Prof. Dr. Yasin AKTAY

Toplumsal talepler AK Parti”nin uhdesinde değildir

Başörtüsü sorununun çözümü için AK Parti heyetiyle görüşen CHP”liler kırmızı çizgilerini ortaya koymuşlar ama AK Partililerden şartları hususunda kesin söz alamadıkları için üniversitelerde başörtüsü sorununun çözümüne destek vermekten vazgeçmişler. CHP”lilerin destek için şart koştukları ve AK Partililerden almak istedikleri taahhütlerden birisi YÖK”ün kaldırılması, biri dokunulmazlıkların kaldırılması, bir diğeri de başörtüsüne serbestlik talebinin daha sonra ilk ve ortaöğretim ile kamu kuruluşlarında da dile getirilmemesi şeklinde duyuruldu.

Bu şartlar yeni değil tabi, CHP”lilerin hükümetle hemen her uzlaşma veya siyaset ortamını şartlara bağlayarak aşındırması CHP”nin tipik siyasetsizlik modeli. Diğer konularda neyse de hak ve hürriyetler hususunda işi her seferinde pazarlığa bağlıyor olması bir siyasi parti olarak eninde sonunda faturasını çok ağır ödeyeceği bir konudur. Hatırlatan çok olmuştur ama her vesileyle tekrar hatırlatmakta yine de fayda vardır.

Esasen yasal hiçbir zemini bulunmayan başörtüsü yasağını şimdiye kadar arka bahçesi olarak kullanma yolunu bir şekilde bulduğu hukuk ve askeri bürokrasinin gücü dolayısıyla sürdürebiliyordu. O yüzden CHP”nin içinde bulunmadığı bir uzlaşma şimdiye kadar fiilen geçerlilik kazanamıyordu. CHP de faşizan bir uygulamaya fiilen hukuki bir destek bulduğu için kendi ayırımcı-islamofobik ve nefretçi yaklaşımını iyi kötü savunabiliyordu.

Oysa yargının CHP”nin arka bahçesi olma keyfiyeti hızla kaybolduğu için bundan sonra CHP”nin bu yaklaşımını savunması o kadar kolay olmayacak. Tarih buna rağmen CHP”ye hak etmediği bir fırsat sunuyor. Kendi onayına hiç ihtiyaç kalmamış olduğu halde çözümün yanında durma fırsatı veriyor. Bu fırsatı değerlendirmeyi bile beceremiyor, belki de ilahi adalet bunu gerektiriyordur. Bilemeyiz.

Başörtüsü yasağı şu veya bu aşamada sürdürülmesi imkansız bir uygulama halini almıştır. CHP istese de istemese de çözüm yoluna girmiştir. Bunun için bir yasal düzenlemeye de hiç gerek yoktur. Mevcut yasalarımızda zaten yasaklayıcı bir amir hüküm bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin “yasaklama” gibi bir yetkisi bulunmamaktadır ve zaten yasak anlamı da sadece 1989 yılında aldığı bir kararının gerekçesinde bulunmaktadır. Dolayısıyla bu yasağı askıya almakla Anayasa Mahkemesine diklenmek gibi bir gereklilik de bulunmamaktadır. Nitekim YÖK”ün aldığı kararla uygulamaya keyfi olarak konulan yasağı kaldırmak için esasen YÖK”ün aldığı karar da yeterlidir. Daha ötesine girişmenin hiçbir gereği yok.

Buna karşılık CHP”nin çözüme destek için koştuğu “taahhüt” şartının nasıl tuhaf bir zihniyeti ortaya koyduğunu geçmemek gerekiyor. İki tür taahhüt isteniyor. Birincisi üniversitelere girmelerine “izin verilecek” olan başörtülülerin, başı örtüsüzlere baskı yapmaması konusunda bir taahhüt. Neresinden bakarsanız tuhaf, hastalıklı, acınası bir zavallılığın ürünü bir talep. Yıllardır hakları gasp edilenlere hakları “lütfen” iade edilirken başkalarına aynı zulmü yapmamaları isteniyor. Bir tür intikam ve misilleme korkusu ile söylenmiş bir söz deyip geçelim mi bunu?

Geçelim tabi, çünkü gerçekten bu sözün muhatabı kim, taahhüdü kim verecek, kim hangi hakla böyle bir taahhüdü kimden isteyebilir gibi sorulara yol açtıkça insanın çileden çıkmaması mümkün değil.

Diğer taahhüt talebi de bundan daha az tuhaf değil. Üniversitelerde izin verilmesine verilecek ama bunun karşılığında bir de “ilk ve ortaokullarda veya kamu kuruluşlarında çalışanların da başörtülü olarak çalışmaları talebinde bulunulmayacak!”

Bir siyasi pazarlıkta böyle bir şartın ileri sürülmesi siyasetin hangi düzeylerde gezdiğine yeterince ışık tutuyor, ama Allah”tan bu konuda CHP”lilerin istediği taahhüdü AK Partililer vermemiş de aranan mutabakat sağlanamamış. Allah akıl fikir versin. AK Parti bu konunun taahhüdünü nasıl versin ki? Bugünün veya yarının toplumsal talepleri AK Parti”nin uhdesinde midir? AK Parti böyle bir taahhütte bulundu diyelim, yarın AK Parti ile hiçbir ilgisi olmayan milyonlarca insan böyle bir talepte bulunsa taahhüdü bozan AK Parti mi olmuş olacak?

Toplum dinamik bir varlığa sahiptir. Bugün çok lüks görünen bazı konular gelecekte karşı konulmaz kitlelerin ısrarla yoğunlaştıkları taleplere dönüşebilir. Bugünden yarının insanının talepleri üzerine bir ipotek konulabilir mi? AK Partinin kendisi bugün o tür talepleri hiçbir şekilde karşılamaya yanaşmıyor da olabilir. Peki, bu talepleri siyasiler nereye kadar görmezden gelebilir?

“Şunu versek bunu da isterler” türlü mülk sahipliği kibrinden vazgeçme zamanı gelmiştir artık. Kim kime ne veriyor? Demokratik siyaset hakların birileri tarafından “lütfen” verildiği bir zemini giderek geçersiz kılıyor. Haklar ve özgürlükleri pazarlık konusu haline getirenler giderek siyaset sürecinin ve tarihinin dışına düşüyorlar. Konunun muhatabı sürecin ve tarihin içinde kalanlardır.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: