Prof. Dr. Yasin AKTAY

Mehmet Akif”e vefa borcu?

Mehmet Akif Ersoy”un Bülbül şiiri, Bursa”nın Yunan işgaline girdiğine dair Ankara”ya ulaştırılan yanlış bir haberin yarattığı duygusal etki altında yazılmıştır. Şiiri bilirsiniz, edebiyatımızda gerçek bir şaheser. Yanlış bir haber bu olağanüstü edebiyatı döktürdüyse, maazallah haberin doğru olması neler söyletirdi şaire!

Akif”e Bülbül”ü söyleten Bursa şehri iki gün önce Yıldırım Belediyesinin girişimiyle Mehmet Akif Ersoy”a Vefa borcunu ödeme gecesi düzenledi. Değerli şair ve yazar “Asyalı Ozan” Metin Önal Mengüşoğlu”nun yönettiği panele Camideki Şair”in yazarı Yazarlar Birliği kadim başkanı D. Mehmet Doğan”la birlikte katıldık. Gecenin sonunda panele katılan bütün izleyicilere Başkan Özgen Keskin tarafından birer Safahat hediye edildi.

Tabiatıyla bir vefa borcu olarak Bülbül”e bol bol atıf yapıldı. Gerçi şiirin sebeb-i vürudu bu yanlış haber olsa da, Bülbül”ün daha sonraki okunma ve anlaşılma bağlamı çok daha başka olmuştur. Bülbül sonradan oluşan ve Akif”i susmaya sevk eden, yetmedi, yurdundan uzakta yaşamaya sevk eden şartlara karşı derinden gelen bir ağıt gibi okunmuştur. Nitekim bu şiirdeki “Bugün bir hanümansız serseriyim öz diyarımda” dizesi daha sonraki şairlerce türlü şekillerde yeniden ifade edilecektir. 1925”ten sonra Akif susmuştur veya çok nadiren konuşmuştur. Belki susarak konuşmuştur. Belki de önceden söylediklerinin ağırlığı her geçen gün kendini daha fazla hissettirmiştir. Gelişen olaylar karşısında yeni bir şey söylemesi fazlalık olacaktır. Her fazlalık gibi sözünün bütünlüğünü bozup, ağırlığını giderebilirdi. Akif”in kaderi şiirini ve hayatını o günkü nesil için tamamlamış olduğunu gösteriyordu belki de. Akif sonraki kuşaklara ulaştırılacak bir mesaj olmak üzere kendi hayatını mühürleyen bir kadere teslim oldu ve sustu.

Kim demiş tarihin bir döneminde ortaya çıkmış bir metnin sonraki tarihlerin insanları için yeterince anlamlı olmayacağını? Akif”in capcanlı bir hayatla iç içe örülmüş mesajı her okunduğunda bir ok gibi saplanıyor kalplere, gelir muhatabını bugünün insanlarında bulur. Söz, bütün ağırlığını, bütün derinliğini hissettiriyor her tekrarında. Akif”in şiirinde sözün gerçekliğe denk düşen gerçekleşme ânı bütün ihtişamıyla kendini hissettiriyor. Söz gerçek oluyor. Hayır, aslında bundan öte bir şey: gerçek, bizzat sözün kendisi oluyor.

Akif”i anmaya kimin ihtiyacı var? Akif”i anmaya bir vefa borcu ödemek olarak bakılabilir mi? Akif”in böyle bir alacağı talep edecek istidadı yok ki. Akif”i anmakla Akif”e bu saatten sonra verilecek bir şey yok. Tabii ki Akif”i anmakla insanların kazanacağı çok şey vardır. Akif”i anmak, anlamaya çalışmak, onun üzerinde düşünmek, ona kulak vermek, insanı ihya eder, insana kendini tanıtır, yani bizzat insana büyük fayda verir. Bu çok açık.

Son zamanlarda iyice yoğunlaşan ve yaygınlaşan Akif”i anma toplantıları çok önemli işler deruhte ediyor. Türkiye üzerine, yanıbaşımızdaki komşumuz üzerine, dünyanın gidişatı üzerine, kendimiz üzerine, kimliğimiz, şahsiyetimiz, kaderimiz üzerine bizi derince düşüncelere sevk ediyor. Bu düşünceler asla megaloman, faşizan, hasis duygular üretmiyor, aksine başka insanlarla, özellikle mazlumlarla, madunlarla daha fazla diğergâm olmaya daha fazla kapı aralıyor. Bu millete Allah”ın bir merhametidir Akif.

Hatırlarsınız, yakın tarihimizde bu rahmete kast etmeye çalışanlar oldu. Bir dönem elde ettikleri yanıltıcı güçlü iktidar duygusuyla, Akif”i bu millete yabancı biriymiş gibi göstermeye çalışanlar, İstiklal Marşının yerine da başkasını ikame etmeyi teklif edenler oldu. Mehmet Doğan konuşmasının sonunda on kişinin hazır bulunduğu bir toplantıda o teklifi yapanın ismini çok çabaladıkları halde hiç kimsenin hatırlayamadığı bir anekdotunu aktardı.

Türkiye”de yaşayan farklı toplumsal kesimlerin her birinin onurunu gözeten bir birlikte yaşamanın, birlikte bir millet teşkil etmenin felsefesi en güzel şekliyle Akif”in söylemlerinde ifadesini bulur. Türkiye”nin son yüzyıldır kaybetmiş olduğu ne varsa tekrar bulması için baz alınacak en uygun temellerden biri Akif”in düşünceleridir. Yaşadığı mütevazi, dürüst, fedakar hayatıyla ve alabildiğine şefkatli, diğergam kişiliğiyle hiç kimsenin rahatsızlık duyacağı bir isim değildir Akif. Millet olarak yitip gittiğine hayıflanacağımız ne varsa, buna dair bir teselli sağlayacak bir varlıktır Akif”in bıraktığı veya temsil ettiği miras.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: