Prof. Dr. Yasin AKTAY

Ucuz taktikler, katledilen gerçekler

Saddam”ı 11 Eylül saldırılarından sorumlu tutan, bu sorumluluk için gereken delilleri bulamayınca kitle imha silahlarına sahip olmak dolayısıyla devirmeyi hedef alan ABD saldırısının ve işgalinin üzerinden 11 yıl geçti.

Sonradan Bush yönetiminin bu savaşı başlatabilmek için delilleri uydurmuş olduğu bir skandal olarak ortaya çıktı, ama olan olmuştu artık. Savaş bütün sonuçlarıyla Irak”ı etkisi altına almaya devam ederken, ilk etkilediği ve tahrip ettiği şey gerçekler oldu.

Başta savaş 11 Eylül saldırılarıyla ilişkilendirilip gerekçelendirildi, ama ortada Saddam”ın bu saldırılarla ilişkisine dair hiç bir bulgu olmadığı halde, ABD”nin bu gerekçeyle adeta her şeyi yapma hakkı de facto kabul ediliyordu. 11 Eylül saldırılarının yarattığı mağduriyet, ABD”ye gerçekleri de istediği gibi çarpıtma hakkı veriyordu.

ABD”nin kendi mağduriyetine ceza olarak yanlış muhataba kestiği ceza, cezanın asıl muhatabı olması beklenen El-Kaide için gökte aradığı fırsatları yerde altın tepsilerde sunmaya başladı. ABD”nin El-Kaide”yi yok etmek için harekete geçmiş savaş makinası 9 yılın sonunda bütün Irak”ı El-Kaide”nin istediği gibi cirit atabildiği bir yere dönüştürerek çekilmek durumunda kaldı.

Hakkını yemeyelim, sadece El-Kaide”ye değil, resmi yönetimini Maliki üzerinden oldu. İsterseniz olaydaki ironiye takılıp kalabilirsiniz ki, 11 yılın sonunda Irak, ABD”nin, daha önce hiç birinin esamisinin okunmadığı iki baş düşmanı El-Kaide ve İran tarafından paylaşılma noktasına gelmiş oldu.

O savaşta da Saddam”ın ne kadar tehlikeli bir komşu olduğuna ikna etmeye çalışan ABD yönetimi, Türkiye”yi de kendisiyle birlikte savaşa sokmaya çalıştı. Allah”tan Türkiye”nin demokrasi süreci işliyordu ve toplumun ortak aklı, sağduyusu belirleyici oldu ve Türkiye gerçekleri katlederek başlangıç yapmış olan o savaştan geri durdu.

Bugün önümüze bir anda IŞİD”i öncelikli düşman olarak koyanların da yolu aynı yerden geçiyor. Bizi savaşa katılmayı sağlayacak davetiyeyi PKK”nın sokak terörüyle gönderiyorlar. Sokak terörüyle, bize Türkiye”nin IŞİD”e karşı koymak üzere seferber olması gerektiği mesajı yolluyorlar.

Mesajın taşıyıcısı mesajın bizatihi kendisi olduğuna göre, davet edildiğimiz bu savaşın Türkiye”ye hiç bir hayrı olmadığı ortada. Bu savaş Türkiye”ye tuzaktan başka bir şey vaat etmiyor. Bu savaş, davet edildiğimiz haliyle Türkiye ile bölge halkları arasında aşılmaz duvarlar, telafi edilemez kırgınlıklar ve düşmanlıklar ekmekten başka bir amaca hizmet etmez.

IŞİD”i Türkiye”nin desteklediğini utanmadan söylüyorlar. Türkiye”yi IŞİD”e karşı kışkırtmak için kendini kanıtlama pozisyonuna düşürmeye yönelik ucuz bir taktik bu. Türkiye IŞİD”le bağı olmadığını göstermek için bu dolduruşla Kobani”den olaya dalacak.

Bunlar ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar. IŞİD”in ne olduğunu da, kendi niyetlerini de elbette iyi biliyorlar. O yüzden sözümüz tabii ki onlara değil, ama bu ucuz taktikten kafası bulanabileceklere. Hatırlatalım ki, IŞİD Türkiye”de değil, 11 yıldır bilhassa Amerika ve İngiltere”nin başını çektiği koalisyon tarafından veya o koalisyonun kurup gözettiği hükümetler ve askeri güçler tarafından yönetilmekte olan Irak”ta doğup palazlanıp bugünlere gelmiş bulunuyor.

Bugün IŞİD denilen örgütün kullandığı silahlar arasında bir tane bile Türkiye mermisi yok ama bolca Amerikan, İngiliz, Fransız ve Çin silahı mevcut. Türkiye”yi IŞİD”le ilişkilendirmeye kalkanların önce bunun hesabını vermesi gerekiyor.

Türkiye”nin IŞİD”e verdiği destek için baştan beri bazı IŞİD militanlarının Türkiye hastanelerinde tedavi edildiğiyle ilgili iddialar bolca dile geliyor. Oysa bu iddiaları dile getirenlerin bunu bir suçlama konusu olarak zikretmeden önce kendilerine bakıp utanmaları gerekiyor. Hastaneye yolu düşen hasta ve yaralının dinine, cinsine, siciline bakmak herşeyden önce insanlık dışı bir tavır. Doktorların Hipokrat yemini kimi tedavi edeceklerine bakmamalarını şart koşar.

Türkiye”nin hastanelerinden tedavi görmek üzere kaç IŞİD militanı geçmiş bilemiyoruz, ama yüzlerce PKK veya PYD militanının geçmiş olduğunu artık kesin olarak biliyoruz ve bu savunulması gereken bir suç değil, gurur duyulması gereken bir olağan tedavi etiğidir.

Bu suçlamayı yapanların var olduğu bir dünya, esas öyle bir dünya utanılası bir dünyadır.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: