Prof. Dr. Yasin AKTAY

Kürtlere musallat olan Kemalizm Döngüsü

HDP’li siyasetçiler oylarına gözlerini diktikleri Nişantaşı solu ile teşriki mesaileri, halvetleri geliştikçe içlerindeki Kemalist Baasçılık coşmaya, fışkırmaya başlamış. İçlerindeki Kemalist Baasçılığı bastırmaya da ihtiyaç duymuyorlar artık. Bastırılamayan Kemalist söylem ve duygular, dillerine birer gaf olarak dökülüyor o yüzden.
Türk Kemalizmi Türkiye’de İslam’a ve Müslümanlara neyi reva gördüyse, HDP daha fazlasını istiyor şimdi. Üstelik bunun sadece oy için bir tür Nişantaşı popülizminden ibaret olduğunu da hiç sanmıyorum. İçlerinde olanı döküyorlar, çünkü döktürürken zevkten dört köşe oluyorlar.

DİYANETTEN ALIP CEMEVİNE VERMEK

Baksanıza HDP’nin seçim beyannamesi sunuşunda eş başkanlar yanyana durmuş kendilerine göre yılışık yılışık paslaşırken hiç de zorlanıyor gibi bir halleri yok. Büyük bir iştahla eş başkanlardan kadın olanı, Figen Yüksekdağ “Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılarak devletin din ve inanç alanından elini çekmesi sağlanacak” derken salonda bir alkış kopuyor. Eşbaşkanlardan Demirtaş olanı da bu alkışa bütün yılışıklığıyla katılarak soruyor “ Diyanet İşleri Başkanının makam aracını ne yapacağız o zaman?”. Yüksekdağ da aynı yılışık makamdan alarak ve hiç istifini bozmadan “Cemevine bağışlayacağız” diye cevap veriyor ve salondan bir alkış daha alıyor.

Diyanete karşı Cemevi söylemine verdiği bu prim Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin Eyyübi’nin ismini taşıyan Demirtaş’a ne getirir bilinmez ama ondan da Türkiye’den de çok şey götürdüğü açıkça ortada. Türkiye’de Alevilerin varsa sorunlarını onlara daha fazla nefret aşılayarak mı, veya bazı Alevi örgütlerinin zaten yeterince sahip oldukları nefreti körükleyerek mi çözeceksiniz? Bu yaklaşımın yeterince var olan diyalog sorunlarını daha da derinleştirdiğinin farkında değilseniz bir dert, farkındaysanız da bunun üzerinden siyaset yapıyorsanız bambaşka bir derdiniz vardır.
Diyaneti kaldırmaktan maksat onun bütün imkanlarının Alevilere hasredilmesi midir yoksa Alevilerin de diyanet hizmetlerinden eşit biçimde faydalandırılması mıdır? Sünniden alıp Aleviye vermek midir çözüm? Neden ikisine birden aynı hizmeti talep edecek, buna tahammül edecek bir gönül zenginliğinden yoksunsunuz?

Demirtaş’ın siyasetinin ana hedefi olan Kürtlerin büyük çoğunluğu Sünni Şafiidir. Şafiiler kendilerinden kısılıp Alevilere verilmesine ne der acaba? Dilinizden düşürmediğiniz demokrasinin asgari bir gereği olarak Kürt halkıyla bu sorunu ne kadar mütalaa ettiniz? Benim bildiğim Kürtler elbette ki Alevilere de talep ettikleri en tabii hakları almalarına bir şey demezler ama Sünniden alıp Aleviye vermek gibi, özünde Sünni düşmanlığını açığa vuran böyle bir söyleme de asla prim vermezler.

KÜRTLER ERMENİLERE SOYKIRIM MI YAPMIŞ?

Geçtiğimiz hafta tam bir haçlı seferi gibi harekete geçen “Ermeni Soykırımı” kampanyasına da başta eş gene başkanlar olmak üzere bütün HDP’liler destek verdi. Bu desteğin kendilerini şimdiye kadar her türlü desteklemiş olan Avrupalı dostlarına karşı bir borcun ifası olduğu bir sır değil gerçi. Ama gözardı ettikleri bir şey var. Ermenilerle ilgili sözkonusu tarihte cereyan eden hadiselerin hepsinin merkezinde Kürtler de yer alıyor.
1915 öncesi ve sonrasında Ermeni çetelerinin önlerine konulan yol haritasına uygun olarak planladıkları şey gerçekleşmiş olsaydı bölgede bir tane Kürt bir tane Arap bir tane Müslüman kalmazdı. Osmanlı’nın aldığı tenkil tedbiri herşeyden önce bölgedeki Müslüman Kürtleri soykırımdan kurtarmıştır. Yaşları biraz ileri büyüklerine kulak versinler, bakalım neler duyacak neler öğrenecekler? Bugün tamamen bir Müslüman-Türk nefretinden mütevellit bir kampanyaya verilen destekle HDP Türkiye partisi olmanın yolunu nasıl bulacak acaba?

DEMİRTAŞ KÜRTLERE KABEDEN BAŞKA KIBLE Mİ ARIYOR?

HDP’liler Kürtler için ayrı bir kıble ayrı bir Kabe arayışı içindeyken de Kemalizmin “Kabe Arabın olsun bize Çankaya yeter” tavrından ilham almış gibi. Türk’ü kabeden koparmak, Türk’e başka bir kıble aramak konusunda Kemalistlerin işlediği bu tez, belki Türkleri Müslümanlıktan koparmaya yetmedi ama hiç kuşkusuz Kemalistleri Türk toplumundan iyice kopardı, uzaklaştırdı, yabancılaştırdı. Onları Türklerin arasında birer ecnebi gibi gezecek hale getirdi.
Şimdi ise aynı yoldan giden Kürt Kemalizmini temsilen Demirtaş, “nasıl Yahudiler için Kudüs, Müslümanlar için Kabe kutsalsa, bizler için de Taksim kutsaldır, mabettir” diyor. Müslüman kimlikleriyle mecz olmuş Kürtlere Kabe’den başka bir kıble, İslam’dan başka bir din aramaktan ve İslam’la Kürtleri birbirinden koparmaktan başka bir hedefi yok.
Oysa bu girişimlerin neticesini öğrenmek isteyenler Kemalizmin Türklük davasının neticesine bakabilir. Neticede Türk halkına iyice yabancılaşmış Türk ulusalcıları gibi Kürt ulusalcıları da aynı yoldan giderek ilk başta Kürt halkına yabancılaşmış oluyorlar. Bu da onları hırçınlaştırıyor, ellerindeki silahtan ve zordan başka Kürtleri ikna edecek bir enstrümanları olmadığı fikrine saptırıyor.

Daha kötüsü yabancısı oldukları Kürtlere ellerindeki silah ve zor marifetiyle kendi yabancılıklarını bir Kürtlük normu olarak dayatmaya kalkışıyorlar. Bu da Kemalizm döngüsünü Kürtlere musallat bir asimilasyon politikası olarak tamamlamış oluyor.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: