Prof. Dr. Yasin AKTAY

Tahrir notları

Biz burada Taksim”den tahrir çıkar mı çıkmaz mı, çıkarsa bu yol nereden geçer, nereye varır diye tartışaduralım, Tahrir”den Taksim bambaşka görünüyor. Tahmin edilebileceği gibi herkesin gözü Türkiye”de ve bu işin nereye varacağı konusunda merak içinde. Ama Taksim”den buraya akseden görüntülerin CNN, BBC veya el-Cezire taşıyor olsa da, onların bu görüntülerin altına veya üstüne yapıştırdıkları yorumu ayıklayarak alıyor insanlar.

CNN International”da Amanpour İbrahim Kalın”a yayında yaptığı hareketin bir benzerini de ertesi gün yayına aldığı Mısır Başbakanı Hişam Kandil”e yapıyor. Yayında “umut bağladığınız Türkiye”de olup bitenler sizleri endişelendiriyor mu? Ne de olsa sizde de 30 Haziran”da hükümete karşı büyük bir protesto hazırlığı var” derken İslam dünyasıyla ilgili bütün hayal ve beklentilerini bir sorunun içine bocalıyordu. Hişam Kandil de gayet soğukkanlı bir biçimde “endişeyi gerektirecek bir durum yok, bu tür olaylar bütün demokratik ülkelerde cereyan eder ve Türkiye bu olaylarla en iyi şekilde baş edecek durumdadır” diye karşılık veriyordu.

Türkiye”de olup bitenleri yabancı medyanın yansıtma şeklinden Mısır halkının büyük çoğunluğu Türkiye”ye dair değil, daha ziyade bizzat bu medyaya dair sonuçlar çıkarıyor. Mısır”da da medyaya güven alabildiğine zayıf. Seçimlerde oylar medyaya hakim olan havadan ve tercihlerden çok daha farklı bir şekilde dağılıyor. Durumu bir Mısırlı akademisyen şöyle ifade ediyor: “Gazetelere ve televizyonlara hakim olan havaya bakarsanız, ne İhvan”ın ne de selefilerin hiç oy almıyor olması lazımdı. Bu da İhvan”ın medyada çok zayıf olmasından buna mukabil toplumun derin kademelerinde çok iyi örgütlenmiş olmasından ileri geliyor.”

Aslında Kahire”ye geliş sebebimiz Stratejik Düşünce Enstitüsü ile El Ehram Demokrasi Dergisi işbirliğiyle çok önceden planlanmış ve Başbakanlık Kamu Diplomasi ile Yurtdışı Türkler Akraba Topluluğunun katılımıyla gerçekleştireceğimiz bir konferanstı. Konferans Türkiye ve Mısır”ın demokratikleşme tecrübeleri arasında karşılaştırmalı çalışmaların sunulacağı oturumlardan oluşuyordu. Ancak Taksim olayları bütün konferans boyunca bütün boyutlarıyla ele alınan en önemli konu oldu.

Şunu diyebilirim ki, Mısırlıların büyük çoğunluğu bu olaydan dolayı üzülüyor ama hepsi de hiçbir detay bilmese bile olayı Erdoğan”ın şahsına karşı ulusal ve uluslararası bir komplo olarak okuyorlar. Olaylarla ilgili soruları sorduklarında bile Erdoğan lehine bir şeyler duymaya daha fazla istekli olduklarını gizlemiyorlar. O yüzden uluslararası haber ajanslarının yansıttığı Türkiye manzarası başlıbaşına Erdoğan”a ve Türkiye”ye karşı bir suikast olarak algılanıyor.

Mısır bugünlerde farklı gerilimlere sahne oluyor. Mursi”nin liderliğine karşı 30 Haziran”da bütün muhalif partilerin katılımıyla büyük bir protesto gösterisine hazırlanılıyor. Bu gösterinin de çatışmalar dönüşebileceğine dair ciddi endişeler paylaşılıyor. Türkiye”ye dair bütün merak ve sorular bir yandan da Mısır gündemi için bir mesaj talep etmeye dönük oluyor. Mursi karşıtları AK Parti modelini sorarken bunun İhvan”ın Hürriyet ve Adalet Partisi”ne ne kadar uzak olduğunu duymak istiyorlar. Mursi taraftarları da Erdoğan”ın da geçmişte maruz kaldığı saldırıların bugün Mursi”nin maruz kalmakta olduğu eleştirilerle aynı türden olduğunu görmek veya göstermek istiyor. Aslında bu bağlamda birbirine muhalif de olsa her kesim için Erdoğan ve AK Parti böylece tartışmasız izlenebilecek bir model oluşturuyor. Tartışma bu modele kimin söylem ve pratiğiyle daha yakın olduğu üzerinde cereyan ediyor.

Demeç verdiğim televizyonlardan birinin muhabiri bana Mursi”ye oy verenlerin çoğunun okuma-yazma bilmeyen cahillerden olması dolayısıyla demokrasinin Mısır şartlarında işletilmesinin her zaman riskli olabileceğini ve bunun çözümünün ne olabileceğini sordu. Bir başkası ise her ne kadar Mursi”nin partisi oyların çoğunluğunu alacak olsa da, demokrasilerde sandığın her şey demek olmadığını anlattıktan sonra bu sorunun nasıl aşılacağını sordu. Türkiye”nin model olma özelliği halihazırda ulaşmış olduğu seviyenin yeterli ve mükemmel olmasından değil tabi, geçtiği yolların ibretlik yollar olmasından ileri geliyor. İşte Mısır”da bugün bütün sıcaklığıyla ifade edilen bu soruların cevapları için Türkiye”de alabildiğine açık yol izleri bulunuyor.

Mursi”ye muhalif etkili bir gazeteci, Mursi hakkında bütün gece boyunca epey eleştiri yaptıktan sonra halkın onu çok sevdiğini asıl sorunun da bu olduğunu anlattı. Tabi sevenler kadar sevmeyenler de var. Seçimlerde kazandığı takdirde yüz gün içinde trafik, su ve elektrik gibi bir sürü sorunu çözmüş olacağını vaat etmiş, örneğin. Ama yüz günün sonunda bırakınız çözmeyi sorunlar daha da derinleşmiş. Kahire”de her gün birkaç saat elektrik kesintisi oluyor. Etiyopya ile olan Nil havzası krizi dolayısıyla ciddi bir su sorunu da kapıya dayanmış bulunuyor. Aslında herkes bütün bu sorunların yüz gün içinde çözülemeyeceğini duymaya hazır, ama Mursi”nin bir süpermenin bile bu kadar kısa sürede çözemeyeceği sorunların çözümü için yüz günü telaffuz etmiş olması onun inandırıcılığı ve güvenilirliğine dair büyük bir açık oluşturuyor.

Tabi Mursi”ye yönelik en önemli eleştirilerden biri de cemaatinin (İhvan”ın) etkisinde haddinden fazla olması. Ülkeyi Hayrat Şatır”ın mı Mursi”nin mi idare ettiği bilinmiyor. Bütün bu sorunlar Türkiye örneğine herkesi her geçen gün daha fazla dönüp bakmaya sevk ediyor.

Hiç kuşku yok, Başbakan Erdoğan”ın nihayetinde Gezi Parkı taraflarıyla yaptığı görüşmeler yoluyla krizi çözme biçimi de tıpkı bütün dünyada olduğu gibi Mısır”da da Türkiye modelinin izlenebileceği yeni ve özgün bir alan açmış olacaktır.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: