Prof. Dr. Yasin AKTAY

Senaryo

15 Temmuz’da Türkiye halkının topyekun mukavemetinin karşısında püskürtülerek başarısızlığa uğratılan darbe teşebbüsü, Allah muhafaza, kısmen bile olsa başarılı olması halinde bu ülkenin nasıp bir felaketle karşı karşıya kalacağını her geçen saat daha iyi anlıyoruz.

Darbe esnasında sergilenen vahşet ve canilik başarılı olabilecek bu darbe teşebbüsünün nasıl ilerleyeceğine ve Türkiye’de nasıl bir acımasız düzen tesis edebileceğini yeterince gösteriyor zaten. Uçaksavar mermileriyle kalabalıklara açılan ateşlerle, savaş uçaklarıyla bombalanarak, tanklarla ezilerek canice katledilen insanlar, darbecilerin darbe sonrası yönetmeyi düşündükleri toplumun bireyleriydi.

Bu insanları mevcut bir baskıcı veya yanlış yönetimden kurtarmak gibi bir iddiaları da yokmuş demek ki. Düşünülen tek şey silah zoruyla bir halkı esir almak, bir halkın üzerinde zorbaca hakimiyet kurmak. Dünya darbeler tarihinde eşine benzemeyen bir vahşet ve gözü dönmüşlükle TBMM’nin bile defalarca bombalanması, darbecilerin hukuki hiç bir meşruiyet imkanını da aramadıkları, muhtaç olacakları tek meşruiyeti silahlarından ve zorbalıklarından alacaklarını hesaplamış olduklarını anlatıyor.

Ha, bir de şurdan. Gezi hadiselerinden beri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın otoriterliğiyle ilgili algıyı Türkiye ve dünya kamuoyuna kazımak için olağanüstü bir propaganda makinası gibi çalışmış olan bu yapı, kendi meşruiyetini dünyaya anlattığı bu yalandan temin etmeye çalışmış.

Bugün, dünya kamuoyunda bu yalanların bu kadar kolay alıcı bulabiliyor olması bir yandan dünya kamuoyunun ayıbı tabii. Dünyada geçerli değerin demokrasi olduğu bir çağda, arkasında muazzam bir halk desteği bulunan Erdoğan’a karşı böyle bir propagandanın bu kadar kolay alıcı bulabiliyor olması, demokratik dünyanın yüz kızartıcı halini ortaya koyuyor. Söz konusu dünya, belli ki halkın büyük çoğunluğunun oyunu alarak iktidara gelmiş bir lidere karşı yapılan bu ilkesiz, bu vani, terörist darbeyi tercih edebiliyor.

Esasen bu tercihi yaptıran şey, aynı propaganda makinasının Erdoğan hakkında ısrarla vurguladığı İslamcı algısı ise, o dünyanın içindeki İslam nefretinden, düşmanlığından ve ırkçılıktan başka bir şey kalmıyor geriye. Bu saatten sonra Türkiye’nin bu batılı dünyaya anlatacağı, izah edebileceği bir şey yok, bilakis onların artık Müslüman dünyaya izah etmek zorunda kalacakları çok şey var.

FETÖ’ye bağlı propaganda makinası, son derece iyi hazırlanmış, planlanmış ve uygulamaya sokulmuş darbe teşebbüsleri başarısızlığa uğrayınca hiç bir utanma duygusuna kapılmadan yüzleri hiç bir şekilde kızarmadan hemen faaliyete geçti.

Bir sürü şey söylüyorlar tabii. Devreye soktukları yeni propaganda masallarını sayacak durumda değilim, ama biri var ki, bu onların haleti ruhiyesini ve içine düştükleri ibretlik durumu bir başka türlü ele veriyor.

Olup biten her şeyin bir senaryo, bir tiyatro olduğunu söylemiyorlar mı? İnanın ki, onu da Allah söyletiyor.

Yazıp hayata geçirmeye çalıştıkları senaryo çökünce, devreye başka bir senaryonun geçmiş olduğu doğru, hem de çok doğru. Onlar bir şey yapmak istediler. Kuş beyinleriyle her şeyi planlamış, bütün detayları düşünmüş, darbe halinde cürmü meşrut ile yakalanacak olan askerlerin nasıl ifade vereceklerini bile hesaplamışlar. Gerçi başarmamaya nispeten daha az ihtimal vermiş oldukları çok açık. Buna rağmen o detayı bile ihmal etmemişler. Cumhurbaşkanına karşı yapılacak operasyon bütün detaylarıya hesaplanmış. Bunun darbe sonrası toplum psikolojisi üzerindeki etkisi, İdareye nasıl el koyacakları, kimleri nasıl enterne edecekleri, kimin hangi görevden alınacağı, yerine kimin geçirileceği, velhasıl her şey düşünülmüş. Bir tek şey ihmal edilmiş. Bütün senaryoların üzerinde başka bir senaryonun var olduğu.

Onların senaryosunu çökerten ve yerine hemen sahneye giren büyük senaryo, Allah’ın senaryosu ve elbette ki onun senaryosu bütün senaryoların üzerinde. O senaryo devreye girdiği andan itibaren, başka hiç bir filmde hissedilemeyecek o büyük hazzı, mutluluğu, coşkuyu milletçe yaşadık.

50 yıldır bütün işi senaryo yazmak olan ve bu senaryosuyla iyiyi kötü, kötüyü iyi gösterme konusunda inanılmaz şeytani bir başarı kaydetmiş bir fitne senaryoculuğuyla karşı karşıyayız evvela. FETÖ’nün yakın zamanda yazdığı senaryolarda istediklerine istediği rolü yazarak itibarsızlaştırma konusunda uzmanlaşmış olduğunu bugün çok daha iyi görüyoruz. Balyoz, Ergenekon gibi davalarla kurdukları kumpaslar, komplolar aslında birer senaryoydu ve bu senaryolarıyla kötülükte ne kadar menşur olduklarını göstermiş oldular. Ortaya çıkan her komploları, her desiseleri onların kötülüklerini, senaryo yazma konusundaki şeytani zekaya ve maharete içkin kötülüklerini gözler önüne seriyordu. 7 Şubat, 17-25 Aralık’ta yazdıkları senaryolarla herkese kendilerine göre bir rol yazmıştılardı. O senaryoların hepsi daha öncekinin aksine bir dizi aksilikle karşılaştı ve ayaklarına dolandı. Bütün bu aksilikler sık sık tekrarlamaya başladı, zira her bir aksilik daha büyük bir senaryonun sahnelerini oluşturuyordu. Zira bu küçük akılla yazılan senaryolar bilmeden, tabii ki bilemeden, daha büyük senaryoya hizmet ediyordu.

Nitekim, 15 Temmuz’da bu milletin neredeyse her unsuruna, her bireyine bir rolün yazılmış olduğu bu muhteşem senaryo o kadar kusursuz, o kadar güzel işlemiş oldu ki, herkes rolünü mükemmel oynadı. Üstelik darbe teşebbüsünde bulunanlara bile yazılmış bir rol vardı bu senaryoda. Onlar kendilerine yazılmış kötülüğü en iğrenç, en alçak şekliyle oynamış oldular. Onlar kötülüklerini oynadıkça bu halk iyiliğini ortaya koydu. Onlar kalleş ve cani yanlarını ortaya koydukça bu halk asil ve kahraman yanlarını ortaya koydu. Neticesinde ortaya kusursuz güzelliğiyle, estetiğiyle mükemmel bir senaryo bütünlüğü ve oyun performansı ortaya çıkmış oldu.

Ama elbette bu senaryo bir beşerin yazabileceği ve uygulayabileceği bir senaryo değildi, olamaz. Kendini insanlar için senaryo yazmakta Nemrutla yarışacak kadar kibirli ve müstağni görenlere karşı Allah’ın tarih boyunca verdiği cevapların muhteşem, mucizevi bir tekrarını, üstelik bütün orijinalliğiyle seyretmiş olduk.

O darbeci zalimler eninde sonunda nasıl bir darbe ile devrildiklerini görüp anladılar, ama hala bu darbenin kendilerine kimden gelmiş olduğunu anlamış değiller. Onu da anlayacaklar.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: