Prof. Dr. Yasin AKTAY

Reklam ve kamuoyu arasında siyaset

Kamuoyu yoklamaları demokratik bir toplumda halkın nabzını ölçmenin vazgeçilemeyen yollarınden biri. Kurumların veya siyasi kişiliklerin kendilerini nasıl gördükleri, kendi icraatlarını ne kadar beğendikleri kadar bunların halkta nasıl bir algıyla karşılandığının daha önemli olduğunu hissettiren uygulamalardır. Bir çok siyasi parti veya lideri genellikle önceden hazırlanmış ortamlarda sokağa çıktığında gödüğü teveccühü çok gerçek zannedip havalara girmiş ama en büyük kamuoyu yoklaması olan seçimlerde boyunun gerçek ölçüsünü almak durumunda kalmıştır.

Onun için yeni dünyadaki siyaset ve kurumsal yönetim aynı zamanda güçlü bir algı takibi ve yönetimini de gerektiriyor.

CHP lideri son seçimlerden önce kendisine yöneltilen ”kamuoyu yoklamaları yaptırıyor musunuz?” sorusuna ”hiç gerek görmüyoruz, çünkü hem çok pahalı hem de zaten kamuoyu yoklamalarından alacağımız izlenimi halkla temaslarımızda alıyoruz, onun yerine de reklam yapmayı daha uygun görüyoruz” şeklinde cevap vermişti. ”Reklam vermek” ile ”kamuoyu yoklaması yapmak” arasındaki tercihinin ne kadar yanlış olduğunu seçim sonuçlarında anlamış olmalı, Kılıçdaroğlu. Doğrusu reklam ile bir algı etkisi yaratılmak istenir ve bu bütün siyasi kurumların vazgeçemeyeceği işlerden, ama bu etkinin nasıl sonuçlandığı oluşan algının ölçümüyle yapılabilecek bir şeydir. Son tahlilde iş empatiye dayanır. Algı yönetimi güçlü bir empati duygusuyla birlikte ilerler.

Stratejik Düşünce Enstitüsü”nün üç ayda bir Area Araştırmacılıkla yaptığı kamuoyu yoklamasının Haziran sonunda uygulanan anketinin sonuçları geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Bu anketin sonuçları bile başlıbaşına CHP lideri tarafından ilgiyle değerlendirilse yeridir. Ama bu anketin verilerinden CHP liderine iyi haberler çıkıyor. Kılıçdaroğlu”nun son zamanlarda uyguladığı siyasetin CHP oylarındaki düşüşü önlediği, hatta epey de hareketlendirdiği anlaşılıyor çünkü. Özellikle Kürt meselesinde Başbakan Erdoğan”la görüşmesi ve diğer partilerle de görüşme ve sorunun halli için elini taşın altına koyma girişimi kamuoyu tarafından olumlu değerlendirilmiş. Bu ilginç bir sonuç çünkü muhtemelen Kılıçdaroğlu”nu daha cesur davranma konusunda alıkoyan, onu çekingen kılan en önemli endişelerinden biri bu tür siyasetlere tabanının hazır olmadığı düşüncesidir. Oysa CHP lideri daha demokratik, siyasete açık tavırlar sergilediğinde oy kaptırmak bir yana CHP liderliği de perçinlenmektedir.

Ankette bugün seçim olsa partiler +-1 farklarla 12 Haziran 2011 seçimlerindeki dağılıma yakın bir dağılıma sahipler. Ama bu sonuçlar AK Parti”nin bir kaç puan ileride, CHP ve MHP”ninse bir kaç puan geride olduğu üç ay önceki duruma nazaran ilginç bir durum arz ediyor.

Anket sonuçları arasında Suriye politikası konusunda halkın savaş istemiyor olduğu veya bir uluslararası askeri müdahaleye karşı olduğu sonucu da öne çıkıyor. Esad”ın kötülüğüne dair güçlü algılara karşın, Suriye”de olup bitenlerin, hele Türkiye”nin izlediği politikanın yeterince iyi algılanmadığı anlaşılıyor. Savaş veya savaş ihtimalinin hakikatleri nasıl bloke ettiğinin ilginç bir örneğini temsil ediyor Suriye süreci.

Anket sonuçları arasında hükümetin en başarılı bulunan politikaları arasında sağlık (64,4), eğitim (47,7) ekonomi (45,8) ve dış politika (45) başı çekerken, en başarısız politikalar arasında da terör (72,6) ile iş ve istihdam (29,2) politikaları geliyor.

Ankete katılanlara terör ve PKK sorununun çözüm yöntemi sorulduğunda sert ve doğrudan askeri tedbirlere öncelik verilmesi gerektiğini söyleyenlerin öne çıktığı görülüyor. İlginç olan bir diğer nokta kadınların erkeklere göre bu konuda daha sert bir tavır sergilemesidir. Başka bir diğer ilginç nokta eğitim seviyesi yükseldikçe PKK”ya karşı önlemlerin sertleştirilmesi gerektiğini söyleyenlerin oranlarının yükselmesidir. Bu gerçekten çok ilginç, bilhassa hem eğitim sistemimiz hem de kadınlık kültürü açısından üzerinde endişeyle durulmayı hakeden bir konu. Şiddet ideolojisinin ağırlıklı taşıyıcılarının kadınlar olduğu bir toplum neyi ifade eder, mesela?

Ankete gündemdeki daha birçok konuya yaklaşımları sorulmuş halkın ve ortaya manidar sonuçlar çıkmış. Burada hepsini aktaramayız tabi, ama son olarak iki konuda ortaya çıkan sonuçları paylaşalım.

Birincisi, araştırmaya katılanların yüzde 40”ı 4+4+4 olarak bilinen eğitim reformu ile ilgili olumlu kanaate sahip. Okullarda Kur”an-ı Kerim ve Peygamberin hayatı derslerinin, seçmeli ders olarak okutulmasını destekleyenlerin oranı yüzde 74,5 seviyesinde. Okullarda Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulmasına verilen destek ise yüzde 36,5”de kalmaktadır. Bu sonuçta öne çıkan asıl ilginç veri ise Kürt olduğunu söyleyenler arasında okullarda Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulmasına desteğin yüzde 80”ler seviyesinde olmasıdır. BDP çevrelerinin bu adımı Kürtlere yönelik bir asimilasyon olarak değerlendiren reddiyeci tutumlarınnı Kürtlerde tam aksi bir karşılık bulduğunu gösteren ilginç bir veri.

İkincisi, Diyanet İşleri Başkanlığının durumu ile ilgili olarak deneklerin yüzde 44,4”ü kurumun aynı şekilde kalması gerektiğini yüzde 40 seviyesinde bir kesim reforme edilerek devam etmesi gerektiğini ifade ederken, kaldırılması gerektiğini düşünenlerin oranı sadece yüzde 10,4 olarak ortaya çıkıyor. Diyanet hakkında tezler ileri sürerken bir kurum olarak başka hiç bir kuruma nasip olmayan bir toplumsal karşılığının olduğunu hesaba katmayı gerektiren bir veri bu.

Reklama ara verip kamuoyuna kulak verdiğimizde görünen manzara bu. Sonuçların devamı www.sde.org.tr ”den indirilebilir.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: