Prof. Dr. Yasin AKTAY

Kürt siyasetçinin sorunu

Kürt siyasetçisinin sorunu Kürt sorunundan çok daha derin görünüyor. Bugün devlet nezdinde Kürt sorununun tanınması ve giderek daha demokratik bir zeminde her yönüyle tartışılabilmesinin yolu açılmışken Kürt siyasetçinin bu tartışmaya nasıl bir irade ve ehliyetle katılabileceği ciddi bir sorundur.

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir”in kendisini ziyaret eden bir Avrupalı heyete “silahlı mücadele günümüzde miadını doldurmuştur” şeklinde sarf ettiği sözlerin İmralı”da avukatlarıyla görüşmesinde Abdullah Öcalan tarafından karşılanma biçimi bu sorunun bazı boyutlarını ortaya koyuyor.

Tahmin edilebileceği gibi Öcalan”ın eleştirisi sadece bir eleştiri olarak gerçekleşmez, iyi ihtimalle ağır bir azar veya hayata kast eden bir tehdit anlamı vardır ve bu azara BDP veya örgüt içinden muhatap olan birinin itiraz edebilmesi için hayatını riske etmesi gerekiyor. Baydemir”in Öcalan”ın azarı karşısında sözlerinde diretmemesi ve Öcalan”ın ağır hakaretlerini “bir eleştiri hakkı olarak” saygıyla karşılaması Kürt siyasetinin maruz olduğu askeri vesayetin ağırlığını iyice hissettirdi.

Türkiye”de generallerin sivil siyaset tarafından görevden alınabildiği bir demokratikleşme düzeyinde yaşarken Kürt siyasetinin bu manzarayı sergiliyor olması düşündürücü.

Türkiye”de parti içi demokrasinin zaten yerlerde sürünüyor olmasına bakılarak bu gelişmenin anlayışla karşılanması da beklenebilir ama bu olay parti içindeki bir tartışmadan öte parti üzerindeki silahlı otoritenin bir gösterisi. Gerçi bu vesayet de artık bir sır değil ama adında demokrasi olan ve her fırsatta demokrasi vurgusu yapan, doğrusu devlet karşısında sergilediği demokratik cesaret karşısında şapka çıkarttıran BDP”nin Öcalan ve Kandille ilgili ciddi bir demokratik açılıma ihtiyacı olduğu da çok açık.

Tabii ki BDP”nin PKK”ya “terör örgütü” demesini bekleyemeyiz. Bu sözün bölgede nasıl bir anlama geleceğini ve BDP”nin bütün meşruiyetini ve gücünü bir anda bitireceğini anlayabiliriz ama BDP”nin askeri vesayet altında Kürtler için çözümden ziyade bir sorun oluşturmakta olduğunu da söylemek lazım.

Kürtlerin Kemalist bir inkar politikası altında olduğu zamanlarda değiliz ve Türkiye”nin siyasi yapısı hem Türkler hem de Kürtler için her zamankinden çok daha fazla demokrasi ve insan hakları ve kimlik saygısı vaat ediyor. Bugün Kürt siyasetçileri Öcalan”a veya PKK”ya yöneltemedikleri eleştiriyi devletin her katına karşı alabildiğine demokratik bir ortamda dillendirebiliyorlar. Ama aynı Kürt siyasetçileri kendi aralarında ve birbirlerine karşı hiçbir şeyi konuşamıyorlar. Bu ortamdan Kürtler için bir siyaset seçeneği çıkmaz.

Diğer yandan Baydemir”in söylediği şeye Öcalan”ın neden itiraz ettiği de önemli bir konudur. Normalde Öcalan”ın kendisi benzer sözleri söylüyor. Zaten bugün ateşkes veya çatışmasızlık denilen sürece bu tür değerlendirmelerin sonucunda gelindi. O halde Baydemir”in aslında bugün PKK”nin neredeyse resmi söylemi haline gelmiş olan bu sözü sadece tekrarlamış olması neden Öcalan”ın bu öfkesini celp ediyor?

Bu sorunun kanaatimce en önemli sebebi Öcalan”ın liderliğine hiç kimsenin ortak ettirilmemesi yönünde kemikleşmiş PKK resmi politikasıdır. Bunu Öcalan”ın kendi kişisel kıskançlığıyla da açıklayanlar var elbette ama PKK”nın sadece Öcalan tarafından yönetilmesi PKK projesini yürütenlerin de genel olarak mutabık oldukları bir husustur. Öcalan”ın yakalandıktan sonra “düşman elinde bir tutsak” olarak bitmiş otoritesinin restorasyonu unutmayalım ki bazı devlet güçlerinin de katkıda bulunduğu çok karmaşık bir yolla gerçekleştirilmişti. Ama daha önce de PKK adına hareket edip öne çıkan bütün karizmatik unsurların bertaraf edilmesi neredeyse PKK”nın bizatihi tarihidir. Leyla Zana”nın bile hapisteyken bile aşırı ilgi odağı olması ciddi bir rahatsızlık kaynağı oluşturmuştu.

Osman Baydemir ise aslında Kürt siyaseti içinde kendine ait bir tarzı olan, güçlü bir siyasetçi profili çiziyor ve bu profili her geçen gün daha fazla güçleniyordu. Kürt sorununu Kürt siyasetçilerinin ağzından duymak isteyenler için en uygun isimlerden biri ve ciddi bir liderlik potansiyeline sahip. Kürt davası diye bir şey varsa ve bunun genel maslahatları gözetilecekse bu davanın başarısı açısından Baydemir ve onun gibi isimlerin ortaya çıkması hem o hareketin bir başarısı hem de şansı olarak düşünülmeli. Ancak PKK ve Öcalan için bu kadar öne çıkmak tehlikeli ve yasaktır.

Öcalan aslında PKK”nın şu anki resmi çizgisinin dışına çıkmayan sözleri dolayısıyla Baydemir”i vururken bir yandan BDP üzerindeki gücünü test edip toparlıyor bir yandan da fazla öne çıkmış biriyle kişisel hesabını görmüş oluyor.

Bugün artık Kürt sorununu ürettiği şiddet sorunuyla birlikte çözmeye iyice azmetmiş Türkiye siyaseti karşısında Öcalan ve PKK”nın Kürt siyaseti üzerinde kurduğu bu ağır vesayeti de tanınacak mı? Bu vesayete bir tür imtiyaz mı tanınacak?

Kürt sorununun çözümü yolunda Öcalan”ın muhatap alınmasını geçtik ama bu esnada Öcalan Kürt siyaseti üzerindeki vesayetiyle birlikte mi tanınmış olacak?

Öyle olacaksa her şey bittikten sonra Kürtlerin eline ne geçmiş olacak? Kendi siyasetçisini aşağılayan ve silahlarını kendi halkına çevirmiş bir diktatörden başka…

Daha önemlisi bu soruyla kim yüzleşecek? Kürtler mi? BDP mi? Ak Parti mi?

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: