Prof. Dr. Yasin AKTAY

Mısır”da iflas eden Batılı demokrasi

Mısır”ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi”nin görevinin daha birinci yılında askeri darbe ile görevinden uzaklaştırılmasına “darbe” demeye yanaşmak istemeyenler bin dereden su getirmeye devam ediyorlar. Tahrir meydanını dolduran Mursi”nin cumhurbaşkanlığını istemeyişine bakarak, askeri bu sese kulak vermesini haklı görenler, Rabiatu”l Adeviyye ve Mısır”ın bütün şehirlerinin meydanlarına toplanan ve Tahrir meydanındakini kat kat aşan kalabalığı görmezden geliyorlar.

Çok açık bir biçimde Tahrir”de toplanan halk ile diğer meydanlarda toplanan halk arasında “aristokratik” bir ayırım yapıyorlar. Halkın bazı kesimlerinin çoğunluk bile olsalar oylarının, görüşlerinin veya katılımlarının hiç bir esamisinin olamayacağı bir sistemdir aristokrasi. Esasen demokrasinin beşiği sayılan eski Yunan”daki uygulama da, toplumun sadece seçkin kesimlerinin “demos” (halk) sayıldığı, kadınların, Atinalı olmayanların, köylülerin, kölelerin katılım gösteremediği bir sistemden ibarettir.

İslam dünyasına şimdiye kadar reva görülen demokrasi, aslında bundan hiç bir zaman daha ilerisi olmamıştır. Tahrir ile Rabia Adeviyye meydanlarında toplanan insanlar arasında açık bir ayırım yapıyorlar. Tahrir”in sesine kulak verilerek yapılan askeri darbenin demokrasinin olağan sınırlarında görülmesi, buna karşılık diğerinin sesine kulak verilerek meşruiyet talebine bile kulak verilmemesi Müslüman dünyaya nasıl bir demokrasinin reva görüldüğünün en açık göstergesi.

Bu yaklaşıma rağmen yaşadığımız tartışmanın İslam”ın demokrasiyle bağdaşıp bağdaşmadığı bağlamına çekilmeye çalışılması tam bir pişkinlik örneği. Sanki demokrasinin normal süreçleri içinde seçilmiş olan bir cumhurbaşkanını askeri darbeyle devirenler İslamcılar sanırsınız. Demokrasinin en açık kuralını ihlal eden, ona karşı tam bir duyarsızlık sergileyen onlar, ama demokrasiyle imtihanı yapanlar da onlar. Bu nasıl bir ikiyüzlülük?

Esasen Mısır”daki darbeye karşı tavırlarını bu kadar net ortaya koymadan önce de çok iyi biliyorduk, ama Mısır hadisesi herşeyi çok daha açık bir biçimde ortaya koydu. İslam dünyasında demokrasinin gelişmesiyle asla ilgilenmiyorlar. Hatta ilgileniyorlarsa bu ilgi demokrasinin ancak geriletilmesi, engellenmesi yönünde oluyor. Sebebi çok açık. Demokrasi onların karşısına kendi özgür iradesiyle hareket eden ve her halükarda tercihleri belirsiz bir halk çıkarıyor. Uğraşıp durmayı gerektiren, yönetmeyi iyice zorlaştıran bir durum bu.

Kendi çıkarlarını riske atabilecek böyle bir demokrasi macerasındansa bu ülkelerin tek adamlarca, diktatörlerce veya demokrasi yanılsaması yaratılmış bir ortamda öne çıkarılmış bir elitlerce yönetilmesi çok daha güvenli. O yüzden halk tarafından seçilmiş bir Mursi yerine kendilerinin desteklediği bir askeri darbeyle işbaşına getirilmiş yöneticilerle, diktatörlerle muhatap olmak onlar için çok daha kolay. Kolay olan varken zor olanı tercih etmenin hiç bir rasyonalitesi yok. Bir yandan bu tercih doğrultusunda Müslüman dünyayla dış politikalarını yürütürken bir yandan da Müslümanları demokrasi baskısı altında tutmaya devam ediyor olmaları ikiyüzlülüklerinin sadece boyutlarını gösteriyor.

Mursi”nin halkın beklentilerine cevap veremediği için askerin onu devirmesini gayet olağan bir işlem gibi gördüler. Bu konuda içine düştükleri ikiyüzlü durum yetmiyormuş gibi bir de Müslüman Kardeşler”in başarısızlığından dem vurmaya başladılar. Aslında basitçe yönetim düzeyinde Mursi”nin başarısız olması için ellerinden geleni yaptılar. Görevi süresince Mısır”ın bütün dış yardımları, IMF kredileri askıya alındı. Hiç olmayan benzin, ekmek ve elektrik krizleri ortaya çıktı. Asker, yargı ve idari bürokrasinin her konuda sergilediği direnişi saymıyoruz bile.

Bütün bu konularda Mursi döneminde üretilen sorunlar onun yönetim beceriksizliğinin eseri gibi gösterildi. Oysa darbeden hemen bir gün sonra hem bütün dış yardımlar serbest bırakılmaya başladı hem de benzin, ekmek ve elektrik birden bire bollaştı. Bizim 12 Eylülcülerin yıllarca süren terör sorununu bir gecede çözmesi gibi. Biz o sorunu Kenan Evren bir gecede nasıl çözdüyse, Mısır cuntacılarının da ayın şekilde çözdüklerini söylersek sanırım nasıl bir oyunun oynanmış olduğunu çok iyi anlarız.

Dolayısıyla Mursi”ye atfedilen başarısızlık da aslında ona karşı bizzat kendilerinin yürüttüğü bir suikast veya sabotajdan başkası değil. Müslüman Kardeşler”e veya Müslümanlara bu olay vesilesiyle atfettikleri başarısızlık ise sadece kendi iflaslarını resmediyor.

Mısır”da darbeyle birlikte iflas eden Müslüman Kardeşler değil, sadece batılı demokrasidir. Müslüman Kardeşler veya İslam”ın siyasal söylemi batılı güçlerin içine düştüğü bu açık ikiyüzlülük, sahtekarlık karşısında sergiledikleri dik duruşlarıyla geleceğin dünyasının inşasında çok büyük bir avantaj elde etmiş oldu, bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Buna karşılık Müslümanların demokrasi sürecinde etkili olmasının siyasi sonuçlarına tahammül etmeyen batılılar olmuş oldu.

Belli ki, batılılar hala Müslümanların kendi haklarını aradığı ve kullandığı bir dünyaya hazır değil ve bu yaşanan da onların krizi.

Bu kafayla da bu krizden büyük kayıplar yaşamadan çıkmaları mümkün olmayacaktır.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: