Prof. Dr. Yasin AKTAY

PKK DTP”yi boğmaya çalışıyor

DTP”nin işi gerçekten çok zor. Ama bu zorluk aynı zamanda başardığı takdirde onu Türkiye siyasetinde çok az partiye nasip olabilecek bir kendini gösterme fırsatı da yaratmış durumda. Bu fırsatı iyi değerlendirdiğinde sadece DTP”nin değil, Türk siyasetinin, demokrasisinin ve hatta Türk milletinin bundan kazançlı çıkacağından hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

DTP”nin herkesin kendisine bilir bilmez bir şekilde yaptığı baskıyı kabullenmesini ve PKK”ya diğer partiler gibi sövmesini, terör örgütü diyerek ona bir de cephe açmasını elbette ki beklemiyorum. Hatta daha önce de söylediğim gibi DTP böyle bir dile müracaat ettiği takdirde bu sadece başka partilerin tehditkâr taleplerine teslimiyet anlamına gelmiş olur. Bunu yaptığı zamansa temsil iddiası taşıdığı, az buz değil, aileleriyle birlikte dört milyona yakın, bir nüfus nezdinde ne bir saygınlığı ne de bir temsil niteliği kalmayacağı çok açıktır. Bunu görebilmek için biraz DTP”nin oy aldığı insanların anlayacağı siyasal iletişim diline vakıf olmak gerekiyor.

20 yılı aşkındır süren şiddet ortamında yapılan yanlışlar iki ayrı ve birbirini anlamakta büyük zorluklar çeken taraflar var etmiştir. Bugün bölücülüğe karşı çıkmamız gerekiyorsa, bu iki tarafın birbirini anlamasını da önemsemek zorundayız. Taraflardan birinin tribününe yerleşip karşı taraf anlaşılmaz. İki tarafın tribününün dışında bir akılla konuşabilecek ve iki tarafın birbirini yeniden anlayabilmelerini sağlayacak bir siyasal iletişim dili ancak siyasetin içinde bulunabilir. Siyaset ise birçok olumsuz, kısıtlayıcı, engelleyici faktöre karşı uygun dili bulabilme sanatıdır. Siyaseti salt bir meslek ve ikbal kapısı olarak değil de memleketin sorunlarının çözümü için bir hizmet kapısı olarak görenlerin birinci önceliği bu dili aramaktır. Siyaset tam da silahlar konuşmasın, insanlar birbirini dinlemeyi kesmesinler, söz tükenmesin diye verilen bir uğraştır.

Tam da içinde bulunduğumuz bağlamda, meşru siyasetin alanında kalmak üzere geniş ve tabii ki gerekli bir tolerans alanından faydalanmakta olan DTP”nin bu alanın tükenmez olmadığını görmesi, siyasetin sınırlarının nerede başlayıp nerede bitebileceğini iyi hesaplaması da onun en önemli sorumluluğudur. PKK”yı bir terör örgütü olarak nitelemek veya PKK karşıtı bir dili açıktan benimsemek, gerçekçi sınırlar içinde, onun yapamayacağı bir şey ise de, PKK ile arasına mesafe koyma fırsatlarını değerlendirmek, PKK”nın meclisteki temsilcisi olmayı reddetmek de yapamayacağı bir şey değildir.

DTP bölgede yıllardır süren şiddet ortamından çıkabilmek için devletin bölge halkıyla doğru dürüst iletişim kurabilmesi için siyasetin ülke önüne çıkardığı büyük bir fırsattır ancak bu fırsatı değerlendirmek Türkiye”nin Ankara tarafına düştüğü kadar Diyarbakır tarafına da düşüyor.

PKK”nın yıllarca dayandığı en önemli iki propagandadan biri Güneydoğu”nun kalkınmadan pay alamaması, diğeri ülkenin Kürtlerin kültürel ve demokratik haklarını göz önünde bulunduracak bir demokratikleşme ortamının olmamasıydı.. Bugün artık çok rahatlıkla şu söylenebiliyor: Hem Güneydoğu”nun istikrarlı bir kalkınmasının, bölgeye yatırım yapılmasının, hem de ülkenin toplamda daha fazla demokratikleşmesinin görünür en önemli engeli artık sadece PKK”nın sürdürdüğü terördür. Bu terör sürdükçe ne bölgeye doğru dürüst bir yatırım yapılabiliyor ne de ülkedeki faşizan-militarist hava dağılabiliyor.

Bundan çok daha önemlisi, DTP”nin PKK ile arasına mesafe koymakta geciktiği oranda, PKK”nın DTP”nin bütün siyasal manevra alanını daraltmasıdır.

Bir yandan Kürt sorununa dair her şeyin çok daha kolay konuşulabilmesi, konunun daha kolay siyasallaşabilmesi ve varsa her türlü rahatsızlığın kolaylıkla siyasal alanda ifade edilebilmesinin bütün ihtimalleri, PKK”nın son eylemleriyle bir bir tükenmeye yüz tutuyor. Bu ihtimaller tükendikçe DTP”nin PKK”nın kendisine bıraktığı daracık hatta giderek “yok” bir alandan başka bir siyasal eylem alanı kalmıyor. Diğer yandan, kalan bu son “yok” alanın bile Ahmet Türk”ün genel başkanlığı sağlık nedenlerini gerekçe göstererek bırakacağı önümüzdeki kongrede genel başkanlığa meclis dışından bir adayın gösterilmesiyle tamamen PKK”nın eline geçeceği anlaşılıyor.

Muş Milletvekili Nuri Yaman gibi bazı vekiller bu duruma haklı olarak isyan ediyor. Ancak burada artık bir yol ayırımına gelerek temsil ettikleri seçmenin zannettiklerinden daha fazla kendilerinden PKK”dan bağımsız bir siyaset izlemelerini beklediklerini görmeleri gerekiyor.

PKK meşru siyasal alanda varlık gösteren DTP gibi bir partinin giderek kendi altını oyacağı endişesine kapıldığı için DTP”yi kuşatmaya ve onu siyasal alanda etkisiz kılmaya çalışmaktadır. Çünkü PKK kendine ait örgüt yapısı, ekonomisi ve kurumsal varlığıyla son zamanlardaki irrasyonel eylemleriyle, herhangi bir Kürt nüfusunu veya haklarını temsil etmekten ziyade ve hatta sadece kendi kurumsal varlığını ve gücünü sürdürmeyi önemseyen bir döneme girdiğini göstermiştir.

DTP”nin bu durumu görüp aynı zamanda PKK”nın kuşatmasını da yaracak bir siyaset izlemekten başka bir çaresi yoktur.

Gerçekten de oylarını alarak temsil etmeye soyunduğu kitlelere bir saygısı varsa.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: