Prof. Dr. Yasin AKTAY

Nostalji ve ütopya arasında bayram

Eski bayramlara, dahası eski günlere özenen hiçbir nostaljik söyleme rağbet etmem. Nostalji bir tür modern zaman hastalığıdır ve bu bayramlarımız da bu hastalığın bulaşmasına karşı bağışık değildir.

Bugünü yaşamaktan kaçmak için modern insan ya ütopyalarına ertelemiştir ideal hayatını veya nostaljik söylemlerle uydurduğu geçmişinde bırakmıştır.

“Nerede o eski bayramlar” diye söze başlamak yerine bugünkü bayramların içindeki coşkuya katılıp bu coşkuyu yükseltmeyi çok daha değerli ve çok daha sağlıklı bulurum. Elbette ki geçmiş bayramlar da çok iyiydi, yaşanan o bayramlarda da insanların yaşadıkları namütenahi güzellikler vardı. Çocukluğumuzun günlerine, bayramlarına bir özlem duymamız, yaşadığımız hayat içinde elimizden kayıp gitmiş bazı değerlere hayıflanmamız açısından değerli olabilir. Ancak bayram bugün yaşayan insanlar arasındaki mesafeleri kapatan bir şey olduğu gibi, geçmiş ile bugünün mesafesini de kapatan, aynılaştırmasa da her iki zamanı birbirine ulayan bir bilinç halidir.

Geçmişin bayramlarına methiyeler düzelim derken bugünün bayramlarına katılmayı ihmal etmeyelim, zira böyle yapınca bayramı kutlamış olmayız. Bayramı kutladığımızda onu geçmiş bayramlarda özlediğimiz ne varsa ona eklemiş oluruz.

Esasen biz istesek de istemesek de bayram bize zaten bunu yapma imkânı veriyor. O yüzden bayram bize Allah”ın bir rahmetidir. Bayrama kapalı olanlara da isabet eden bir rahmettir bu. Bir kez yağmaya başladığında herkesi ıslatan bir rahmet.

Arada geçen bütün çatışmalara, gerilimlere rağmen hiç kimseyi ayırt etmeyen, herkesin hayatını birbirine ulayan bayramlarımızın olması Allah”ın büyük bir lütfudur. Ya bir de bu bayramlarımız olmasaydı ne olurdu halimiz diye düşünmek belki şükrümüzü artırır, şükrettikçe kabaran bencilce hasletlerimizden biraz daha sıyrılmanın yollarına açılırız.

Bayram bize Allah”ın bir lütfudur. Gaflet içinde akıp giden hayatımızın içinde, ne kadar yol almış olursak olalım, ne kadar çok değişmiş olursak olalım, özümüzü hatırlama, kendimizi yenileme, ağırlıklarımızdan kurtulma, kirlerimizden arınma fırsatı verir. Hayat çizgilerimizde kat ettiğimiz yollar bizi birbirimizden o kadar ayırır, bizi birbirimize, hatta kendimize o kadar yabancılaştırır ki, birbirimizi hatta kendimizi tanımaz hale geliriz, her şeye birbirimizden farklı bakarız, her şeyin merkezine benliğimizi koyarız. Bayram gelir, benliğimizi yerleştirdiğimiz o merkeze sökün eder, bizi bize, insanı insana, zamanı zamana, yolu yola, kalbi kalbe ular.

Bayramın içinde bir insanın hem bu dünyadaki hem öbür dünyadaki toplam yolculuğunun bir özeti, bir temsili vardır. Bu temsilin mazmunu o kadar açık, o kadar nettir ki, hiç kimse bu temsildeki rolünde bir kekelemeye bile düşmez.

Bu kadar mucizesi var da bu bayramın neden dünyayı daha yaşanılır kılmıyor? Nedir bu savaşlar, bu haksızlıklar? diye akla üşüşebilir sorular. Cevabı basittir oysa: Ya bir de bayramlar olmasaydı?

Bayramlar insanın iradesini elinden alacak şekilde her şeyi yapıyor olsaydı insana da bir yer kalmazdı zaten. Bayram, hayatını iyilik adına yaşamak isteyenlere, iyilikler yapmak isteyenlere bahşedilmiş imkânlardır, bayramı kutlamak, bayramı bayram kılmak konusunda insan tabii ki muhayyerdir. Yine de bayram insanın hayatına ilahi bir müdahaledir ve bu müdahale ne kadar kendi bildiğini okumakta inat etse de, insanın kendi sınırlı, zanna dayalı, fani bilgisi dâhilinde şer bildiğinde hayır, bazen de hayır bildiğinde şer olduğunu en iyi gösteren işaretlerden biridir.

Örneğin, ABD Temsilciler Meclisi”nin Ermeni soykırım iddialarını içeren tasarıyı kabul etmesinde bir şer mi görüyorsunuz? Bu tasarının tam da Ramazan Bayramı arifesinde geçmiş olmasındaki derin tevafuka bakınız, kesinlikle kötü bildiğimiz bu olayda sayılamayacak hayırlı taraflar görürsünüz. Sadece birini söyleyeyim: Belki bizi kendi elimizle kendimizi tıktığımız bir korku çemberinden kurtarmıştır. Oysa hepsi bu işte. Bu korku uğruna ABD”ye vermediğimiz taviz kalmıyor her dönem bu vakitler. Şimdi gerisini onlar düşünsün.

Şer bildiğimizde bir hayır vardır.

Yeter ki bayrama yerinde ve zamanında, yani bayram geldiğinde katılalım. Geçmiş bayramlara takılıp kalmayalım yani veya gelecek zamanlara ertelemeyelim bayrama katılmayı.

Hayatımıza yağan bir rahmet ve berekettir bayram. Bu rahmet ve bereket üzerinizden hiç eksik olmasın. Bayramınız mübarek olsun.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: