Prof. Dr. Yasin AKTAY

Postmodernizme güvenerek darbe yapılmaz

Geçtiğimiz hafta sonuncusunu Genelkurmay başkanından dinlediğimiz bir dizi konuşmanın siyasette yeni bir dönemi başlattığı söylenebilir mi? Doğrusu hedeflenen belli ki böyle bir şeydi. Hele konuşmaların her birinin hazırlanma tarzı, okunurken takınılan aşırı ciddiyet, ses tonu ve kasvet, “bundan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” tarzı bir meydan okuma havasındaydı. Ancak konuşmaların hiç birinin yeni günler için hiçbir yeni şey söylemiyor olduğunu görmek için fazla bir zamana da ihtiyaç olmadı.

Üstelik irtica konusunun durduk yerde çocukların uykularını kaçıracak kadar sık vurgularla dile getirilmesinin ardındaki niyet de hiç kimsenin meçhulü değil. Bu artık bir şifre bile olmaktan çıkmış. İrtica vurgularındaki artışla cumhurbaşkanlığı seçiminin yaklaşması arasındaki ilişki iyice sırıtıyor. O kadar ki, irtica kavramının yaklaşık 150 yıllık yüksek kullanışlılığını tehlikeye atacak kadar.

Şimdiye kadar irtica kavramı hep başka şeyleri örtbas etmek üzere kullanıldı, hiçbir zaman gerçekten ona işaret edecek bir şeyi kast etmek üzere kullanılmadı. Yine de kavramı şimdiye kadar kullananlar ondan istenen verimi nispeten elde edebilmişlerdir. Oysa şimdi irtica kavramından sanki gereğinden çok fazla şey bekleniyor gibi. Hani irtica irtica olalı hiçbir zaman bu kadar ağır bir yükün altına sokulmamıştır desek yeridir ve tam da bundan dolayı irtica kavramının bu seferki kullanımından istenen verim elde edilemiyor. İsmet Özel seksenli yıllarda demişti, olmadı, ama galiba bu sefer irtica gerçekten elden gidiyor.

Bütün kuvvet komutanları, Cumhurbaşkanı ve birçok üniversite rektörünün ağız birliğiyle giriştikleri kampanya kitlelere inandırıcı gelmiyor. Onlar konuştukça hem irtica ve laiklik kavramının fetiş karakteri daha açık hale geliyor, hem de bütün hassasiyetler, değerler, ilkeler tam bir anlam kaybına uğruyor. Şimdi heves edilen darbenin postmodernizmden nasibi de bundan ibaret kalıyor.

Genelkurmay başkanlığında basına, yargıya, üniversitelere verilen brifingler 28 Şubat sürecinin sembolleşmiş hamleleriydi. Gerçeğe uygunluk açısından her tarafı dökülen istihbaratlara dayalı bu brifingler, bunun yalanına bile can vermeye hazır kitlelere veriliyordu. Toplumun önemli bir kesimi için yine inandırıcı olmadığı halde, brifinglere koşanlar 28 Şubat askeri müdahalesini bir oldu-bittiye getirmeye yetecek bir meşruiyet zeminini sağlıyorlardı. Askerin doğrudan müdahil olmadığı, yani görünürde askersiz olarak gerçekleştirilen bu darbe “postmodern” olarak nitelendirilmişti. Bu niteleme darbenin geçmiştekiler gibi sert değil, yumuşak, tam değil yarım olduğu gibi bir imada da bulunuyordu. Oysa asıl söylediği şey askerin sonuna kadar müdahil olduğu halde, bunu kışlasından çıkmadan yapabilmesi, anayasa sonuna kadar ihlal edildiği halde edilmiyormuş gibi görünebilmesi, demokrasi tamamen askıya alınmış olduğu halde zevahirine dokunulmamış olmasıydı. Anlayacağınız darbecilerin postmodernizmden anladıkları tam bir göz boyamadan, bir aldatmacadan başka bir şey değildi.

Oysa bu postmodernizmin bir de her şeyi anlamsızlaştıran, hiçbir ortak dil ve anlayış zemini, vazgeçilmeyen veya üzerinde titrenecek hiçbir değer bırakmayan, aynı zamanda da her şeyi sulandırıp ironize eden bir sonucu da var. Kuvvet komutanları bu kadar çok konuşunca, söylediklerinin önemini artırmıyorlar, aksine postmodern anlamsızlığa mahkum etmiş oluyorlar.

Gerçi, postmodernistler söylemle bir gerçekliğin yaratılabildiğini söylerler, ancak, bu kadar çok kişi tarafından, hem de devletin en üst düzeylerinde yer alanlar tarafından tekrarlandığında bile, gerçekte var olmayan bir şeyin var edilemediği görülüyor.

Aslında birileri için Türkiye”de şu anki en büyük sorun yeterince irticanın bulunamamasıdır. İrtica için tahsis edilmiş rezervler gittikçe azalıyor. Postmodern haller bu sefer darbecilerin aleyhine çalışıyor, söylemlerini etkisiz hale getiriyor.

Bu da postmodernizmin zaman zaman işaret ettiği gerçeğin ironisidir.

Demek ki, postmodern duruma güvenerek tedbirsiz ve tedariksiz darbeye çıkmamak lazım.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: