Prof. Dr. Yasin AKTAY

Referandum

Demokrasilerde halkoylaması sıkça başvurulan bir yol değildir. Ama hiç başvurulmayan bir yol da değildir. Bütün demokratik sistemler yasama sürecinin bazı aşamalarında halk oylaması öngörürler. Bu bazen siyasilerin temsil yetkisine sahip oldukları halde bu yetkinin bütün sorumluluğunu üstlenmek istemedikleri, bunu bütün halkla paylaşma yolunu seçtikleri netameli durumlarda, bazen milli bir kararın coşkusuna bütün halkı ortak etmek istedikleri durumlarda, bazen de sistemin tıkandığı durumlarda siyasetin önünü açan bir imkan olarak başvurulan bir yoldur..

AB ülkelerinin birçoğunda AB”ye katılımla ilgili kritik konuların bir çoğu kendi halklarına sorulur. Euro para birimine geçişte olsun, AB Anayasasının kabulü olsun birçok konuda Avrupa ülkeleri referanduma gitmiş bu referandumda da farklı sonuçlar alınmıştır. Örneğin İspanya ve Fransa”da uygulanan referandumlarda AB Anayasası halk tarafından reddedilmiştir.

Türkiye”nin AB”ye üyeliği konusu da Avrupa”da birçok siyasetçinin ya sorumluluğunu tek başına üstlenemeyeceği bir karar olduğundan veya kendi halklarının bu konudaki muhalefetlerini bildiklerinden süreci baltalamak üzere bir koz olarak kullanılıyor. Nitekim Fransa şimdiye kadar bütün süreç tamamlamış olsa bile Türkiye”nin üyeliğini referanduma götüreceğine dair bahsi sürekli açık tutuyor. Bu konuda Fransa”da yapılacak bir referandumun anlamı Türkiye”nin üyeliğinin açıkça reddedilmesidir, çünkü Fransa”daki bir referandumdan Türkiye lehine bir karar çıkması muhtemel görülmüyor. Bu durumda Türkiye”nin AB üyeliği eğer bir gerçek haline gelecekse bu biraz da Avrupa”daki halkların iradesi hilafına olacaktır. Çünkü Avrupa halklarının önemli bir kısmı Türkiye”yi bir Avrupa ülkesi olarak görmek istemiyor ve Türkiye”nin bu yoldaki yürüyüşünde mesafe kat etmesi biraz da halka rağmen siyaset yapmayı göze alabilecek siyasetçiler sayesinde olacaktır. Acı, ama gerçek bir durum.

Referandum, temsili demokrasilerde sıkça başvurulan bir yol değildir gerçekten de. Yönetim temsilciler eliyle yürütülür çünkü ve bu temsilciler bir kez temsil yetkisini aldıktan sonra bunu birçok durumda halkın tam tersini düşünebileceği şekillerde kullanabilirler. Halkın yönetime doğrudan katılımının sıkça başvurulan bir yol haline getirilmesinin popülist bir söylemi ve süreci sürekli beslemesi tehlikesi vardır. Oysa halka sorulmayacak, sorulmaması gereken evrensel doğrular vardır. İnsan hakları, ayırımcılığa karşı politikalar, mesela.

Yarın yapacağımız referandumda halka sorulacak olan sorunun öyle bir yanı yok. Cumhurbaşkanını halkın seçecek olması, meclis toplantı sayısının 184 olarak yeterli kılınması, milletvekili seçiminin 4 yıla indirilmesi ve cumhurbaşkanının görev süresinin beş yıla indirilmesi ve iki dönem seçilebilmesi gibi düzenlemelerde referandum sonucunun “evet” veya “hayır” olması temel haklar ve demokratik toplumsallaşma açısından ciddi bir sorun oluşturmayacaktır. Doğrusu bunun bir referandum konusu olması da Başbakan Erdoğan”ın değil önceki Cumhurbaşkanının bir tercihi olmuştur.

Bugün için Başbakan Erdoğan”ın referandumu bir iktidar enstrümanı olarak kullanabilmek açısından herkesten çok avantajlı olduğu bir gerçektir. Karizmatik şahsiyetiyle referanduma götüreceği her konudan istediği sonucu çıkarabileceğini kestirmek zor değildir. Buna rağmen kendisi bu imkânı başından beri kullanmaya çok istekli davranmadığı halde 10. Cumhurbaşkanı Sezer”in zorluk çıkarmaktan başka bir gaye taşımaksızın bu referandumun önünü açarak kendisine yeni bir siyasal enstrümanı hediye etmiş olması ilginç bir ironi oluşturacaktır. Özellikle başörtüsü konusunda bu yol denendiği takdirde sorunun beklenenden daha erken çözülebileceği göründüğü halde bu yola “temel haklar referandum konusu yapılamaz” gerekçesiyle hiç tevessül edilmemişti. Bu çok doğru bir tavırdı ve bu referandumların bir iktidar pekiştirme aracı olarak kullanılmayacağının yeterli bir güvencesidir, ancak orta yerde yine de hâlâ mevcut yasalar düzeyinde bir çıkmaza sürüklenmiş haklar sorunumuz vardır.

Bu referandumda yapılacak düzenlemelerin zaten topyekun yapılması beklenen Anayasa değişikliğine ertelenmemesinde de büyük isabet vardır. Anayasa değişikliğinden vazgeçme niyetini ifade ediyorsa elbette ki bir vehamet vardır ortada. Ancak yeni Anayasa”nın daha taslağı bile ortaya çıkmadan karşılaştığı şiddetli muhalefet orta yerdeyken, bir bakıma ulaşılmış olan bu çizgiden dönmemek tabii ki en iyisiydi.

Bu referandumda çıkacak olan sonuç kesinlikle Türkiye”nin yöneten ve yönetileninin birbiriyle daha fazla kaynaştığı bir yolda daha ileriye götüreceği kesindir.

Referandumun sonucu ne olursa olsun hayırlı olsun.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: