Prof. Dr. Yasin AKTAY

Siyonizm ve faşizm

Başbakan Erdoğan”ın Viyana”da düzenlenen medeniyetler ittifakı toplantısında anti-semitizm ve faşizm ile siyonizmi aynı kategoride “insanlık suçu” olarak nitelemesine karşı gösterilen tepkiler bir hayli enteresan. Bu tepkilere bakıldığında meğer Siyonizm ak sütten çıkmış ak kaşık; benzerlerinden ayırt edilemeyecek masum bir milliyetçilikten ibaret bir şey oluyormuş.

Başbakanın sözlerine gelen en yumuşak tepkiler bile siyonizmin bugün İslam dünyasında hatta bütün dünyada ne musibetlere yol açmış bela bir milliyetçilik biçimi olduğunu teslim etmekle birlikte yine de ne faşizmle ne de anti-semitizmle bir tutulamayacağını ifade ediyorlar. Neden? Siyonizmin şu ana kadarki performansıyla faşizm veya anti-semitizmden nesi eksik kalmış da onlarla bir tutulması bu kadar çok kesimin nasırını acıtıyor?

Mevzubahis olan ırkçılıksa, Siyonizm özü itibariyle ırkçılıktan daha güçlü bir vurguya sahip değil. Yahudiliği bir ırk olarak telakki edip, bütün insanlığı bu ırkla olan ilişkisine göre dost ve düşman ilişkisine sokmuyor mu? Bu ırka ait kanı taşıdığını düşündüklerini dünyanın neresinde bulursa onları bir araya getirip Zion”da toplamaya çalışmıyor mu? Üstelik bu toplama orada binlerce yıldır yaşamakta olan insanları rahatsız etmek, yurtlarından sürmek, canlarına ve mülklerine kast etmek pahasına olmuyor mu?

İsrail devleti Siyonizm denilen milliyetçi ideolojinin bir ürünüdür ve bu devlet başından itibaren varlığını işgale, katliama, buralarda yaşamakta olanların rahatsız edilmesine borçlu. Normal şartlar altında Filistin topraklarında yaşayan insanların Yahudilerle hiçbir alıp veremeyecekleri yoktu. Filistinliler yüzyıllardır Yahudilerle de Hıristiyanlarla da sulh içinde yaşamış insanlar. Bir komşularının Yahudi olmasını hiç bir zaman dert etmiş insanlar değillerdir. Yani özde Yahudi düşmanı sayılamaz Filistinliler. Peki Yahudilerle bir arada yaşamayı hiç sorun etmeyen milyonlarca Filistinlinin bu topraklardan sürülmesi, sürülemeyenlerin toplama kampını aratmayan şartlarda yaşamaya mecbur bırakılması hangi ideolojinin eseridir?

İsrail, 1967 yılında işgal ettiği topraklarda kök salmaya devam ediyor. Bütün BM kararlarına rağmen, yayılmacı politikalarına devam ediyor. Bu esnada yüzyıllarca Yahudilerle hiç sorun yaşamamış, Yahudilere saldırmamış, onlara bir zarar vermemiş insanları katlediyor, arazilerine zorla el koyuyor, direnenlerini zindanlarına tıkıyor, her türlü düşmanlığı sergiliyor. Bunu da Siyonizm adına yapıyor.

Neymiş Siyonizm? Üstün olduğuna, dünyanın merkezinde olduğuna inandıkları bu ırka ait olanların 2500 sene önce bu topraklarda yaşıyor olması ve eninde sonunda bu topraklara tekrar dönmeleri gerektiği düşüncesi. Böyle bir düşüncenin neresi masum olabilir? Böyle bir ideolojiden, ırkçılıktan, nefretten, savaştan, katliamdan başka ne çıkabilir? Peki faşizm veya anti-semitizm bundan başka fazladan ne ihtiva ediyor da Siyonizm onlardan daha masum olsun?

Amerikan kongresinde Cumhuriyetçi ve Demokrat kanadın her ikisinden toplam 89 üye başbakan Erdoğan”a mektup yazarak Viyana”da Siyonizm hakkında sarf ettiği sözleri geri almaya davet etmiş. Hiç şaşılacak bir durum değil bu. Amerika”da seçimlere girilirken gerek Kongre gerek senato adaylarının büyük çoğunluğu Yahudi lobi örgütü AIPAC ile açıktan ilişkiye girerek bütün siyasetlerinde İsrail”e destek verme sözü verirler. İsrail”in haklı olup olmadığına bakılmaksızın her konuda İsrail”e destek verileceği sözünü almayı birçok aday seçilmenin en önemli şartlarından biri olarak görür.

Senatörlerin internet sayfalarına bir girin bakın, her birinin dış politikada Ortadoğu ve İsrail konusunda baştan itibaren sergilediği deklarasyon bu teslimiyeti açıkça ifade ediyor. Birçoğu gerçekten İsrail”e inandıkları için değil, Siyonistlerin şerrinden korktukları için bu teslimiyeti sergiliyor.

Aslında bir noktadan sonra bu bir Amerikan şehir efsanesi konusu haline gelmiş. Yahudi lobilerini karşılarına almaya cesaret edemeyen sıradan politikacılar baştan onlara teslim oluyorlar ve siyaset alanlarını alabildiğine daraltmış oluyorlar. Böylece İsrail”in her türlü haksız, ırkçı, işgalci, katliamcı, zalim, sömürgeci politikası kongre ve senato tarafından destek garantisine kavuşmuş oluyor.

Sadece bu açıdan bile Amerikan siyaseti Yahudi lobilerine esir olmuş, acınacak durumdadır. Kongre ve Senatonun işleyişine hakim olan bu lobi faaliyetlerinin ABD”yi daha demokratik kılmadığı çok açık, aksine tıpkı C. Wright Mills”in yıllar önce adını koyduğu gibi çok ağır bir demokrasi makyajı altında oligarşik iktidar seçkinleri tarafından yönetilen bir yalana indirgiyor. Mills”in bu seçkinler arasında göstermediği Siyonistler, sadece ABD”yi değil bütün dünyayı fesada boğacak şekilde çalışıyor bugün.

Irak”ın da Afganistan”ın da işgalinin ve orada milyonlarca insanın kanının dökülmesinin arkasındaki politik teoloji siyonizmden başkası değildir. İşte Halep işte arşın, dileyen bunu faşizmle veya antisemitizmle bir kıyaslasın.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: