Prof. Dr. Yasin AKTAY

Reyhanlı”dan Yolun Sonu Görünüyor

Reyhaniye”deki terör saldırısı içinden geçmekte olduğumuz çözüm süreci içinde unutmaya çalıştığımız dehşet günlerini en şiddetli biçimde bize yeniden yaşatarak hatırlattı. Doğrusu bu bir hatırlatmadan da öte bir şey, şimdiye kadarki terör saldırılarının hepsini sollayan bir sonuçla. 46 kişinin hayatın kaybettiği, 100″ün üzerinde de insanımızın yaralandığı saldırının mesajı veya hedefi üzerinde artık alışık olduğumuz veçhile çokça duruldu, durmaya devam edilecek.

Saldırganların kimliklerinin belli olduğu ve baştan itibaren bu saldırının tahmin edilen olağan şüphelilerinden farklı olmadığı ilk belirlemelere göre anlaşılmış görünüyor. Bu durumda saldırının anlamı veya hedefi üzerine daha rahat konuşulabilir.

İlk etapta bu konuda baştan itibaren dile gelen bir ihtimali değerlendirelim: saldırının Türkiye”yi Suriye”de bir savaşa sürüklemeye çalışan ve bu amaçla Türkiye üzerine baskı kurmaya çalışan ABD”nin planı olduğu tezinden bahsediyorum. Saldırıdan sadece iki gün önce Başbakan Erdoğan”ın Amerikan NBC televizyonuna verdiği mülakatta söylediği ve hem başbakan hem de sözkonusu TV kanalı tarafından tashih edilme ihtiyacı hissedilen ifadeler, düzeltilmiş haliyle Türkiye”nin ABD”nin Suriye”de muhtemel bir uçuşa yasak bölge uygulamasını destekleyeceğini açıkça öngörüyordu. Doğrusu, Suriye”ye epey zamandır insani ve acil bir zorunluluk halini almış olan bir müdahaleyi talep eden ABD değil bizzat Türkiye. Ancak bu müdahalenin bir kara operasyonundan ziyade Esad rejiminin kendi halkına karşı katliamlarda kullandığı hava gücü ve füzelere karşı bir tedbir düzeyinde kalmasının bile yeterli olacağı değerlendiriliyor.

Doğrusu Esad rejimine karşı giderek yaygınlaşmış olan halk ayaklanmasının sonuç almasını engelleyen tek şey Baas rejiminin sivil-çoluk-çocuk ayrt etmeyen hava ve füze saldırıları. Uçuşa yasak bölge uygulaması karşısında tutunma şansı kalmayacak olan Esad”a karşı fazladan herhangi bir dış müdahale gerekmeyecektir. Bu durumda ABD”nin Türkiye”yi Suriye”ye sokma yönünde bir talebinin hiç bir mantıklı tarafı olmuyor, öyle bir şeye gerek de yok.

İşin daha tuhaf tarafı ABD”nin zaten hiç bir görüşmede Türkiye”den böyle bir talepte bulunmamış olması. Bu durumda ABD doğrudan temaslarda Türkiye”den hiç talep etmediği böyle bir şeyi bu kadar dolaylı bir yolla, anlaşılmama veya yanlış anlaşılma ihtimalinin daha yüksek olduğu bu tuhaf yolla neden istesin ki? Türkiye ile ABD arasında bu konuda mesaaj akışını engelleyen bir iletişim sorunu yok ki.

Doğrudan böyle bir talepte bulunmadığı halde Türkiye”yi böyle bir manipülasyonla Suriye içine girmeye zorlama ihtimali tabii ki yine de teorik olarak yok sayılamaz. Ancak bunun için de mevcut durumda bundan ne tür bir kazancı olacağının daha mantıklı ve gerçekçi bir açıklaması bulunmalı.

Oysa olayın soruşturmasından ilk ortaya çıkan veriler eylemin zaten Suriye muhaberatı ile ilişkili gruplarca yapılmış olduğunu gösteriyor. Bir eylemde bu kadar ölümcül bir etki yapabildiği mesajı veren bir tür güç gösterisi yapmış oluyor Baas rejimi. Yıkılmamş, ayakta olduğunu anlatmaya çalışıyor bir yandan. Bu güç gösterisiyle bir yandan da Türkiye”nin içini istediği zaman karıştırabileceğini göstermeye çalışıyor. Oysa bu kadar çok zarar verebiliyor olması tam da çöküşünün daha büyük bir işareti sayılmalı. Bu tür diktatörlerin en tehlikeli oldukları an herşeyi gözden çkardıkları tükeniş aşamalarıdır. Bu esnada devasa büyüklükte eylemler yapabilir ve bu yüzden çok zarar verebilirler. Kimyasal silah da kullanabilir rejim ve ama bu, gücünün büyüklüğünü değil, elindeki son kozlarına artık başvuruyor olduğunu gösterir sadece. Bu yola girildiğinde artık dönüşünün olmadığını kendisi de bilecek hale gelmiştir. Bu işin bir psikolojisi de vardır ve bu aşamada girilen ruh hali sadece intikama, öfkeli bir rövanşa odaklanmıştır.

ABD ve Rusya arasında son günlerde başlayan trafiğin veya başka diplomatik gelişmelerin sonuçları ne olursa olsun, bu noktaya gelmiş Esad”ın ve rejiminin gideceği yer bellidir. Üstelik onu kim nasıl ayakta tutmaya çalışıyor olursa olsun, tepetaklak onunla birlikte gidecektir.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: