Prof. Dr. Yasin AKTAY

Sisi’nin muhtaç olduğu meşruiyet baltacılardır, o da Libya’da yok

Kendi ülkesindeki sorunları boyunu aşmış olan Sisi’nin Türkiye’yi hedef alan açıklamalarının, Mısır’ın kendi gerçekliği göz önünde bulundurulduğunda ciddiye alınabilir bir tarafı yok. Mısır’ın kendisi için hiçbir şekilde sorun olmayan Libya topraklarında böyle bir maceraya girmesi aslında zaten pamuk ipliğiyle bağlı Sisi’nin siyasi intiharı anlamına geliyor. O yüzden şimdi soru Sisi’nin böyle bir intiharı neden göze alıp alamayacağı haline gelmiştir.

Yine de bu çıkışının sadece kendisiyle ilgili olmadığını, bu çıkıştan hemen sonra Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’dan gelen destek mesajlarıyla anlaşılmış oldu. Aslında her iki ülke öteden beri Sisi’ye Libya konusunda daha aktif olmak konusunda baskı yapıyorlardı. Doğrudan müdahale etmesini ve Libya’yı kendileri adına işgal etmesini istiyorlardı.

İslam ülkelerinde işgal ve darbe düzeni maalesef İslam dünyasının bu iki ülkesinin ortaya koyabildikleri tek model ve İslam dünyasının bugün asıl büyük sıkıntısıdır. Demokrasi korkusu onlara İslam dünyasının tamamını kan revan ortamına sürüklemeye azmettirmiş durumda. Sırf demokrasi olmasın, halkların bir iradesi ve hükmü olmasın diye sonuna kadar kaos düzenini tercih edebiliyorlar.

Yemen’i ne hale getirdikleri ortada. İran’ın desteklediği Husilerin darbesinden kurtarmak adına giriştikleri kararlılık fırtınası, bir türlü dinmeyen bir kaos ve işgal uygulamasına dönüşmüş durumda. En son Sukatra adası SA’nın gözetiminde BAE’nin işgal birliklerine adeta teslim edilmiş oldu. Masum Yemen halkı ilk zamanlar Husilere karşı kurtarıcı olur diye umutla yaklaştığı bu koalisyonu alkışladığı güne lanet eder hale gelmiş durumda. Şu anda Husi tehlikesi tamamen önemsiz bir tehlike haline gelmiş durumda. Şimdi asıl büyük dert bu kurtarıcıların elinden Yemen halkını kimin kurtaracağı haline gelmiş durumda. Çünkü kurtarma bahanesiyle gelenler şimdi Yemen halkının başbelası olmuş, Yemen topraklarını kendi aralarında paylaşma telaşındalar.

Mısır’da zaten Devrimden sonra işlemeye başlayan, halkın iradesinin bir şekilde yönetime yansımaya başladığı bir demokrasi vardı. Ordu içinde generalleri, bağnaz din adamlarını ve bazı bürokratları satın alarak, kendi seçilmiş reislerine ve Mısır halkına ihanet ettirerek yaptırdıkları darbeyle Mısır’ı nasıl bir duruma soktukları ortada. Bugün Sisi ve ortaya koyduğu bütün yönetim zafiyeti, halkıyla, tarihiyle, gelenekleriyle bitmeyen savaşı hep bunların eseri. Bugün Mısır bu ihanet dolayısıyla tarihte olması gereken yerin çok gerisinde.

Libya’da kendi ülke gerçekleriyle hiç uyuşmayan bir maceraya girmek için gördüğü baskı başlıbaşına Mısır tarihi için yüzkarası bir durum ortaya koyuyor. Mısır’ın Türkiye ile nasıl bir sorunu olabilir? Bütün nesnel gerçekler Mısır’ın asıl çıkarlarının Türkiye ile anlaşmasında yattığını gösteriyor. Türkiye’ye karşı kışkırtıldığı için Sisi Mısır halkının zararına olacak şekilde Akdeniz’de üstelik imkansız ittifaklara sürükleniyor.

Şimdi Libya’da onu Türkiye’ye karşı kışkırtan aynı irade ve Sisi kendi gerçeklerini, ülke önceliklerini, sorunlarını hiç düşünmeden kendisiyle hiç alakası olmayan bir maceraya girmeye yelteniyor. Bunu yaparken de kendi darbe yolunu andırırcasına bir meşruiyet tarifi yapıyor. Böylece şecaat arzederken sirkatini de ifşa etmiş oluyor.

Libya halkını kurtarmaya gideceğiz diyor. İyi de Libya halkının senden böyle bir talebi yok. Uzak dur başka ihsan istemem diyor Libya halkı. Bunun üzerine tam da kendi darbesinde yaşadığı yolu hiç çekinmeden tarif ediyor: “Libya aşiretleri gösteri yapsın, bizim müdahalemizi istesin, bizi kurtarıcı olarak davet etsinler, bizim de Libya’ya girmek için bir meşruiyetimiz olsun”

Şu anda Mısır gibi tarihi derinliği, şerefi, onuru olan bir ülkenin başındaki adamın aklı bu. Bir ülkeye daha nasıl bir kötülük yapılabilir? Sisi’nin darbesini destekleyenlerin Mısır’a armağanı bu.

Bir ülkeyi işgal etmek için muhtaç olduğu meşruiyeti satın almayı düşündüğü bir kaç aşiret mensubunun düzenleyeceği gösteride bulabileceğini düşünüyor. Kendisi de darbesine böyle meşruiyet bulmuştu ya. BAE ve SA’nın sağladığı finansla yevmiye usulü çalışan baltacı kesimlerinin doldurduğu Tahrir Meydanında düzenlenen gösteriyi kendisine duruma el koymak için davetiye telakki etmişti Sisi. Darbeyi alkışlayanlar ve Sisi’yi davet edenler Mısır’ın baltacılarıydı. Hepsine de yevmiyeleri ödenmişti. Onlar için değişen hiçbir şey yoktu nasılsa. Ha demokrasi olmuş ha diktatörlük, ha Mursi olmuş ha Sisi.

Şimdi aynı meşruiyet oyununu Libya’ya taşımaktan bahsediyor, ama Libya’da baltacılar gibi yevmiyeyle çalışan yeterince insan bulabilir mi?

Bu da onun sorunu tabi. Ama artık bu oyuna dur demenin zamanı gelmiştir. İslam dünyası bu aptal oyunları hak etmiyor. Hele işgalcilerin bütün fırıldaklarına karşı en akıllı direnişi ortaya koymuş Ömer Muhtar’ın torunlarına bu akıl zulmü reva değildir.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: