Prof. Dr. Yasin AKTAY

Tillo, İbrahim Hakkı Hz. ve Öğretmenler Günü

24 Kasım Öğretmenler Günü bu yıl içinde öğretmenlerin ve eğitim camiasının bir çok sorununun konuşulduğu bir ortamda kutlandı. Öğretmenlik gerçekten bir toplumun en önemli mesleklerinden biri. Diğer meslekler için de geçerli olmakla birlikte severek, özveriyle, sevda ile yapmanın çok daha önemli olduğu bir meslek. İnsanı eğiten, şekillendiren bu mesleğin icracıları bu işi aşktan, hevesten, heyecandan, idealizmden yoksun olarak yaptıklarında, olayı sadece bir ekmek kapısı olarak görüp değerlendirdiğinde bunun gelecek nesillere olduğu gibi yansıması da kaçınılmaz oluyor. Böyle insanların doldurduğu bir eğitim sisteminden yüksek seciyeli, güçlü nesillerin yetişmesi doğal olarak mümkün olmaz.

Doğrusu Türkiye”de mesleğini severek, inanarak yapma konusunda başka ülkelere nazaran iyi bir durumda olduğumuzu söylemek zor. Daha kötüsü mesleklerini adeta nefret ederek yapma konusunda ne yazık ki, başka ülkelere fark atabilecek durumdayız. Meslek ahlakımız, herkesin kendi mesleğini adeta önceden kararlaştırılmış bir ceza gibi hissedip icra ettiği bir seviyede. Oysa herkesin yaptığı mesleği bir tür ilahi görevlendirme gibi gördüğü bir püriten ahlak ve sorumluluk içinde yapması, toplumun genel sağlığı ve güvenliğinin gerektirdiği bir durum. Buna dair güçlü bir söylem ve heyecana bütün meslekler için ihtiyacımız olduğu çok açık.

Bu yıl atanamayan öğretmenlerden, atandığı halde göreviyle ilgili ciddi sorunlar yaşamakta olanlara, eşiyle ayrı düşmüş öğretmenlerden, kapanacağı ilan edilmiş olan dershanelerde çalışanlara kadar öğretmenlerin bir dizi dert ve hoşnutsuzluk ifade ettiği bir öğretmenler günü yaşadık. Bu öğretmenlerin hepsinin sorunları, üzerinde kafa yormaya değer, çözüm üretilmesi de elzem cinsten. Kuşkusuz öğretmenlerin de mesleği bir ibadet aşkıyla yapma sorumluluğu kadar, eğitim yönetiminden sorunlarına dair ciddi, diğergâm, ve hürmetli bir yaklaşım bekleme hakları da inkar edilemez.

Bu yıl öğretmenler gününü iki ay kadar önce Tillo”daki bir etkinlik vesilesiyle duyurduğum etkinliğe katılarak geçirdim. Hatırlarsanız “Yeni yılda doğan ilk güneş hocamın baş ucunu aydınlatmazsa, ben o güneşi neyleyim!” diyen Tillolu İbrahim Hakkı”nın, Fakirullah”a öğretmenlik hakkının bir ifadesi olarak geliştirdiği bir ışık düzeneğinin restorasyonundan bahsetmiştim.

Daha önce de dediğimiz gibi, kuşkusuz ışık hadisesi basit bir optik yansıtma hadisesinden ibaret değil. Bu hadiseden yansıyabilecek çok fazla mana vardır. Bu manaların başında Hoca-öğrenci ilişkisinin manevi derinliğine dair bir şahadet çağrısı vardır.

Siirt Valiliği ve Siirtliler Net”in girişimiyle hoca-öğrenci münasebetinin bu son derece zarif ifadesini öğretmenler gününün simgesi haline getiren bir girişim başlattı. Doğrusu öğretmenler günü güzel bir etkinlik olsa da öğretmen-öğrenci münasebetlerine dair güçlü hikayelerle muhtevalandırılmış olmadığı için çoğu durumda zorlama kutlama etkinliklerinden öteye gidemiyor. Oysa buna dair geleneğimizde bu türden ne kadar güzel hikayeler vardır. Bu tür hikayelerin öne çıkarılmasıyla bütün Türkiye”de bu günün daha anlamlı bir muhteva kazanabileceği kesindir. İbrahim Hakkı”nın hocasına karşı duyduğu muhabbetin bu şekildeki ifadesi, bilgi ve hikmet, borç ve vefa, sadakat ve gösteri arasındaki muhteşem dengeye dair çok önemli dersler içeriyor. Bu öğrenci ile hocası arasındaki ilişki basit bir bilgi alışverişi düzeyinden çok öteye geçmiştir.

Bir sivil girişim olarak Siirtliler Net”in innovatif yöneticisi Eyüp Güzel”in teklifiyle Siirt Valiliği bu yıldan itibaren öğretmenler günü kutlamalarını bu anlamlı hikaye etrafında Tillo”da yapmaya başladı. Buna bir başlangıç olarak yine innovatif bir ilave etkinlik olarak Siirtli yazarları Siirt”te okurlarıyla bir imza etkinliğinde buluşturdu. Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, duayen yerel gazeteci Cumhur Kılıççıoğlu, Emine Uçak-Erdoğan, Vadullah Taş, Serkan Tekin, Mesut Yılmaz gibi Siirtli yazarlar okurlarıyla yazarlık hikayelerini anlattıkları bir panelin ardından kitaplarını imzaladılar. Etkinlik Siirt valisi Ahmet Aydın”ın teşvik, destek ve himayeleri altında gerçekleşti.

Yeri gelmişken Siirt Valisi Ahmet Aydın hakkındaki izlenimimi de aktarmam lazım. Göreve geldiği günden itibaren olağanüstü bir hızla Siirt halkıyla kaynaşan ve yaptığı çok güzel jestler ve faaliyetlerle bir anda bir fark ortaya koyan Vali, bölgede görev yapan idarecilerin yaklaşımının ne kadar büyük bir fark ortaya koyabileceğini gösteren mükemmel bir örnek. Geldiği günden itibaren ziyaret etmediği kanaat önderi kalmamış olan Vali alabildiğine mütevazi kişiliğiyle devletin gülümseyen, şefkatli yüzünü temsil ediyor. Siirt için, Siirt”ta insanların hayat kalitesinin artırılması, sorunlarının çözümü, şehrin tanıtımı ve geliştirilmesi için sürekli arayış içinde olan Vali daha şimdiden bir dizi projeye imza atmış durumda.

Öğretmenler günü konuşmasında, hiç bir kompleks taşımadan, dağa çıkan çocuklara dair bir sorumluluk duyulması gerektiğini hatırlatan vali, şu veya bu nedenlerle dağa çıkan çocukların da bizim çocuklar olduğunu, onlara çıkmadan önce sergilenecek şefkatli bir yaklaşımla, hayata ve topluma tutunmalarını sağlamak üzere öğretmenlere önemli bir sorumluluk düştüğünü anlattı.

Siirtliler valilerini hayli sevmiş, bağırlarına basmış, her ile böyle vali tavsiye ediyorlar…

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: