Prof. Dr. Yasin AKTAY

Muhalefete katkı

Sabih Kanadoğlu Anayasa değişikliği ile ilgili süreç hakkında kendisi veya muhalifler açısından oldukça karamsar bir öngörüde bulunmuş. Ona göre Anayasa değişikliğine muhalefet niyetiyle yapılacak her hareket AK Parti”nin işine yarayacak görünüyor. Muhalefet mecliste dirense de, yasalaştığı taktirde AYM”ne başvursa ve Mahkeme bu başvuruyu kabul edip iptal kararı verse de, vermese de, her halükarda AK Parti”nin bu hamleden kârlı çıkması mukadder.

Daha önceki bir mülakatında, Kanadoğlu, AK Partillierin 367 buluşundan dolayı kendisine kızmak bir yana müteşekkir bile olmaları gerektiğini anlatmıştı. Kendisine müteşekkir olan AK Partili tanımıyorum ama 367 sürecinde verdiği akıllara uyulması sayesinde Abdullah Gül”ün çok daha tartışılamaz bir meşruiyetle Cumhurbaşkanı olmasının yolu açılmış, hatta daha fazlası da temin edildi. O havanın etkisiyle yapılan referandumda cumhurbaşkanının bundan sonra halk tarafından seçilmesi ciddi bir gerilime sebebiyet vermeden halkoyuyla kabul edildi. Demokrasi açısından devrim niteliğindeki bu adımları atmayı mümkün kılan şey Kanadoğlu”nun da önemli bir katkıda bulunduğu muhalefet cephesinin estirdiği rüzgar oldu. O rüzgar sayesinde AK Parti normal şartlar altında yapamayacağı düzenlemeleri yapacak bir haklılık durumunu yakaladı.

Kanadoğlu AK Partililerin kendilerine teşekkür borçlu olduklarını düşünürken bu yüzden haksız sayılmaz. Ama kendisinin bu muhalefet tarzından dolayı çıkardığı derslere ne kadar uyacağı kuşkulu görünüyor. Hâlâ aklı anayasa değişikliğine karşı sergilenecek en etkili yolun arayışı içinde. Oysa bu arayışın kendisi onu sürekli olarak AK Parti”nin siyasetini kolaylaştıracak pozisyon ve alanlar açmaktan başka bir işe yaramıyor.

Anayasa değişikliği ile ilgili olarak hükümetin başlattığı süreç toplumun sosyolojisinin genel olarak taleplerine ve izanına uygun düşüyor olduğu için bu sürece karşı sergilenen muhalefetin hiç şansı yok. Muhalefetin Kanadoğlu”nun engin tecrübesinden gelen sese kulak vermesi gerçekten kendi yararına olur. Bu süreci kendi tabanlarına istedikleri gibi, yani AK Partinin yargıyı esir almaya çalışması olarak yansıtabildikleri takdirde süreci sekteye uğratabilecekleri gibi bir safdilliğin içindeler hala. Aslında akıllarının bal gibi onaylıyor olduğu hatta birçoğunu değişik zamanlarda kendilerini de gündeme getirmiş oldukları anayasa reformlarına sırf AK Parti yapıyor diye muhalefet ettiklerinde kendi tabanlarının çantada keklik gibi peşlerinden ayrılmayacağını düşünerek fena halde yanılıyorlar. Yaptıkları bu tarz bir muhalefetin AK Partinin işine geliyor olduğunu ve sonuçta onu güçlendirici bir etki yapacağını hiç değilse Kanadoğlu”nun sesine kulak vererek anlayabilirler.

Aslında bu safhadan daha güçlü çıkmalarının yolu sürece muhalefet etmek yerine sürece ortak olmaktan geçiyor. Toplum nezdinde kesin bir hüsnü kabul görecek olan düzenlemelerin yanında yer aldığı takdirde AK Partinin bundan dolayı toplayabileceği prime ortak olup en az zararla hatta büyük bir politik kâr ile süreçten faydalanmaları bile mümkündür. Belki CHP”nin özellikle yargı konusundaki düzenlemelere zaten özü itibariyle karşı olması için gerçek nedenleri vardır. Yargıyı arka bahçesi olarak gördüğü için bu nüfuz alanının bu süreç içinde elinden alınması sözkonusudur. Ama zaten artık “iyot gibi açığa çıkmış” olan bu ilişkiyi sürdürmesinin hem kendisine hem de yargıya verdiği zararı bu ülke kaldıramıyor. Er veya geç CHP”nin veya yargının bu ilişkiyi sonlandırması “yargıyı kaptırmam” tavrına son vermesi gerekiyor. CHP”nin bir siyasi parti olarak devamı bu ilişkiyi gözden geçirmesine bağlı olacak görünüyor.

Oysa MHP”nin bu manzaradan çıkarması gereken ders hem daha kolay hem de aksini yapması çok daha zor. Sırf AK Parti”ye yaramasın diye bu konuda yapacağı bir muhalefetin kendisine hiç bir yararı olmayacağını görmesi gerek.

Belki her zaman için geçerli bir öneri değildir ama özellikle bu tür toplumsal karşılığı yüksek konularda iktidarın bir inisiyatifine ortak olmak bir muhalefet olarak konumunu çok daha fazla güçlendirir. Bu deneyime Gül”ün cumhurbaşkanlığına verdiği desteğin kendisine neler kazandırdığı bilgisiyle fazlasıyla sahip olmalı.

İktidara mı yoksa ana muhalefete mi alternatif oluşturması gerektiğine karar vermeli MHP. Bir çok yerde CHP tabanıyla kurduğu işleyen seçim ittifaklarına rağmen CHP”nin alternatifi olarak onun peşine takılmaktan dolayı hedef kitlesini çok küçültmek zorunda kalacaktır. İktidara alternatif oluşturmanın getirisi tabii ki çok daha fazla, oradaki seçmenle daha kolay bir dil tutturabilir ve iktidarın seçmeni çok daha fazla. CHP”ye alternatif oluşturmak için CHP”ye benzemek gerekiyor. Tabi iktidara alternatif oluşturmak için de en azından iktidarın gerçekten zayıf olduğu konularda daha iyi olduğunu kanıtlamak ama iyi işlerde onunla birlikte olduğunu veya olabileceğini göstermek gerekiyor.

Bu da muhalefete acizane bir katkım olsun.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: