Prof. Dr. Yasin AKTAY

Mayını kimin döşediğinin ne önemi var?

PKK”nın ilan etmiş olduğu eylemsizlik uygulamasının sona ereceği 20 Eylül tarihine üç gün kala Hakkari”de patlatılan uzaktan kumandalı mayının etkisi yine Türkiye”nin her tarafını etkilemeyi başardı. Oysa referandumun en açık sonuçlarından biri Kürt sorunu çerçevesinde atılacak adımlar konusunda hükümetin elinin fazlasıyla güçlenmiş olmasıdır ve bu yüzden sorunun çözümü konusunda geçtiğimiz Pazar gününden itibaren çok daha iyimser bir hava oluşmuş olduğunda hiç kuşku yok. Üstelik bu, BDP”nin PKK”nın silahlı gücünün gölgesinde referandumda boykotçu bir tavır sergileyerek sürece katkı vermekten ısrarla kaçmasına rağmen böyle.

Açıkçası referandum sonrası oluşan ortamda Kürt sorununun PKK”ya ve BDP”ye rağmen çözüm ufku belirmiş durumda. Buna rağmen sorunun çözümünün kalıcı ve sağlıklı olabilmesi için tabii ki BDP”yi de dışlamamak gerekiyor.

Hakkari”de içinde kadın ve çocukların bulunduğu bir minibüse yapılan saldırı daha önce yapılmış bir dizi eylemin kopyası. Zamanlaması ve yapılış biçimi ne yapılmak istendiğine dair hiçbir kuşku bırakmayacak bir eylem. Geçtiğimiz yılın Mayıs ayında Ahmet Türk ile başbakan arasında yapılacak bir görüşmenin hemen arifesinde yine bir mayının patlaması sonucunda 7 askerin şehit edilmesiyle birlikte başbakan hemen bir peşin ceza keser gibi bu görüşmeyi iptal etmişti. Daha sonra çocuk suçlularıyla ilgili TBMM”ndeki yasaların görüşülme arifesinde yapılan saldırılar yasanın çıkmasını askıya aldırtmıştı. DTP”nin kapanma davasının görüşülmesinin arifesinde Reşadiye”de düzenlenen saldırı ve akabinde patlayan şehir eylemleri adeta Anayasa Mahkemesinde bir tereddüt varsa bunu tamamen ortadan kaldırmayı hedefliyor gibiydi.

Referandumdan bir ay önce Dörtyol”da polise yapılan saldırının neyi hedeflediği çok açıktı ve bu saldırıda bir JİTEM bağlantısının ortaya çıkması kimseyi şaşırtmamıştı. Ama tabii ki biraz daha netleşince herkesi şaşırtan bağlantı, JİTEM”in bu kadar sahnede olduğu bir eylemde PKK”nın olayı üstlenmiş olmasıydı, tıpkı Reşadiye saldırısını üstlenmesi gibi. Her iki olayda PKK”nın olayı üstlenmesi dikkatlerin Ergenekon veya JİTEM bağlantılarının üzerine gidilmesinin önüne bir kalkan oluşturmuş gibi oldu. Açıkçası bu savaşın sürmesinde her ikisinin mutabık olduğu su götürmez bir gerçek. O yüzden daha evvelki eylem ve saldırılarda olduğundan farklı olarak şimdi mayını kimin patlattığı sorusunun çok fazla bir anlamı kalmıyor.

Saldırı sonrasında ortama bırakılan kartvizit gibi mühimmat ile dikkatlerin askerin üzerine çevrilmesi mi umuluyor? Buna ne ihtiyaç var ki? PKK zaten hiçbir dahli olmadığı eylemleri de gereğinde üstlenmedi mi? 1993”te Bingöl”deki 33 ere yapılan saldırı olayına dönün. O olay PKK”nın savaş ekonomisindeki rolünü bir model olarak bütün boyutlarıyla yansıtıyor. Öcalan”ın bile anlam veremediği bir eylemdi o.

Bu eylem biçimi o kadar tanıdık ki?

Eylemi yapıp birilerinin üzerine atmak statükonun kendini var etme biçimi.

12 Eylül”lere, 28 Şubat”lara ve tabii ki daha taze bir olay olarak Danıştay cinayetine gidip bakın. Hep aynı eylem mantığı, hep aynı sinsi üslup çalışıyor.

Hakkari”deki eylemi savaşın devamını isteyen asker içindeki bazı gruplar mı yapıp PKK”ya mal ediyor, yoksa PKK mı yapıp suçunu askere atacak bir izlenim vermeye çalışıyor? Referandumdan önce Hakkari”de eylemsizlik halindeki PKK”lılara kamp yerlerine baskın yaparak 9 Kürdü öldüren askeri operasyon kime hizmet etmiş oldu mesela? Bu operasyon sayesinde boykot kararını uygulamakta iyice zorlanmış olan PKK bilhassa Hakkari”de yüzde 91”e ulaşan bir katılım sağlamadı mı? Aradaki ilişkiler bu kadar sıkı fıkı olduktan sonra, ikisi de aynı şeyi yani savaşın devamını istedikten sonra mayını kimin döşediğinin ne önemi kalıyor? Sonuçta birbirlerinin yardımına koşuyorlar ve aynı amaca hizmet etmiş oluyorlar.

Peki bu eylem biçimini artık ezberlemiş olması gereken bizler bile neden hala bombayı kimin koyduğunu, çok orijinal bir bilgiyi arar gibi soruyoruz? Bombayı devlet koymuşsa bu süreçte PKK masum mu olacak? Diyelim ki PKK masum, devletin bu tarz entrikalarına karşı, bu entrikaları boşa çıkaracak herhangi bir hamlesini hatırlayan var mı yoksa bütün tavırlarıyla entrikada kendisine yazılan rolü mü oynuyor?

Peki her saldırıda bütün programını iptal eden başbakan veya hükümet bir bakıma bu tür entrikalara cesaret vermiş olmuyor mu? Demek ki bu entrika başbakanımıza da bir rol yazıyor ve başbakanımız da her seferinde bu rolü istendiği gibi oynamış oluyor?

Oysa basit bir aklın bile ilk göreceği şey oyunu boşa çıkarmanın tek yolunun oyunu kuranların tam da istediklerinin hilafına davranmak olduğudur.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: