Prof. Dr. Yasin AKTAY

Töre ve namus haberleri

8 Kasım”da yayımlanan Avrupa Birliği ilerleme raporunda bu sefer özellikle Güneydoğu”da namus ve töre adına işlenen suçlara, bilhassa cinayetlere ve intihar vakalarına değiniliyor. Ancak bu değiniye temkini elden bırakmayan ifadelerin eklenmesi dikkatlerden kaçmıyor: “Namus ve töre cinayetleriyle ilgili yeterince araştırma yok. Özellikle kızların istemedikleri kişilerle zorla evlendirilmeleri, doğurganlıkla ilgili haklarının ihlali bu intiharlara neden gibi görülüyor” “Yoksulluk, kentleşme ve yerinden edilme bu vakaların meydana geldiği ortamı oluşturuyor… Yine de bu şartların belirleyiciliği konusunda yeterince veri ve araştırma bulunmamaktadır”

Yeterince veri bulunmayan bu konularda, yine de AB makamları bir şeyler söyleme ihtiyacı hissetmişler. Nasıl hissetmesinler ki, açtıkları herhangi bir Türk gazetesinde, hemen her gün gördükleri haberler, doğu üzerine izledikleri her film, onları Doğu ve Güneydoğu”da insanların topyekûn kadınlara karşı seferber oldukları hissine rahatlıkla kaptırıyordur. Hele bütün bu haberlerde karşılaştıkları “töre” adında canavar bir aktör de var ki, bütün kötülüklerin anası. Güneydoğu”da insanlar bütün işlerini güçlerini bırakmış, töreler onlardan ne istiyorlarsa onu yerine getirmekle meşguller.

Dünyanın her yerinde cinayetler şu veya bu nedenle işlenir, Güneydoğu”da töreler adına işlenir. Dünyanın her yerinde adına “kıskançlık” denilen ve bal gibi hafifletici addedilen nedenlerle cinayetler, yaralama, zorla alıkoymalar, baskılar yaşanır, ama Doğu”da aynı şeyler töre ve namus gibi “ilkel değerler” adına yapılır. Üstelik Güneydoğu”da ne kadar kötülük varsa hepsi töreler adına yapılmaktadır. Kadına baskı, zorla evlendirme, kan davaları, cinayetler, gasplar… Yetmedi… Töreler isterse misilleme amaçlı olarak hırsızlık ve tecavüz bile yapılmaktadır.

İşte bir ay kadar önce gazetelere düşen haber: “Diyarbakır”ın en uzak, en yalnız, en çaresiz mezralarından Hevşiyan”da yaşayan 13 yaşındaki B., oğlunu evlendirdiği kızın bakire çıkmamasından ağabeyini sorumlu tutan bir adam tarafından kaçırıldı, aynı olayı yaşadıktan sonra evinin önüne bırakıldı.” Hürriyet gazetesinin aktardığı bir başka olayda “Muş”un Malazgirt İlçesi”ne bağlı Beşçatak Köyü”nde de bu kez 12 yaşındaki Z. M., aynı kaderi paylaştı, üstelik bu kez tecavüze yardım eden kadınlar da vardı!”

Düşünsenize bir. Bu sefer “töre” adına işlenen bir “namus cinayeti” değil sözkonusu olan, bütün ailenin, kadınıyla erkeğiyle, bir tecavüz olayını organize etmesi sözkonusu. Akıllara durgunluk veren bir iştir bu. Törelerin yazılı bir kanununun olmadığını biliriz de yine de sormadan edemiyoruz: hangi törede böyle bir cezalandırma biçimi olabilir? Hele töreler ile dini uygulamaların iç içe geçmiş olduğunun bilindiği Güneydoğu”da böyle bir misilleme biçimine hangi töre izin verebilir? Bu başka bir şey olmasın? Mesela tam da törelerin aslında iyice anlamsızlaşmış ve hatta tamamen etkisiz kalmış olmasıyla ilgili bir durum değil midir bu? Çünkü işleyen bir töre olsaydı, şöyle böyle mutlaka bir yerinden dinle ilgili olurdu ve İslam dini en kötü anlaşıldığı şekillerde bile tecavüze tecavüzle karşılık vermeyi, hani derler ya “aklından geçirmeye bile” izin vermez.

Hatta olayın diğer boyutlarını da düşünürsek, eğer töreler gerçekten biraz da olsa saf biçimleriyle işliyor olsa, tecavüz edilenlere dokunulmaz, buna mukabil ceza münhasıran tecavüz edenlere kesilmiş olurdu.

Esasen Güneydoğu”da olup bitenler arasında, her gün medyaya düşen bir sürü olayın töre başlığı altına sokulmasını iyi irdelemek gerekiyor. Her şeyden önce olup bitenlerin gazetelere “töre” başlığı altında girmesi en iyi ihtimalle cahilce bir aceleciliktir. Töre kavramını biraz bilen hiç kimse bu yapılanları işleyen hiçbir töreyle öyle kolay bağdaştıramaz.

Diğer yandan, aslında törelerin insan davranışlarını anlamlı bir şekilde belirleyecek bir düzeni de kalmamıştır. İnsanların kafalarında farklı töre algıları oluşabiliyor, bu algılar adına bir sürü iş yapılıyor. Ancak bu konuda da yeknesak bir töre ahlâkı kalmamıştır. Şehirleşme travmatik bir biçimde etkisini göstermiş ve eski ilişkileri yerle bir etmiştir. Ne ağanın ağalığı, ne şeyhin şeyhliği kalmıştır. Toplumsal roller modernleşmenin bu aşamasında iyice dağılmaya yüz tutmuştur. Kent içinde sürdürülemeyen eski törelerden akıllarda yarım yamalak kalan izler vardır. Ancak bunlar da modern kent toplumunda takip edilebilecek ve uygulanmadığında bir yaptırımı harekete geçirebilecek bir zeminden yoksundur.

Bunun bir zemini yoksa, her gün gazetelerde okuduğumuz onca olayın ardındaki “töre” de ne oluyor peki? AB”nin Türkiye”nin ilerlemesinin önünde olumsuz bir etken olarak raporladığı bu aktör (töre) hayatla ölüm arasında a”rafta kalmış bir hayaletten mi ibarettir? En azından birkaç yazıyı hak eden bu mevzuya sonra devam edelim.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: