Prof. Dr. Yasin AKTAY

Oryantalizm

Geçtiğimiz hafta sonunda İstanbul”da oryantalizm üzerine çığır açıcı bir eser vermiş olan ve iki sene önce ölen ünlü Filistinli yazar Edward Said ve Oryantalizm üzerine çok önemli bir toplantı yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği toplantıya dünyanın her tarafından Oryantalizm veya Edward Said denildiğinde akla ilk gelebilecek isimlerin yanı sıra İslam dünyasında oryantalizm eleştirilerini en üst düzeyde yürüten isimler davetliydi. Giatri Spivak, Robert Young, Reinai Lewis, Roger Benjamin, Şerif Mardin, Parveez Mansour, Bobby S. Sayyid, Abdülkerim Vekil, Hasan Hanefi sadece bazılarıydı.

Türkiye gündeminde “medeniyetler ittifakı”, “diyalog”, “papa ziyareti”, “Takva” filmi ve bunun etrafındaki tartışmalar tam gaz yürütülürken oryantalizmi bu seviyede düşünmeye davet etmekten daha anlamlı bir şey olamazdı herhalde.

Oryantalizm dolayısıyla dile getirilen sıkıntılar zannedildiğinden çok daha karmaşıktır. Cemil Meriç”in deyimiyle “sömürgeciliğin keşif kolu” olarak düşünüldüğünde, çok basite indirgenmiş oluyor oluyor. İslam dünyasını sömürgeleştirmek üzere Batı”daki sosyal bilim, edebiyat ve sanat çevrelerinin el birliğiyle doğuyu çarpıtarak Batı”lı müstevliler için elverişli hale getirmeye çalışan bir komplosunu anlatıyor. Oysa oryantalizmin çalışma tarzını anlamadan kültürlerarası iletişim ve anlaşmanın veya anlaşamamanın mantığını anlayamayız.

Oryantalizmin sorunları sadece bazı insanların el ele vererek Doğu”yu kasıtlı olarak çarpıtmaya çalışmasından kaynaklanmaz. Bu tür bir çaba, oryantalizmin ortaya çıkan sonuçlarının en hafifini oluşturur. Kasıtlı olarak doğu hakkında bazı klişeler üretmeye çalışanların çabaları çok sırıtır ve bunlara karşı çok kolay savunma söylemleri üretilebilir. Tarihi boyunca İslam dünyasında oryantalizme karşı geliştirilen de böyle bir savunma söylemi olmuştur zaten.

Oysa Said”in anlattığı şekliyle oryantalizm en samimi niyetle doğuyu bilmeye, anlamaya çalışan herkese bulaşabiliyor. Sonuçta herkes bulunduğu yerden anlamaya çalışıyor. Herkes her şeyi baktığı yerden görür. Tartışmaların büyük kısmı da herkesin kendi baktığı yerden gördüklerini başkalarının baktığı yerden gördüklerinden daha doğru saymakta ısrar etmesinden kaynaklanmıyor mu zaten?.

Kimseye bulunduğu yerden bakmamayı teklif edemezsiniz. Hele insanları size bakabilmek için zorunlu olarak bulunduğunuz noktaya hiç mecbur edemezsiniz.

Doğrusu insanların İslam algıları, İslam”la veya Müslümanlarla ilgili yaşadıkları tecrübelerden, duyduklarından ve gördüklerinden bağımsız değildir. Herkesin İslam hakkında aynı şeyleri duymuş, görmüş ve yaşamış olması mümkün değildir. O yüzden İslam”la ilgili her türlü anlayış ve tanım kaçınılmaz olarak eksiktir (daha doğrusu “kısmî”dir). Bu kısmîlik genelleştirilmeye kalkışıldığında sorun oluşturur. Oryantalizmin de sorunu İslam hakkında kısmî olarak masum sayılabilecek algıların İslam”ı temsil eden klişelere dönüştürülmesidir.

Edward Said”in “kültürel önyargılarını aşamamış oryantalizm” algısı da oryantalizm hakkında bir klişe üretmeye çok yatkındır. Sömürgeciliğin keşif kolu gibi çalışan bir ideoloji gibi çalışabiliyor onunki de. Nitekim Said”in bu tasvirine ünlü Marksist sosyal bilimci Maxime Rodinson, “İslam karşısında büyülenmiş bir oryantalizm” tablosu çizerek cevap vermişti.

Kültürel karşılaşmaların bir takım komplekslerden uzak gerçekleşmesinin bir yolu şu âna kadar bulunamamıştır. Her türlü karşılaşma ya bir üstünlük veya bir aşağılık kompleksinin oluşumuna yol açar. Her karşılaşma ya neşe veya sıkıntı veren bir etkileşim yaratır. Genellikle hiçbir etkisi olmayan bir karşılaşma olmaz.

Başkalarının İslam”ı anlama biçimi her zaman bizim istediğimiz şekilde gerçekleşmeyebilir tabii ki. Kimin İslam”la veya Müslümanlarla hangi şartlarda karşılaştığını hesaba katmadan, İslam hakkındaki bütün kötü imajların sorumluluğunu oryantalizmin sırtına yükleyemeyiz. Irak”ta Müslümanlarla direnişçi olarak karşılaşan bir ABD askerine veya Filistin”de İslam”la bir intihar fetvası olarak karşılaşan İsrail askerine İslam”ın hangi yüzünü gösterip sevdirebilirsiniz?

İslam”ın en doğru şekilde ifade edilmesi bile herkes tarafından doğru anlaşılacağının garantisi değildir. O yüzden oryantalizmin klişelerine takılıp bir kompleks yapmak gerekmiyor. Yeter ki, Müslümanlar kendi eylemleri ve pratikleriyle insanlığa şahitlik edip edemediklerini kendilerine yeterince sorsunlar.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: