelerini engellemiş oluyordu.

Yemen’de Koalisyonun küçük ortağı aslında büyük ortaktan çok daha faal ve orada sorunun derinleşmesine çok daha fazla katkı yapıyor. Bunları yaparken SA’ı da aslında uzun vadede ciddi bir batağın içine daha fazla çekmiş, bir çok alanda ona da ihanet etmiş oluyor. Ancak büyük ortak SA’nın Yemen’de olup bitenlerin ahlaki ve hukuki sorumluluğunu taşıması mukadder. Ne zaman meşru hükümet Güvenlik Konseyi’nden BAE’yi koalisyondan çıkarmasını istese, SA arabuluculuk yaparak talebin geri çekilmesini sağlıyor. Sokotra’nın BAE’nin işgaline geçmesi SA’nın göz yumması ve izin vermesi olmadan gerçekleşemezdi, çünkü orası anlaşma gereği onun kontrolündeydi. Doğrusu en son Riyad Anlaşmasıyla temin edilmiş bir çok gelişme var ama bu maddelerin uygulanması hususunda SA’nın hiçbir ısrarı bulunmadığı için mevcut durum öylece devam ediyor.

Oysa mevcut durum her geçen gün koalisyon adına ciddi insan hakkı ihlallerinin biriktiği bir durum oluşturuyor. Bu durumdan belki BAE kendi siyaseti açısından ciddi bir yarar görüyor olabiliyor ama SA için gelecekte karşısına çıkacak çok ciddi sorunlar biriktiriyor.

Baştaki sorumuza dönersek, Yemen’de sorunu bitirmek aslında hiç de zor değil. Özellikle şimdilerde Yemen’in bütün tarafları kendi aralarında toprak bütünlüğüne sahip, bağımsız, istikrarlı ve uzlaşmış bir Yemen’i inşa etme hususunda çok daha fazla istekliler. Şu anda bu istikrarı temin etmenin ilk koşulu artık aradan kurtarıcıların çıkmasından başkası değil.

Yemen’de Meşruiyet yanlıları, Husiler, Zeydiler, İslahçılar veya Mutemer Partisi yanlılarının hepsi Yemen’in asli unsuru ve hepsinin birbirlerinin hukukunu, varlığını tanıyarak, bir milli diyalog esasında biraraya gelmesi mümkün.

Kimsenin kimseyi imha etmesi mümkün değil. Bir kesimin diğerleri üzerinde zorla tahakküm kurmasının götüreceği yerin istikrarsızlık ve istibdat olduğunu herkes biliyor ve görüyor.

Çözüm, herkesin birbirini tanıması ve hukukunu kabul etmesi, karşılıklı saygı çerçevesinde bir Yemen Milli diyalog zemininin kurulması.

Görebildiğimiz kadarıyla şu anda Husiler de dahil olmak üzere Yemen’in bütün tarafları bu çözüme hazırlar.

İlk adım Yemen’e kurtarmak için girmiş olan koalisyonun, girerkenki vaadine geri dönmesi ve bu diyalog taraflarının arasından çekilmesidir.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: