Prof. Dr. Yasin AKTAY

Lanetli pay

Darbenin kendisi yeterince ahlaksızca bir şey. Her türlü yalan-dolan, her türlü hırsızlık, haksızlık, cinayeti içinde barındırır. Ama kabul edelim ki, bizim ülkemizde darbeler daha bir ustalıkla yapıldı şimdiye kadar.

Çokça minare çalındı her darbede, ama hiç bir minarenin kılıfı ihmal edilmedi. Bazen çalınan minareler için gerekli kılıflar için aşırı özen gösterilmiş olduğunu bile söyleyebiliriz. Bir 12 Eylül darbesi için yıllar öncesinden hazırlıklar başlamış, 5000 kişi öldürülmüş ama hiç birinde ve ilk belirlemede cuntacı izi tespit edilememiştir. Cuntacıların izi çok sonradan kanıtlanabildi.

Bir 28 Şubat operasyonunda önemli bir yer tutan bir Ali Kalkancı figürünün hazırlıklarına yıllar öncesinden başlanmış olduğunu anlıyoruz. Kendi piyasasından devşirilen Kalkancı, hiç bir alakası olmadığı halde Umre”ye götürülmüş, jargon ezberletilmiş, ardından Siirt medrese çevresi içinde kendisine sağlam bir CV hazırlanmış sonra getirilip İstanbul”a, Bab-ı Ali”ye şeyh olarak yerleştirilmiş. Hele bir de Aczmendilerin bir hazırlığı var ki, mükemmel bir ince işçilik eseri.

İnsanların gözlerini boyamanın çok önemli olduğunu, darbe için gerekli kamuoyu desteğini sağlamanın darbenin mütemmim cüzü olduğuna bizimkiler fazlasıyla inanmış, hazırlıklarını ona göre yapmış hep.

Mısır”da da darbenin bütün hazırlıkları bir bakıma aynı modeller izlenerek atılıyor. Ancak kabul edelim ki, çok kabaca ve hiç bir özen gösterilmiyor. Darbeyi meşrulaştırıcı mizansenler herkesin gözü önünde hazırlanıyor, yani sahnenin arkası seyirciden gizlenemiyor. Bunun, darbecileri, yalanlarını savunurken biraz mahcup kılması bekleniyor veya tam tersi iyice küstahlaşmalarını. Nobel ödüllü darbeci Baradey, bu kadar kaba bir darbe sanatının içinde kalamayacağını gösterdi, istifa etti. Darbe, daha usturuplu devam edebilseydi, tabii ki hiç bir sorun hissetmeyecek, darbenin içerdiği ahlaksızlığa zaten bir itirazı olmayacaktı.

Oysa darbenin kendisine darbe demekten dünyayı bir süreliğine alıkoyabildiler, ama bu darbeye yapılan alabildiğine barışçıl itirazları bastırmak için, silahsız kadın-çocuk-yaşlı demeden insanlara en vahşi ve acımasız bir biçimde ateş açarak 2600 kadar insanı öldürmek 10.000”in üstünde insanı da yaralamak somut bir gerçekliktir ve size inanmaya hazır batılılara bile bunu başka türlü göstermenin bir yolu yok.

Cuma günü gösterilerden sonra polisin baltacılarla birlikte açtığı ateşten kaçmak için Fetih camiine sığınanlar, sığındıkları yerde polis ve baltacılar tarafında kuşatılıp mahsur bırakıldı. Aralarında TRT”nin Kahire temsilcisi değerli dostum Metin Turan”ın da bulunduğu tamamı göstericiden oluşan kalabalık bir gün mahsur kaldıktan sonra çıkmaya razı olurken tamamına yakını tutuklandı. Daha vahimi polisin onları çıkarırken cami çıkışına toplanmış olan baltacı kalabalıkların linç girişimine maruz kalmalarıydı. Bu darbenin ve aslında Mısır derin devletini çözümlerken bakılması gereken en önemli tabaklardan biri bu baltacılardır.

Darbe karşıtı bütün gösterilere yapılan polis müdahalelerinin yanıbaşında beliren ve onların gözetiminde göstericilere saldıran baltacılar sivil oldukları için istendiğinde iyi bir medya veya fotoğraf zanaatçılığıyla göstericiymiş gibi sunulabiliyorlar Mısır medyasında. Böylece aptal yerine konulan Mısır halkına göstericilerin silahlı olduğu yalanı için bolca malzeme sunuyorlar.

Ama unuttukları birşey, çok benzer görüntülerin de hemen başkaları tarafından, üzerinde oynanmadan başkaları tarafından kaydedilebiliyor olduğu. Ne var ki, bu çok önemli olmuyor. Rabia Adeviye meydanını, yani 46 gün barışçıl gösteriye sahne olan meydanı dağıtırken 2600 kişinin hayatına mal olmuş bir müdahaleyi bile ”ilk ateşi göstericiler açtı” diyerek savunmaya girişen canilerden her şey beklenir. İnanmak isteyenler de mutlaka çıkar ve inanır.

Arap gazeteci yazar Vail Kandil, hem polis ve askerle birlikte göstericilere saldırılarda hem de Fetih mescidinin tahliyesi esnasında sahne alan Baltacıların darbecilerin suç dosyasını darbenin de çok daha ötesinde kabarttığını şu sözlerle anlatıyor:

”Kuvvetler ayrılığını biliyoruz: yasama, yürütme ve yargının birbiri üzerine hakimiyet kurmadan özerk olarak çalışması anlamına geliyor. Hadi bir de medyanın da dördüncü bir kuvvet olarak özerk yapısını, bütün yasallığıyla tanıyoruz. Lakin bu baltacılar Mısır sisteminde galiba tanınan beşinci bir güç. Baksanıza silah taşıma, kalabalıklara ateş açma, insan öldürme hatta insanları tutuklama yetkileri bile var ve bunları sayısı onbinleri buluyor”

Darbe yeterince kirli ve ahlaksızca bir eylem. Ama Mısır”daki darbenin eline hem kan bulaşmış hem en iğrenç entrikalarla ve kirli işlerle birlikte yürütülüyor. Bu darbeyi zaten doğrudan destekleyenlerin dışında, ona darbe demekte konjonktür adına tereddüt gösterenlerin, katliamlarına ve cürümlerine de sessiz kalarak bu kirlilikle uzlaşmaya şimdiden hazır tıynetleri tam anlamıyla mide bulandırıcı.

Dünyanın bu kadar açık bir zulüm ve iğrenç yağma karşısında hangi hesaba dayanırsa dayansın, bu kadar çabuk çözülmüş olması karşısında Türkiye”nin sergilediği tutum tek kelimeyle teselli edici ve gurur vericidir.

Hele bu kirli darbe karşısında telkin edilen rasyonel dış politika akıllarının Türkiye”ye hiç bir hayrı yok. Bu akıllar bizi yağmadan, haram paydan geri durmamaya teşvik ediyor.

Oysa o pay lanetli bir paydır ve bize sürekli o payı hatırlatanlar Türkiye”yi sadece alçalmaya davet ediyorlar.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: