Prof. Dr. Yasin AKTAY

Londra”da, doğduğu yerde İsrail sorununu tartışmak

Filistin Eve dönüş Merkezi (Palestinian Retun Centre) ile Al Jazeera Araştırma Merkezi”nin Londra”da düzenlediği Uluslararası I. Dünya Savaşının Filistin üzerindeki Sonuçları başlıklı konferans, biraz da 100. Yılında I. Dünya Savaşı”nı anma toplantılarının sıkça yapıldığı günlerde yapılıyor. Her Kasım ayının ilk yarısında İngiltere”de insanlar I. Dünya Savaşında ölen 900 bine yakın İngiliz askerini anma toplantıları ve törenleri düzenliyor. Bu anma etkinlikleri çerçevesinde insanlar yakalarına gelincik çiçeği takıyor. Bu yıl yüzüncü yıl olması dolayısıyla ayrı bir önem atfedilerek anılıyor İngiliz askerleri.

I. Dünya Savaşı aslında neticelerini büyük ölçüde İngilizlerin belirlemiş olduğu bir savaş. Sonradan kurulacak olan Ortadoğu”nun sınırlarını çizilmesinde en etkili rolü İngilizler oynayacaktır. Hiç kuşkusuz savaşın en kesin mağlubu da Osmanlı olacaktır. I. Dünya Savaşı”nın en bariz sonucu savaş öncesinde hasta da olsa, epeyce zayıflamış da olsa dünyanın sayılı güçleri arasında yer alan Osmanlı ülkesinin bitmiş olması, topraklarının paramparça edilmiş olması ve Osmanlı”nın bakiyesi olarak kalan Türkiye”nin zor şartları kabullenmek zorunda bırakılarak Misak-ı Milli sınırları içine sıkışmak zorunda bırakılmış olmasıdır.

Yine İngilizlerin belirleyici olduğu bir başka önemli sonuç da İsrail devletinin hazırlıklarının bu savaşla birlikte resmen başlatılmış olmasıdır. I. Dünya Savaşına kadar Osmanlı Filistin topraklarında Yahudilerin Avrupalı bir kimlikle yerleşim almasına izin vermedi. Bu konuda bütün çabalar sonuçsuz kalıyordu Osmanlı her zaman olduğu gibi Avrupa”daki baskılardan kaçan Yahudilerin topraklarına, kendi vatandaşı olarak gelmesine izin veriyordu zaten. Ancak Abdülhamid yönetiminden bu sefer istenen izin kapitülasyonların da sağladığı imtiyazlardan yararlanmak üzere Avrupalı kimlikten vazgeçmeden gelip yerleşme izniydi. Abdülhamit, bu iznin arkasından neler geleceğine dair güçlü bir öngörüde bulunmuş görünüyor. Abdülhamid ve Theodorl Herzl karşılamasına dair meşhur anekdotun sıhhat derecesi tartışılıyor. Herzl”in konumu dolayısıyla Abdülhamid”e böyle bir teklifte bulunmuş olması imkansız görünüyor ama yine de Abdülhamid”e Filistin”de bir Yahudi milletinin tesisi karşılığında Osmanlı”nın 23 milyon İngiliz altını tutarındaki bütün borçlarının silinmesi, 230 milyon Frank tutarında bir koruma filosu kurulması ve hazinenin canlandırılması için 35 milyon altın lira borç verilmesi teklifinin bir şekilde ulaştırılmış olduğu ve buna karşılık Abdülhamid”in şu sözleri söylemiş olduğu biliniyor:

“Bırakın 150 milyon İngiliz altınını, bana bütün dünyanın altınlarını verseniz de bunu asla kabul edemem. Ben İslam milletine ve Ümmeti Muhammmede otuz yıl boyunca hizmet etmişim ve babamın ve atalarımın -Osmanlı sultanları ve halifelerinin- tarihine hiç bir kara leke sürmemişim. Bu yüzden benden istediklerini hiç bir zaman kabul etmeyeceğim.”

Bu teklif karşısında bu sözlerden daha şairane ve daha güçlü sözler olamazdı herhalde. Abdülhamid ayrıca Siyonist organizasyonların Filistin içinde arazi yolları satın almalarını engellemeye, öyle ki, tutunma noktaları oluşturma çabalarını boşa çıkarmaya çalıştı. Ancak Abdülhamid”in devrilmesinden sonra Siyonistler Jön Türklerden bu izinleri koparmayı başardılar.

Filistin”de Osmanlı mirası hala canlı ve gerçektir. Osmanlı kayıtları hala Filistinlilerin bu topraklardaki geçerli kayıtları ve mülkiyet haklarını kanıtlayan kayıtlardır. Aslında bugün bu kayıtlar Filistinlilerin mültecilik sorunlarını gidermeye dönük en geçerli hukuki kayıtlardır. 1948″den beri Filistinli kuruluşlar İsrail kurulurken geçerli olan toprak ve mülkiyet kayıtlarını kendi haklarını iddia edebilmek için talep etmekteydi.

Türkiye hükümeti 2005 yılında 1916 yılından bu yana yani İsrail”den daha bahis bile yokkenki Osmanlı arşivinin bir kopyesini Filistin otoritesine teslim etti. Aslında bu kayıtlar Filistin topraklarının gerçek sahiplerinin gerçek kayıtlarını oluşturuyor.

Londra”daki konferansa Dr. Jaafar Hadi Hasar, Dr. Mahmoud O. Haddad, John Keay, Karl Sabbagh, Anthony Gorman, Ghada Karmi, Peter A Shambrook, Malath al Agha, Maced Al- Zeer, Oliver Miles, Jeff Handmaker ve Mark McDonald gibi bu sahada özel duyarlılıkları olan çok sayıda araştırmacı katıldı.

Yüz yıl önce başlayan Dünya savaşında öncülük ve mimarlık ettiği Sycos Picot anlaşması McMohen ve Şerif Hüseyin görüşmeleri ve nihayet Balfour Deklarasyonuyla İsrail”i bu dünyaya bela eden İngiltere”de savaşın yüzüncü yılında bu toplantının olması ve bilhassa bu süreçte Osmanlı”nın büyük bir özlem ve hayırla yad ediliyor oluşuna şahit olmak son derece duygulandırıcı, daha ötesini söylemeyeyim.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: