Prof. Dr. Yasin AKTAY

Selçuk Üniversitesi Rektörü

Geçtiğimiz günlerde Konya merkezli Okyanus firmasına yönelik soruşturma kapsamında yürütülen 3. Dalga operasyonunda aralarında Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Süleyman Okudan”ın da bulunduğu 30”dan fazla kişi gözaltına alındı. Prof. Okudan”a yöneltilen suçlamalar, “ihaleye fesat karıştırmak” ve “çıkar amaçlı örgüt oluşturmak ve yönetmek” ti.

Halen devam etmekte olan soruşturmanın ayrıntılarına vakıf değiliz. Soruşturmada rektörün somut olarak neyle veya nelerle suçlandığını, bu konuda tutuklanmasını gerektirecek ne tür deliller olduğunu kimse bilmediğinden bu konuda bir şeyler söylemek tabii ki hem mümkün hem doğru değil. Ancak rektörün gözaltına alınıp tutuklanmasıyla ilgili basında yer alan haberler meselenin aslını bilenler açısından trajik bir yargısız infazın yürütülmekte olduğunu gösteriyor.

Daha gözaltına alındığı gün, henüz sorgusu bile yapılmamışken evinde bulunduğu söylenen “1 trilyon” bütün manşetlerin konusuydu. Bir insanın evinde şu veya bu kadar paranın bulunması tabii ki suç değildir. Belki bugünkü mali mevzuat açısından kaynağını izah etmesi gerekiyordur, ama daha sorgusu yapılmamış bir insanın bu parayı nereden bulduğu nereden bilinebilir ki? Yine sorgusu yapılmamış ama “ihaleye fesat karıştırma” zannıyla gözaltına alındığı duyurulan birinin “yatak odasında bulunan 1 trilyon” haberleri, bu paranın kaynağı hakkında hiç kimsenin zihninde en ufak bir kuşkuya yer bırakmıyor. Madem bir rektör ihaleye fesat karıştırmakla suçlanıyor ve yatak odasında bu kadar para bulunuyor, o halde bu para da o fesadın bir sonucudur.

Oysa çok yakından değilse bile hakkında esaslı bir kanaat oluşturacak kadar tanıdığım Rektörüm Prof. Okudan”ın kişisel servetinin yanında evinde bulunan paranın esamisi bile okunmaz. Sayın Okudan”ın kişisel zenginliği rektör olmadan önce de, yani yaklaşık beş yıl önce bile herkesin dilindeydi. Manavgatlı bir toprak zengininin oğlu olarak babadan kalma yüklü bir servete sahip ve bu servetin büyük kısmı gayr-ı menkullere yatırılmış durumdadır. 2003 yılında rektör seçilmeden kısa bir süre önce sattığı sadece bir gayr-ı menkulünden elde ettiği miktarın 406 bin Euro olduğu konuşuluyordu. Dahası, rektör olduktan sonra geçen süre içinde aile efradının “rektörlük sevdası yüzünden” aile servetini çarçur ettiği yönünde kendisini sürekli eleştirdiği de biliniyordu. Ailesi, ve onu daha yakından tanıyanlar, Okudan”ın rektör olduktan sonra kişisel servetinde bir artmadan ziyade açık bir erimenin yaşandığını söylüyor.

Bütün bunlar sözkonusu “1 trilyon”un somut kaynağını tabii ki açıklamaz, ancak bu para haberinin “ihaleye fesat karıştırma” haberleriyle yan yana verilmesinin insafsız bir “yargısız infaz” oluşturduğunu gösterir.

Rektör Prof. Okudan hakkında çıkan bir haber daha var ki, soruşturmanın sonuçlanmasını beklemeden kesinlikle düzeltilmesi gerekiyor. Üç gün önce dolaşan bir habere göre Rektörün ikinci kez seçilmesinin “çetenin istemesi ve bu doğrultuda çalışması” sonucunda olduğu söyleniyor ki, bu haber her şeyden önce Rektör Prof. S. Okudan”a oy veren 745 öğretim üyesinin iradesine büyük bir saygısızlıktır.

Açıkçası Prof. Okudan her iki seferde de çetelerin gayretiyle değil, çetelere rağmen kendini bilen, oylarının şerefini müdrik öğretim üyelerinin iradesiyle rektör seçilmiştir. Ergenekon iddianamesine de yansımıştır. Hem Ergenekon hem de uzantısı çeteler Prof. Okudan”a karşı yoğun bir karalama kampanyası yürüttüler, hele ikinci kez seçilmemesi için akla karayı zorladılar. Buna rağmen rektörün ikinci kez seçimi Prof. Okudan”ın birinci döneminde üniversitede sağladığı özgür, demokratik akademik ortama öğretim üyelerinin verdiği bir güvenoyunu ifade etmiştir.

Gerçekten de önceki idare dönemini bilenler bilir. Üniversitede alabildiğine kuralsız ve keyfi bir temelde işleyen, ideolojik baskının kendini her açıdan hissettirdiği bir ortam söz konusuydu. Akademik yükselmelerde tamamen siyasi mülahazalar sözkonusuydu. Hocalar belli bir ideolojik gruba mensup öğrenciler tarafından tehdit ediliyor, dövülüyordu ve yönetim bu olaylara karşı hiçbir tedbir almıyordu.

Prof. Okudan dönemi, üniversitenin gerçekten üniversite haline geldiği bir dönem oldu. Öğretim üyelerinin ve Selçuk Üniversitesinin itibarını yükseltti. Üniversitenin Avrupa Üniversiteler Birliği nezdinde akredite olmasının yollarını sonuna kadar açtı, akademik kaliteye bütün teşvik kanallarını açtı. Bu sayede üniversitenin uluslar arası ilişkilerini bir dünya üniversitesinin seviyelerine doğru yükseltti.

Kişisel olarak son derece dürüst, ne düşünüyorsa dobra dobra söyleyen, öğretim üyelerinin en ufak bir sorunu için bütün imkânlarını seferber eden, babacın ve sıra dışı bir rektördür Prof. Okudan. İdareciliği tamamen formel çerçevede sürdürmeyen, elemanlarına yaklaşımında alabildiğine insani bir yaklaşıma sahip olan Prof. Okudan”ın bu kişiliği karizmatik bir otorite için bütün tipik doneleri veriyor.

Karizmatik otoritenin mantığı formel düzeyde yeterince tercüme edilemeyen boşluklar bırakır. Prof. Okudan”ın şahsında bu boşlukların körelmemiş bir vicdanla değerlendirilebilmesini umuyorum.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: