Prof. Dr. Yasin AKTAY

PKK Tokat”ı neden üstlendi?

Tokat”ta barış sürecine suikast olarak gerçekleşen saldırıyı PKK”nın üç gün bekledikten sonra üstlenmesi kanaatimce saldırının kendisi kadar etkili ve önemli sonuçlar vermeye adaydır.

Üç gün boyunca PKK”nın Tokat gibi milliyetçiliğin kalesi sayılabilecek bir yerde bu tarz lojistik ve istihbarat gerektiren bir eylemi yapabilecek özelliklere sahip olmadığı üzerinde duruldu. Dahası, hem açılıma bu kadar açıktan bir muhalefeti göze alamayacağı hem de AYM”nin gündemindeki kapatma davasının görüşüldüğü günde muhtemel etkileri dolayısıyla bu eylemle ilişkisini mantıksal olarak kurmak mümkün olamıyordu. Oysa PKK”ya yakıştırılan mantıksallıkta bir sorun olduğu kısa süre içinde bir kez daha görülmüş oldu. PKK”nın açılımı isteyeceği veya Kürt sorununun çözümünü gerçekten istediği varsayımı bu mantıksallığın temel öncüllerini oluşturuyor ki, aslında bu öncüllerin baştan itibaren sorunlu olduğu daha önce defaflarca görülmüş olmalıydı.

Şimdi PKK”nın eylemi üstlenmesi üzerine olayı açıklamış olmak ise çok daha sorunlu bir durum yaratıyor. Unutmayalım ki PKK kendi rasyonalitesi veya imkanları açısından her akıl sahibinin münasebetsiz gördüğü bir eylemi sadece üstlenmiştir. Eylemi kendisinin yapmış olduğu daha kanıtlanmamıştır. Gerçi kendisi yapmış olsa da sonuç değişmiyor, ama üç gün ortada duran eylemi üstlenmesi, PKK”nın bu süreç içinde kimlerle nasıl bir ittifak içinde olduğunun açık bir itirafından başka bir şey ifade etmiyor.

Olayı üstlenmekle böyle bir eylemi yapabileceğini göstermiş, ama kuvvetle muhtemelen yapmamış olduğu bir eylemi üstlenmekle bundan daha da kötüsünü de yapmış oluyor PKK. Bir anda herkesin konu ile ilgili sorularının karşısında bir kalkan gibi dikilerek, olayın örtbas edilmesini sağlamış oluyor. Bunu yaparak belki geçici olarak soruların önünü kesmiş olabilir, ama süreç içinde PKK”nın nasıl bir tezgahın bir parçası olduğuna dair başka türlü ele geçirilemeyecek delilleri de sağlamış oluyor. 1993 yılında, Bingöl”de 33 erin şehit edilmesinde PKK kimlerin yardımına koşarak barış sürecini hiç yoktan bitirdiyse, bugün daha büyük bir telaşla aynı kesimlerin yardımına koşmuştur. O gün de bağlama hiç uymayan, açıkçası pek münasebetsizce gerçekleşmiş olan o eylem, yine oldukça çekingen bir ifadeyle üstlenilmişti. Savunulabilecek hiçbir tarafı yoktu, ama ne yapalım “kontrol edilemeyen bazı gerilla gruplarının inisiyatifiyle” gerçekleşen basit bir eylemdi.

Bu saldırının basitçe Öcalan”ın sürecin dışına çıkmasına karşı verilmiş bir tepki olduğu argümanı bile bana göre gerçekçi değil. Öcalan zaten tutuklandığı saatten bu yana hiçbir zaman sürecin bir parçası değil. O”nun sözümona “önderliği”, arkasında başkalarının cirit attığı bir hayaletten başka bir şey değil. Öcalan önderliğinin yakalandığı saatten itibaren, “tutsak önderliğin işlevsizliği” üzerine bir dizi tartışmayla nasıl sıfırlandığı, buna mukabil kısa süre içinde hangi iradeyle bu tutsak önderliğin eskisinden daha etkili bir biçimde ve nasıl yeniden tesis edildiğini Ümit Fırat”tan dinleyin isterseniz. Öcalan”ın o günden beri Türk siyasetinde oynadığı role baktığınızda ondan “önder” yaratanların imzasını net bir biçimde görürsünüz.

Dün Ahmet Altan”ın da isabetle vurguladığı gibi, eylemlerine başladığı günden bu yana PKK Türkiye”de militarizm ne zaman ihtiyaç duyduysa onun yardımına koştu. Bütün eylemleriyle askeri bürokrasinin siyaset üzerinde vesayet kurması için gerekli bütün psikolojik veya fiili ortamı eylemleriyle hazırladı. PKK”nın hiçbir eylemi Türkiye”de özgürlüklerin daha da artırılması hatta Kürtlerin Türkiye”de daha güçlü ve makbul vatandaşlar haline gelmesine hizmet etmedi. Bugün ise herkesin tam gaz demokratik açılıma yelken açmış olduğu bir ortamda, şimdiye kadar iyi-kötü saklanmış müttefiklerini ele vermek pahasına, süreci 17 cm alan için sabote etmeye kalkışması hiç de şaşırtıcı değildir.

Bu telaş, bu panik, açılım siyasetinin hedefinin tam isabet olduğunu gösteriyor.

Açılım tartışmaları başladığı saatten beri muhalefetin en güçlü argümanlarından birisi Öcalan”ın süreç içinde muhatap alınması ihtimaliydi. Bugün o argümanla muhalefet edenler, PKK”nın Tokat katliamı ve cezaevi koşullarını bahane ederek açılıma karşı sergilediği tuhaf direnişle aynı hizaya düşmüş oluyorlar. Bu durum karşısında kamuoyuna ciddi bir açıklama yapmak mecburiyetindeler aslında.

Diğer andan, süreci sabote etmek üzere girişilen hem sokak eylemleri hem Tokat saldırısı bu ilişkileri deşifre etmiş bu da hem açılımın önünü hem de Kürt siyasetinin önünü açacak geniş bir siyaset alanı yaratmıştır.

AYM”nde karar ne yönde çıkarsa çıksın, bir şekilde devam edecek olan Kürt siyasetinin PKK”nın silahlı vesayetinden kurtulabilmesi, örgütle arasına mesafe koyabilmesi için tarihi bir fırsat doğmuştur.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: