Prof. Dr. Yasin AKTAY

Tezgahın kod adı: IŞİD

Türkiye kendi seçim süreciyle uğraşırken Suriye’de cereyan eden olayların zamanlaması Türkiye’nin bu meşgalesiyle yakından ilgili olduğunu gösteriyor. Seçim sonucunda oluşan parlamento dağılımı hükümet kurma işinin kısa sürede gerçekleşmeyeceği izlenimi veriyor. Bu da Türkiye ile ilgili hesapları olanların ellerini ovuşturuyor.

İsrail basınında siyasetçilerin “Türkiye’de AK Parti yönetimde olduğu sürece kendilerine rahat yüzü olmayacağı” alenen yazıldı.
Türkiye’de bir karar zafiyeti oluşturacağı farz edildiği için, yeni durumun kendilerini ne kadar sevindirdiğini hiç de gizlemiyorlar. İtalyan basını, yeni bin yılın Selahaddin Eyyübi’sinin durdurulduğu manşetini büyük bir sevinçle yazmış ve AK Parti’nin ve Recep Tayyip Erdoğan’ın kendileri için ne anlama geldiğini de böylece açığa vurmuştu. Hem AK Parti hem de Erdoğan nezdinde aslında nefret ettikleri şeyin kendi kimliğini bulmuş bir Türkiye olduğu da en net biçimde anlaşılıyor.

Şimdilik sevinçlerinin kursaklarında kalacağını söyleyelim. Çünkü mevcut durumda tek başına iktidar olamasa da AK Parti kurulacak hükümetlerde yine var olacak ve Türkiye, yükselişiyle, bağımsız ve onurlu duruşuyla kendilerini rahatsız etmeye devam edecek.

Bu arada Suriye sınırımızda ABD uçaklarının desteği ve kılavuzluğu altında tam bir yangından mal kaçırma operasyonları gerçekleşiyor. Bu telaş hali bölgede zaten bilip söylemekte olduğumuz ama gizlenen bir işbirliğini bütün boyutlarıyla ele veriyor. IŞİD, Esad rejimi ve PYD arasında başından beri yaşanmakta olan tavşan-tazı oyununa koalisyon güçlerinin hava saldırılarıyla verdiği destekle tezgahın bütün detayları ortaya çıkmaya başlıyor.

Önce PYD, baştan itibaren Esad rejimiyle hep koordineli çalıştı. Özgür Suriye Ordusu ile birlikte hareket ettiği kısa süre içinde bile hiç bir zaman Esad güçleriyle gerçek bir çatışma yaşamadı. O yüzden Esad rejimiyle hiç bir zaman karşı karşıya gelmedi.
IŞİD’inse ortaya çıktığı saatten itibaren büyüme ve güçlenme hızı arkasında büyük bir aklın ve yönetimin olduğunu gösteriyordu. Ancak yaptığı hiç bir şey iddia ettiği gibi ne İslam’la ne de kendine çalışan bir devletin aklıyla bağdaşmıyordu. İçinden çıktığını söylediği el-Kaide’yi yok ederek veya onu kendine tabi kılmaya çalışarak işe başladı. Muhalefet saflarında ortaya çıktığı halde şu ana kadar Esad rejimine karşı hiç bir kayda değer mücadelesi olmadı. Aksine bütün mücadelesi Esad’ın muhalifleriyle, bilhassa ÖSO’ya karşı gerçekleşti.

IŞİD, ÖSO’nun güç bela Esad rejiminden ele geçirdiği mevzilerin bir çoğunu teker teker aldı. Ele geçirdiği yerlerde dünyaya göstere göstere yaptığı katliamlarla, kendi şeytanlaştırılma sürecine büyük bir destek vermiş oldu. Şeytanlaştırma işleminin ardından gelen koalisyon (ABD) müdahalesi, 4 yıldır 500 bine yakın insanın kimyasal veya konvansiyonel silahlarla vahşice ölümüne on milyondan fazla insanın tehcirine yol açmış Esad’a karşı sergilediği sessizliğin kefaretini IŞİD’den çıkarır gibi davranıyor. Oysa IŞİD ile Esad arasında apaçık bir ittifak var. IŞİD vuruluyorsa zaten dolaylı olarak Esad vurulmuş oluyor denilebilir. Ama numara burada bitmiyor ki. IŞİD’e karşı mücadele adı altında aslında hedeflenen ve vurulan neticede sadece gerçek rejim muhalefeti yani ÖSO oluyor.
Amerikan bombardımanlarından IŞİD’in gerçek anlamda etkilendiğini söylemek zor.

Tel Abyad operasyonuyla birlikte açığa çıkan tezgah, IŞİD’in şu anda Esad ve koalisyon güçlerinin kontrolünde PYD’ye alan açmasıdır. Tezgah şöyle işliyor:

Alabildiğine şeytanlaştırılmış, kendi şeytanlaştırılmasına da bizzat kendisi gereken desteği vermiş olan IŞİD ile savaşmakla ABD’nin gözünde kahramanlaştırılan PYD her türlü desteği alıyor. PYD’nin girmesi gereken yere önce IŞİD, hiç bir mantığı ve gereği yokken saldırıyor ve ele geçiriyor, bir de bayrağını dikiyor. Belki bir kaç cinayet, katliam görüntüsünden sonra koalisyon güçlerinin hava desteği ile PYD güçlerine yol veriliyor. PYD’lilerin gelmesiyle IŞİD militanlarının bölgeyi terk etmesi bir oluyor.
PYD’nin ele geçirdiği yerde terör ve vahşet bakımından IŞİD’den asla geri kalmadığı bir gerçek, ama bunlar IŞİD’i şeytanlaştırma işlemini yürüten PR’cılar tarafından kolaylıkla gözardı ettirilebiliyor.

Bu oyunun aynısını Irak’ta PYD’nin rolünü İran destekli Şii milislere vererek oynuyorlar. Orada da çalıştıkları Şii milisler de tıpkı PYD gibi, insanlık tarihinin görebileceği en vahşi, en acımasız ve en insanlık dışı katliamlara, tecavüzlere imza atıyorlar. Ama bütün bu yaptıkları IŞİD’le mücadele hatırına gözardı edilebiliyor. Teröristlerden kendi çıkarlarına hizmet edenleri kolaylıkla özgürlük veya bağımsızlık savaşçısına dönüştürülebiliyor.

Neticede bir etnik temizlik ve bölge coğrafyasının yeniden dizaynı tehcirlerle, katliamlarla gerçekleştirilmiş oluyor. Bölgedeki dizaynın önemli bir gayesi de Türkiye ile Bölge arasında kalın bir izolasyon duvarı örmek. Belki de bir Selahaddin Eyyübi Rolünü yakıştırdıkları Türkiye’nin önünü böylece kesmek.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: