Prof. Dr. Yasin AKTAY

Söyleme kışkırtma

Önce biri manşetten haber yapıldı, ardından çocuk yaşındaki çocuklara yönelik cinsel taciz veya tecavüz vakası haberleri art arda bütün Türkiye”den gelmeye başladı. Hepsi de sıraya dizilmiş, ortaya çıkmak için fırsat kolluyor gibiymiş. Bir yıl önce olmuş olaylar da yeni olmuş gibi, bütün detaylarıyla pornografik bir iştaha hitap eder gibi gazete sayfalarına serildi.

Olayların her biri insanın midesini kaldıracak iğrençlikte, insanoğlunun dünya yolculuğunda inebileceği en aşağı seviyelere dair örnekler veriyor. İnsanın bu kadar alçalabileceğini bilmek, insanın gerçeğine uyandırmak açısından belki iyi bir şey, ama ya bu olayların ifşaatında daha aşağılık bir başka pazarlama iştahı sözkonusuysa? İnsanın çok şey bilmesi veya görmesi çok mu iyi bir şey acaba? Kötülüğe şahit olanlar, kötülüğü kötülük olarak bilip ona karşı bir refleks geliştirebiliyorlarsa ne âlâ, ama ne yazık ki kötülüğün duyulması gözleri ve kulakları kirletiyor, vicdanı alıştırıyor, kötülüğü sıradanlaştırıyor. Bu haberlerin taşıyıcısı ve tellalı olarak iş görenler aynı zamanda bu tür olayların daha fazla mümkün hale gelebileceği ahlaki zemini toplumda hazırlayanlar değil mi? Çocuklara karşı sapıkça zevkleri normalleştiren cinsellik kültürünü yıllardır orasından burasından tahrik ve teşvik edenler kendileri değilmiş gibi şimdi bir anda en muhafazakâr aile söylemini satabiliyorlar.

Cinsel istismara uğramış çocuklara uğradıkları tecavüzden daha büyük istismar onların mağduriyetini politik kâra çeviren bu medya mütecavizlerinin istismarı oluyor. Bu olayda bir anda mütecavizlerin yanından sıyrılıp kendine çocuk haklarını savunanların yanında bir yeri garantilemeye çalışan açıkgözlülükleri de gözden kaçmıyor. Ortadaki tecavüzün savunanları varmış gibi bir de oradan üretilen kârlı pozisyon neresinden bakılırsa mütecaviz bir pozisyon.

Herkesi konuyu konuşmaya davet ediyorlar. Bu konuda herkesin işi ne? Kim bu konuyu konuşarak sorunun halline ne tür bir katkıda bulunmuş olacak? Konu konuşuldukça toplumun ar-haya perdesi o kadar yıpranıyor, vicdanı o kadar rahatlıyor, ama o ölçüde de kirleniyor. Bu tür vakalar giderek daha fazla sıradanlaşıyor, rutin toplum faaliyetleri olarak üzerindeki baskılar hafifliyor. Suçlunun özellikle bu çocuklara karşı suçlunun cürmü ölçüsünde teşhirinde fayda var, belki kendisi için değilse bile potansiyel suçlular için caydırıcı etkisi olur, ama ya bu teşhir daha ziyade suçun kendisinin reklamı ve sıradanlaşması etkisini daha fazla yapıyorsa, bunun üzerinde durmak gerekmez mi?

9-10 yıl kadar önce Batman”da bir anda göze batacak kadar yaygınlaşan olağan-dışı orandaki genç kadın intiharları üzerindeki araştırmalarımdan çıkan net sonuç şuydu: Bu intiharlara atfedilen hiçbir neden kendi başına belirleyici değildi, ne terör ne din ne aşiret baskısı… Asıl belirleyici olan bir önceki intiharın medyada yer alma biçiminin yarattığı reklam etkisi. İntihar haberi o kadar ilginç hikayeler ortaya çıkarıyordu ki, eğilimli olanların bu yola girmeleri için bu ciddi bir davetiye oluşturuyordu.

Konuşmaya bu kadar fazla teşvik ilginç bir modernlik takıntısı. Herkesin her şeyi her türlü baskıdan kurtularak konuşması veya bunun iyi bir şey olduğu tam bir hurafedir. Bir yanıyla da Katolik itiraf kültürünün bir sonucu olduğu üzerinde durulmuştur (Michel Foucault).

Oysa bu şekilde gündeme gelince konu konuşulmuş olmuyor, sadece herkes için hasmıyla hırlaşmak için yeni bir konu veya kavga alanı açılmış oluyor, o kadar. Konuşmaya davet edenlerin konuşmayı bildikleri yok, konuşma davetinden kast ettikleri de sadece insanların ense tıraşlarını görme arzusu.

Çocukların psikolojisiymiş, çocukların yaşadığı mağduriyetmiş, kimsenin bunları umursamıyor olduğunu bu vesileyle görmek çok üzücü. Yoksa konunun ehli tarafından ve sorunlara gerçekten köklü teşhis ve çözümler bulmak adına konuşulması, konuyu bir politik kavganın ve kârın alanı olmaktan uzak tutarak uzmanları veya ilgilileriyle konuşmak, konuşabilmek çok önemli.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: