Prof. Dr. Yasin AKTAY

Mevzubahis olan İsrail ise gerisi teferruat(mış)

Uluslararası hukuk, insan hakları, modernleşme müktesebatı, laiklik vs. ne derseniz deyin. Sütün bu çerçevede şimdiye kadar söylenmiş ne varsa, sözkonusu İsrail olduğunda herşeyi bir kenara bırakabilirsiniz. Sözkonusu olan İsrail olduğunda bütün bu kavramlar bütün bu müktesebat “medeni dünya” için teferruattan ibarettir.

Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği uluslararası hukuk açısından başka bir milletin toprağını işgal etmek kabul edilemez. Bir ülke buna yeltendiğinde işgalci olarak nitelenir ve uluslararası hukuk açısından gayrı meşru bir duruma düşer. Normalde bütün ülkeler ilişkilerini bu esasa göre askıya alır, ambargolar, yaptırımlar arka arkaya gelir.

Ama sözkonusu İsrail olduğunda kurulduğu saatten itibaren bir kısmını, 1967″den sonra ise geniş bir Filistin ve Suriye toprağını işgal eder. BM durumu işgal olarak niteler, acilen çekilmesini de ister ama o kadar. İsrail BM”in bu yönde aldığı hiç bir kararı tanımaz.

Sözkonusu İsrail olduğunda BM kararları nedir ki?

1967″den bu yana İsrail Filistin toprakları üzerinde işgalci konumundadır ve aslında Filistin”le yaşanmakta olan sorunun temel kaynağı budur. Filistinlilerin sergilediği söylenen şiddet kendi topraklarında tutunma mücadelesinden, kendini en çaresiz biçimde savunma çabasından başka bir şey değil. Oysa şiddetin de saldırganlığın da tek kaynağı işgali sürdüren ve bunu her geçen gün daha fazla yaymaya çalışan İsrail”dir.

İsrail sözkonusu olduğunda, ulusların bağımsızlığıymış, özgürlük mücadelesiymiş, hepsi birer beyhude çırpınış ve hatta rahatsız edici terör faaliyetleridir.

İsrail”in bütün medeni dünya tarafından desteklenen ve cesaretlendirilen bu saldırganlığı karşısında Filistinlilerin basit silahlardan başka bir savunma varlığı yok. Oysa İsrail tam bir savaş, katliam makinası gibi. Buna rağmen medeni dünyanın medyası ağzını açıyor “İsrail”in savunma hakkı” diyor ağzını kapatıyor “Hamas”ın terörü”nden dem vuruyor. Filistin tarafında çocukların her gün onlarcasının en vahşi bir biçimde katledilerek yaşanan hadisenin Batılı medyasına yansıması bu.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, plajlarda bedenleri paramparça edilerek öldürülen Filistinli çocukların görüntüleri ortadayken, Gazze ve İsrail arasındaki savaşta İsrail”in yanında olduğunu açıkladı bile. Sanki ortada iki eşit gücün savaşı varmış gibi…Tarafını belirtirken bile olayı çarpıtıyor.

Esasen, İsrail sözkonusu olduğunda medeni dünyanın bebek kanını teferruat olarak gördüğünün resmidir bu.

Varlığının referansını ve gerekçesini tamamen bir Siyonist-Yahudi yorumundan alan İsrail, kutsal kitaptaki bir ifadeyi kendisine bu toprakların tapusu saymak için yeterli görür. Başka bir dinin mensuplarının aynı şeyi başka türlü iddia ettiğini tasavvur edin ve görün başına neler gelir?

Oysa İsrail sözkonusu olduğunda laiklik de sadece bir teferruattır. İsrail”in varlığının kendisi aslında laiklik iddiasının modern dünyada koca bir yalandan ibaret olduğunu anlatır. Laiklik sadece Müslüman milletleri kimliklerinden uzaklaştırmak, boyunlarına prangayı geçirmek üzere başvurulan bir argümandır ve İsrail”e asla dokundurulmaz.

Bu arada, Fransa, bugün Paris”te düzenlenmesi düşünülen Gazze”ye destek mitingini yasakladığını açıklamış. Eee, hani protesto hakkı, gösteri hakkı çok kutsaldı? Engellenemezdi?

Gezi”de bize neler neler anlatmışlardı? Bütün vandallıklarıyla sağa sola saldıran protestoculara polis müdahalesini bile ifade özgürlüğüne aykırı ilan eden medeni dünya, neredesin? Paris”in ortasında izin alınmak suretiyle yapılması haber verilen bir gösteri, toplantı yasaklanıyor. Bu muydu ifade özgürlüğünüzün sınırı? Plajdaki en masum halleriyle oyun oynayan çocukları katleden İsrail mi?

Hiç, oralı değiliz ve yemiyoruz artık.

İsrail karşısında herşeyi teferruata düşüren o medeni dünya İsrail”in işlediği bütün katliamların ortağı ve sorumlusudur ve bu saatten sonra ne terörizm ne demokrasi, ne insan hakları demeye hakkı yoktur.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: