Prof. Dr. Yasin AKTAY

Türkiye”nin “Kürt Sorunu” Hafızası

Gazi Üniversitesi Öğretim üyelerinden değerli bilim adamı Hüseyin Yayman”ın hazırladığı “Şark Meselesinden Demokratik Açılıma Türkiye”nin Kürt Sorunu Hafızası” başlıklı kapsamlı rapor SETA Vakfı”nın düzenlediği kokteylle tanıtıldı.

Türkiye”nin kendi sorunlarına bir hafıza yoklaması eşliğinde bakmanın iyi oturmuş bir geleneği yok. Hafıza dediğimizde, derinlerde bir vesileyle ve bir anda oluşmuş bazı duyguların bütün zamanlar için geçerli sayılmak üzere dondurulduğu bir sabiteyi anlıyoruz. Bu “an”ın ne evveli ne sonrası bizim için önemli olmayabiliyor.

Oysa her an gibi Kürt sorununu sorun olarak bize benimsetmiş olan anın evveli ve ahiri var. Oralara gittiğimizde sorunun gerçek boyutlarıyla yüzleşme şansımız oluyor. Bunu yaptığımızda biraz sorunla ama daha ziyade kendimizle de yüzleşmemiz mümkün oluyor. Sorunların ezeli ve ebedi şeyler değil aşılabilir ve hatta aşılması gereken arızalar olduğunu daha iyi anlıyoruz. Ama bunun için zihnimizde dondurmuş olduğumuz o sabiteyi esnetmemiz, onu aşmamız gerekiyor.

Hüseyin Yayman, bu çerçevede çok hayırlı bir iş yapmış. Hafızamızı kurcalamış, her gün kendisiyle oturup kalktığımız, hayatımızın bir parçası haline gelmiş olan Kürt sorunu ile ilgili başlangıcından itibaren Türkiye”nin devlet veya sivil kesimlerinin neler düşünmüş olduğunun kaydını tutmuş. Bunu da Kürt sorunu üzerine şimdiye kadar devletin farklı birimlerinin (Asker, hükümet, devlet), siyasi partilerin ve sivil toplum teşekküllerinin yazmış oldukları raporların hepsini (toplamı 70 adet) bir araya getirerek, bütün bu raporların oluşum bağlamı ve dönemsel olarak yaptıkları vurgular üzerine bir söylem analiziyle yapmış. Ne çok rapor yazılmış konuyla ilgili, ama aynı zamanda ne kadar da uzak durulmuş konunun teşhisinden… Konunun adlı adınca teşhisi bile bu kadar rapora rağmen epey zaman almış…

Türkiye”nin Kürt sorunu Hafızası yoklandığında sorunla ilgili en fazla raporun CHP”liler tarafından yazılmış olduğu görülüyor, ancak yine sorunu çözmek yerine en fazla derinleştiren ve hatta çözümsüz hale getiren siyasetler de CHP”liler tarafından uygulanmış. Tek parti döneminde uygulanan inkarcı politikalar eşliğinde, Şark meselesi olarak değinilen soruna salt asayiş sorunu olarak yaklaşılmıştır. Böyle yaklaşılınca da “Kürt halkının hafızası”nda derin evlat acılarını kazımaya devam etmiş.

DP sorunu asayiş mantığıyla ele almayıp, bölgeye büyük bayındırlık ve imar yatırımları getirmiştir. DP döneminde sağlanan normalleşme Kürt sorununa da yansımıştır. DP dönemini en iyi özetleyecek olgu, tek parti döneminde sürgün edilen şahsiyetlerin bir kısmının DP”den vekil olması gerçekliğidir.

1990”lı yıllarda siyasette etkisini artıran sivilleşme söylemlerine rağmen, sorunla yüzleşmede siyasi ve askeri unsurlar daha fazla iç içe geçmiş, sorun adeta tüm yönleriyle güvenlikçi paradigmaya teslim edilmiştir. Bu dönem-de uygulanan sert tedbirler sonraki yıllarda sorunun kendisinden daha bü-yük bir probleme yol açmıştır.

2000”li yıllarda başlayan demokratikleşme çabaları, AK Parti iktidarıyla yeni bir ivme kazanmıştır. AK Parti”nin başlattığı ”Demokratik Açılım” sü-reciyle Kürt sorunu tarihte görülmemiş biçimde ülke gündemine girerken, toplum sorunla ilk defa bu ölçüde yüzleşmeye başlamıştır.

Yayman”ın kapsamlı hafıza raporu, sorunun çözümünde nereden nereye gelmiş olduğumuzu ortaya koyan bir çalışma aynı zamanda. Ama aynı zamanda gelmiş olduğumuz bu noktadaki gecikmenin sorunun apayrı bir boyutunu oluşturduğunu da tespit ediyor:

“Çözüm için zamanında adım atılmadığından, sonraki yıllarda yapılan hamlelerin tesiri düşük kalıyor ve sorun bu yüzden giderek kaotik hale geldi.” O yüzden bugün demokratik açılım konusunda kat edilmiş bütün mesafe bu gecikmişliğin yol açtığı atmosfer dolayısıyla aksi yönde bir propaganda için bir fırsat oluşturabiliyor.

Sorunun çözümüne daha fazla yaklaşıldıkça, kendilerini Kürt sorunuyla var eden siyasetçilerin daha da radikalleşerek çözüm alanından uzaklaşmaları da dikkat çekici bir hal alıyor. Bu siyasetçilerin mutlaka kendi hafızaları da vardır ama Türkiye”nin Kürt sorunu Hafızası”na da bir göz atmaları ayrı bir vicdani sorumluluk olmalı.

Geçtiğimiz hafta Stratejik Düşünce Enstitüsü bir Kürt Sorunu raporu yayımlamıştı. Bu hafta SETA”nın bu raporu ile birlikte TÜSİAD”ın Kürt sorununun çözümüne dair radikal öneriler de içeren yeni Anayasa taslağı yayımlanmış oldu.

Türkiye bütün unsurlarıyla sorunların çözümüne bu kadar istekli olduğunu göstermekteyken, Kürt siyasetçilerinin daha da radikalleşmesi ve bu olumlu havanın aksine ortamı zorlamaları hiç de Kürt insanının hayrına alamet değil.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: