Prof. Dr. Yasin AKTAY

Türkiye yapar, birileri de ileri-geri konuşur

Türkiye’nin üç gün önce başlattığı Barış Pınarları harekatı konusunda haklılığı tartışılmaz. Yıllardır mustarip olduğu, ülkesinin siviline, askerine, çoluğuna çocuğuna yıllardır silah sıkan bir terör örgütünün sınırının hemen yanıbaşında bir devlete yetecek kadar silahla donatılarak konuşlanmasına hiçbir ülke göz yumamaz. Böyle bir oluşumun Türkiye için gerçek bir tehdit olduğu apaçık ve Türkiye kendi ülke bütünlüğünü, istikrarını ve güvenliğini korumak için kendini savunma hakkını kullanıyor, bu tartışılamaz.


Ayrıca bu oluşum sadece Türkiye’yi tehdit etmiyor, bölgeye ABD silahı ve desteğiyle zorla yerleştirilmek suretiyle yarattığı terör yüzünden Türkiye’ye çok sayıda insanın iltica etmesine yol açmış durumda.

Birileri burada PYD’ye bir hediye vermek istiyorsa bunu bari başka kimseyi rahatsız etmeden, başka mağdur, mazlum, yerinden yurdundan zorla koparılmış, etnik temizliğe tabi tutulmuş bir halk yaratmadan yapsın. Kimse başka halkların mağduriyeti üzerinden başka halklara lütufta bulunmaya kalkmasın.

Neticede tehcir edilmiş halklar sorunu Suriye içinde ayrı bir sorun, ama bunun faturasını tek başına Türkiye’nin ödemek zorunda kalması da ayrı bir sorun. Hepsinin toplamından Türkiye’ye bu bölgedeki oluşumlara müdahale hakkı doğuyor.

Türkiye’nin bu hakkını görmezden gelip Barış Pınarları harekatına tepki verenlerin haline bakıldığında hepsinin Suriye’de ve dünyanın her tarafında dökülen kanların suç ortaklığı ifşa oluyor. Kınayanlar, suçlayanlar, kendi hallerine bakmadan bunu yaptıklarında zaten dünyamızın düzeninin neden bu kadar çarpık bir durumda olduğunu da göstermiş oluyorlar. Düşünebiliyor musunuz? İsrail, Türkiye’yi “Kürt bölgelerini işgal etmekle” suçluyor. İşgalin en iğrencinin, en yüzsüzünün en pişkininin modeli olması yetmiyor, kafalarından zaten Suriye toprağını önce “Kürt ülkesi” olarak işgal etmişler bile. Türkiye’nin bölgede etnik temizlik yapma ihtimali konusundaki kaygılarını da ifade ediyorlar. Neymiş? İsrail Kürtleri Türkiye’den daha çok seviyor, onlara daha büyük merhamet duyuyor. Merhametiniz batsın. Sizin merhametinize bel bağlayacak hiçbir şerefli Kürt evladı yoktur.

Fransa Başbakanı Makron, ABD’li Kongre üyeleri gibi Türkiye’nin yıllardır Suriye’deki kargaşa yüzünden yaşadıklarını görmezden gelerek “Türkiye uluslararası toplumun Suriye’deki önceliğinin IŞİD ve terörizmle mücadele etmek olduğunu unutuyor” olduğunu söylemiş ve eklemiş: “Türkiye milyonlarca kişiyi etkileyebilecek bir insani sorun yaratmak üzere. Bu da IŞİD’in tekrardan bir halifelik kurmasını sağlar.”

Doğrusu bu sözler şecaat arz ederken (tehdit ederken) sirkatini söyleyen Fransız’ın sözleri gibi. Türkiye’yi yolundan caydırmak isterken aslında IŞİD’in ipini tekrar salıp Türkiye’nin başına bela edebilme kapasitesini de itiraf ediyor. Sayın Macron, Türkiye’deki 3,6 milyon; Lübnan ve Ürdün’deki 3 milyon; Almanya’daki 1,2 milyon Suriyeli hangi şartlardan dolayı göç etmek zorunda kaldılar? Suriye’de şimdiye kadar ısrar edilen politikalarınız yüzünden değil mi? Türkiye bu sorundan etkileneceği kadar etkileniyor zaten ve bu soruna daha kalıcı çözüm için şimdi Barış Pınarlarını akıtıyor. Siz rahat olun, Türkiye’nin müdahalesi sizinki gibi sorun üretmez, sorun çözer, öldürmez yaşatır.

ARAP BİRLİĞİ NİHAYET ARAP OLDUĞUNU HATIRLADI, AMA…

Daha trajikomik tepkiler sıralamasında kabul etmeliyiz ki, Mısır ve Arap Birliği’nin açıklamaları başı çekiyor. Kendi ülkesinde yaptığı darbeyle kendi halkını katleden, bütün özgür düşünen vatandaşlarını zindanlara tıkmış olan ve ülkesini İsrail’e ve dış güçlere peşkeş çeken Sisi adına Mısır Dışişleri Bakanlığı “Türkiye’nin Suriye’deki saldırganlığını en sert şekilde kınıyoruz. Bu, kardeş bir Arap devletinin ulusal egemenliğine yapılmış küstahça ve kabul edilemez bir saldırıdır” demiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sözleri “kınasan ne yazar, kınamasan ne yazar” diye iade etti gerçi ama, işin daha garibi Mısır’ın şu anda Libya içinde oynamakta olduğu rolün gözardı edilmesi. Bir ulusal mutabakat ortamı oluşmuş, Libya halkı tam kendi geleceğine karar verme yolunda ilerlerken destekledikleri eski General Hafter’e darbe yaptırıp Libya’nın önemli bir kısmını işgal ederek tam bir kaosa sürükleyen Sisi, Türkiye’nin Suriye’deki en haklı en meşru müdahalesini kınıyor. Erdoğan’ın dediği gibi, “kınasan ne olur, kınamasan ne olur”, senin irabtan mahallin mi kalmış?

Bunun bile daha garibi bu tepkinin Arap dünyası veya Birliği adına konuyor olması. Neymiş? Türkiye bir kardeş Arap ülkesinin egemenliğine saldırıda bulunuyormuş?

Şaka gibi. Birkaç basit soruyla acı acı gülelim isterseniz.

Kimmiş bu egemen Arap devleti? Suriye mi? Yahu yedi düvel orada, egemenliği mi kalmış?

Suriye’nin Araplığı mı ilgilendiriyor sizi? Yahu sizin Araplara ve Araplığa saygınız mı var? Suriye’nin kardeş Arap halkının yarısından fazlası sekiz yıldır ya öldürüyor, ya oraya buraya tehcir ediliyor, bunlar için ne yaptınız?

Onlara siz kör sağır kaldığınız halde sahip çıkan Türkiye’nin Arap olmadığını hatırlamıyorsunuz da şimdi ne yüzle hatırlıyorsunuz?

Hangi Arap ülkesi Suriye, Libya, Yemen ve Mısır’da canları, malları, evleri, onurları çiğnenen Araplar için ne yapıyor?

Üstelik Türkiye’nin müdahalesinin Arap kardeşlerimize bir saldırı değil, onların daha fazla etnik temizliğe maruz kalmalarını önleyen bir savunmalarıdır ve bizzat Suriyeli kardeşleriyle birlikte bu operasyonu yürütmektedir.

Arap Birliği, Arap kardeşlerine sahip çıkmayı gelsin Türkiye’den öğrensin.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: