Prof. Dr. Yasin AKTAY

Siirt Uluslararası Kısa Film Festivali

Mayıs ayının bugünleri, Siirt’te unutulmaya yüz tutmuş geleneksel Şehir-Yumurta Festivalinin (Şihr el-bayv) gerçekleştiği günler. Yüzlerce yıllık bir gelenekle yaşatılan bu festival son zamanlarda kısıtlı bir katılımla, bir tür anma şeklinde kutlanıyor. Yani festival tarafı pek yok. Festival bütün bir şehir halkının olağan zaman akışına ara verip özel bir zaman ve mekan boytunda birlikte katılıp gerçekleştirdiği bir olay. Bugün şihr el-bayv gibi festivaller, bayramlar birer folklorik hatıraya dönüşmüş durumda.



Belki bu yüzdendir birbirimizi anlamamızdaki eksilmeler, dolayısıyla kendimizi anlamamızdaki azalmalar ve dolayısıyla birbirimize merhametimizdeki tükenmeler…

Allah’tan Ramazan ve Kurban bayramlarımız binlerce yıllık insani bağlantımızı her yıl yeniden tesis etmeye devam ediyor. Bu bayramlar tabii ki bizi hem ilk insanla zamansal boyutta hem dünyanın her yanıyla mekânsal boyutta ilişkilendiriyor, kopan bağları yeniden kuruyor, bozulan ayarlarımızı tamir ediyor.

Ama bir şehrin kendine özel bayramları da var, o şehrin kimliğini, bedensel bütünlüğünü tesis eden, o şehrin tarihsel ve kültürel karakterine özel bayramlar. İşte şihr el-bayv böyle bir bayramdı, bugünlerde onu zikreden bile olmadı.

Şihr el-bayv’ı benim bile hatırlamamın sebebi Siirt’te bugünlerde gerçekleşen Uluslararası Kısa Film Festivali. Tam da festivallere özgü coşkusu ve kendine özgü zaman ve mekan sunumuyla adeta bugünlerde kutlanması gereken bir bayramın var olduğunu hatırlatmak için gelmiş gibi.

Şehir acılar çekmiş, bayramlarının bile üstünden ağır bulut gölgeleri geçmiş, gençlerinin önemli bir kısmı ailelerinde büyük acılar bırakıp göçüp gitmiş, anne-babaların ifade bile edemediği heder olmuş hayatlarının yaslarıyla, festivalleri bile ölmeye yüz tutmuş bir şehirde yepyeni bir festival rüzgarı esmiş. Sinemayla gelen, sinema emekçileriyle halkı buluşturan, ekranlarda ölümsüzleşen karakterlerin hayatın akışı içinde etten kemikten varlıklar olarak tezahür etmesiyle gerçekleşen buluşma coşkusunun estirdiği bir rüzgar.

Bir festival, festival olduğunu, halktan gördüğü yoğun rağbetle, katılımla gösterir tabi. Siirt’te ilki gerçekleştirilen Uluslararası Film Festivali bir haftadır yağan şiddetli yağmur dolayısıyla planlanan 15 Temmuz Demokrasi Meydanında yani açık havada yapılamadı. Bunun yerine tıka basa doldurulmuş bin kişilik TÜRGEV salonunda ayakta kalan bir o kadar insan ve dışarıda şiddetli yağmura rağmen içeri girmeye çalışıp giremeyen birkaç katı insanla yapılabildi. Hava muhalefeti değil, hava iktidarına rağmen müthiş bir katılım arzusu vardı. Meğer şehir festivalini arıyormuş, yani bir anlamda insanlar birbirini arıyormuş. Bu arayışı görmek, bu arayışa cevap vermek gerek.

Festivalin açılış gününe Türk sinemasının sembol isimlerinden Hülya Koçyiğit, Bulut Aras, bugünlerde sanatta 50. Yılını kutlamakta olan Erhan Yazıcıoğlu katıldılar ve hayat boyu onur ödülü aldılar. Her biri sanırım Siirt’e ilk defa geldiler ve her birinin isimleri anıldığında salonda yaşanan coşkuyla sanırım onlar da büyük moral buldular. Birol Güven, Tarkan Karlıdağ, Veli Çelik, Umut Oğuz ve daha bir çok sanatçı katıldı. Kurtlar Vadisinin Zülfikar Ağası Halil İbrahim Kalaycıoğlu ilk günden son güne kadar Festivali sahnedeki Türkü performansıyla, sahne dışındaki sohbetleriyle ve Siirt cadde-sokaklarındaki seyriyle şenlendirdi. Festivalin açılışından sonraki günlerde Siirt Üniversitesinde film gösterimleri ve başka sanatçıların katılımıyla sinema atölyeleri, söyleşiler gerçekleşti, yarışmaya katılan 416 kısa filmden finale kalmaya hak kazanmış 32’sinin jüri tarafından değerlendirmeleri yine öğrencilerin yoğun ve coşkulu katılımıyla gerçekleşti.

Festivalin final günü de yine yoğun bir katılımla, değerli yönetmen Sinan Çetin, Cengiz Bozkurt gibi ünlü sanatçıların katılımı ve halkla buluşmaları her bakımdan görülmeye değerdi.

Dereceye giren kısa filmler içinde Birincilik Ödülü “Fabrika” eseri ile Batuhan Köksal’a, İkincilik Ödülü “Yolcu” eseri ile Cem Özay’a, Üçüncülük Ödülü ise “Korkuluk” eseri ile Osman Çakır’a verildi. Ayrıca festival kapsamında verilen Siirt Belediyesi Özel Ödülü ise “Anne” kısa filmi ile Özlem Biçici’ye takdim edildi.

Hayat Boyu Onur Ödülünü bizzat takdim ettiğim Fatoş Güney, 1978 yılında Yılmaz Güney’in yönetmenliğini yaptığı Sürü filminin çekildiği mekanları ilk kez ziyaret ediyor olmanın heyecanını duygulu sözlerle ifade etti.

Bütün katılımcılar her gece Siirt’in meşhur dondurmacısı, doğuştan adeta tiyatro sahnesinden fırlamış gelmiş Ayaz Hocaoğlu’nun “tandırdan dondurma seanslarıyla” Siirt kültürünün özgün bir yüzüyle tanış oldular. Bu anları yaşayanların her birinde eminim tekrar Siirt’e gelme isteği oluşmuştur.

Siirt’in sinemaya ilham verecek güçlü bir folkloru, derlenmeyi, değerlendirilmeyi bekleyen müthiş hikayeleri var.. Çokkültürlü haliyle, kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış boyutuyla, ulemasıyla, İbrahim Hakkı ve Fakirullah, Molla Halil, Şeyh Muhammed el-Hazin, Sultan Menduh, gibi büyük alimlerin hikayelerinin her biri eşsiz dramalara kaynaklık edebilir.. Veysel Karani’ninki müthiş bir hikaye, belki dün kutladığımız anneler gününe referans oluşturacak kadar güçlü bir drama. Aynı şekilde İbrahim Hakkı’nın hocası İsmail Fakirullah ile olan öğretmen-öğrenci sevgisinin eşsiz hikayesi, pekala öğretmenler gününe bir referans oluşturabilir. Tabi Zengin bir divan geleneği ve şiir-kaside, dengbej kültürü var. Bunlar sinema için önemli bir rezerv oluşturabilir. Tabi bir de sosyolojinin ve tabiatın ortaya koyduğu muhteşem güzellikler var. Bir delikli taş, kayabaşı, muhteşem vadiler-kanyonlar arasından kıvrım kıvrım akan Botan, Kezer çayları var.

Siirt’te Film Festivaline baştan itibaren en güçlü desteği veren Kültür Bakanlığını, bilhassa Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Hüseyin Yayman’a, ev sahipliğini hiçbir engel ve zorluk tanımadan yüce gönüllülükle sergileyen Siirt Valisi Ali Fuat Atik, Belediye Başkan Vekili Ceyhun Dilşad Taşkın, Siirt Üniversitesi ve tabii ki bu etkinliğin baştan itibaren en büyük emektarı değerli dostum Baran Meyda’yı, Festivalin organizatörü İDE yapımın değerli emektarları Elçin ve Mehlika Çelik’i bu başarılı organizasyonlarından dolayı tebrik ediyorum.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: