Prof. Dr. Yasin AKTAY

Referandum kampanyaları paketle ilgili olmayacaktır

Yüksek Seçim Kurulu referandumu “seçim” yerine koyarak bir süre önce çıkarılan referandum süresinin 120 günden 60 güne çekilmesini öngören yasal düzenlemeyi, bir yıldan önce geçerli olamayacağı gerekçesiyle tanımadı. Böylece referandumun Cumhurbaşkanının paketi onayladığı 12 Mayıs”tan itibaren 120 gün sonra yapılmasını kararlaştırdı. Referandum gününün bu yasal süre çalıştırıldığında ise 12 Eylül gününe denk gelmiş olması anlamlı bir tevafuk.

YSK”nın bu referandumu seçim yerine koyması zorlama bir yoruma dayanıyor. YSK”nın da diğer yüksek yargı organlarının paralelinde çalışıyor olduğunu açıkça gösteriyor. Üyelerini Yargıtay ve Danıştay”ın kendi aralarından çıkardığı üyelerden oluşan YSK”nın ideolojik ve siyasi eğilimleri bugünkü yüksek yargı organlarınınkinden farklı değil. Hepsinin toplamından güçlü bir ideolojik yargı bloğu ortaya çıkmaktadır. Bu bloğun bir parçasından Anayasanın demokratikleştirilmesi doğrultusunda atılan adımları zorlaştırma fırsatı çıktığında bunu tepmesi beklenemezdi.

Referandum süresinin iki ay yerine dört ay sonra yapılmasından kendileri açısından beklenen birçok fayda var. Birincisi bu sürenin Anayasa Mahkemesinin konuyu gündemine dar zamandan dolayı alamama gibi bir mazeretini veya imkansızlığını ortadan kaldırıyor. İkincisi zamana yayılmış bir referandum konusunun halkta bir bıkkınlık oluşturması bekleniyor. Uzun süre gündemde kalan bir referandumun asıl konusunu halkın unutması ve sonuçta gündemde bu kadar uzun kalan konuya psikolojik bir mesafe oluşturması da beklenebilir. Bunun böyle olacağı tabii ki kesin olamaz ama bu bir umuttur eninde sonunda. Aksine gündemde daha fazla kaldıkça statükocu bloğun daha fazla değer kaybetmesi de kuvvetle muhtemeldir.

Ancak referandumun süresinin bu şekilde uzatılmasından dolayı halkın sadece kendiliğinden bıkmasının beklenmeyeceğini hesaba katmak gerekiyor. Burada halkı özellikle bu doğrultuda bıktıracak bir dizi olayın, eylemin ve girişimin olacağını hesaba katmak gerekiyor. Yaz ayları bilhassa terör olayları için çok elverişli aylardır ve daha şimdiden gittikçe tırmanmaya yüz tutmuş terör olaylarının doğrudan referandumla ilgisi olduğunu düşünmek gerekiyor. CHP”nin Baykal”dan dolayı geçirdiği sarsıntı, bu doğrultuda verilen mücadeleyi hiç engellemeyecektir. Çünkü CHP”nin bu davası CHP”nin parti teşkilatının ötesinde bir dizi iktidar bloğuyla birlikte sürdürülen bir mücadeledir. Nitekim parti yaşamakta olduğu skandala rağmen 110 imzayı tamamlayarak AYM”nin yolunu tuttu bile.

Referandumda içerikle ilgili bir tartışmanın yaşanmasını kimse beklememeli. Mücadele tamamen psikolojik etki dalgaları yaratılarak, bu dalgaların geniş zaman içinde iktidar aleyhine veya paket aleyhine bazı sonuçlar üretmesi hesaplanıyor. Biraz züğürt hesabı olsa da zararı çok olacak bir hesaptır bu. Bu konuda da en elverişli alan yine ne yazık ki Kürt sorunu alanı olacaktır. Temposu gittikçe artan operasyonlar ve bu operasyonlar dolayısıyla gittikçe daha fazla verilen şehitlerin Anadolu şehirlerinde artık rutin hale geleceği hesaplanabilecek cenaze törenleri, bu törenler esnasında hükümet aleyhine tasarlanan protestolar referandum kampanyasının bir parçası olarak değerlendirilecektir. Bu şehitlerin katilleri veya katillerin suç ortakları aslında o şehitlerin cenazesine protesto için katılacaklar olacaktır.

Şehit cenazelerinin yaratacağı psikolojik dalgaya bir de Kürt cenahında yaşanabilecek aksiliklerin etkisini ekleyin. KCK operasyonları, belki temelde demokratikleşme sürecini açıkça sabote eden örgütlü bir yapıyı suçüstü yakalamış olabilir, ama kurunun yanında yaşın da yakılmış olduğu ve gereğinden fazla tutukluluk vakasının yaşandığı izlenimi yaygın bir konudur. Bu tutuklulardan hayati tehlikesi bulunacak kadar hasta olanlar var. Hapisteyken kansere yakalanıp ölen Ergenekon tutuklusu Kuddusi Okkır vakasının da bu süreçte tekrarlanmasının nelere yol açabileceği hesaba katılmalı, bu konudaki tedbirler şimdiden alınmalıdır.

120 gün sonra da yapılsa referandumda paketin halk tarafından onaylanmasından yana ciddi bir sorun görünmüyor, ama bu sürecin yayılması birilerinin umutsuz girişimlerine daha fazla zaman tanıyor, bu da sürecin gereğinden daha fazla acılı yaşanmasına, gereksiz ve ağır bedeller ödenmesine yol açabilir.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: