Prof. Dr. Yasin AKTAY

Kurbanı bilmek

Kurban, İnsanın yeryüzündeki yolculuğunda kaydedilmiş en çetin imtihandır; bir imtihanın sonucunda insanın göze alabileceği en yüksek fedakârlık, buna karşılık alabileceği en yüksek ödüldür. İnsanın Allah”a yaklaşabildiği şerefli bir makam, bu fedakârlığın ödülüdür.

İbrahim (A.S) ilahi işaretten “biricik oğlunu” kurban etmesi gerektiğini anlayınca, bunun sonucunda nasıl olsa bu işin sonucunda affedileceğini ve karşılığında bir koç ile ödüllendirileceğini asla bilmiyordu. Bunu biliyor olsaydı bu imtihan basit bir danışıklı oyun olurdu. Ne İsmail ne İbrahim bir mizansen peşinde değillerdi. O yüzden İbrahim”in kurban hadisesi tekrarı olmayan, biricik bir hadisedir. Bundan sonra hiç kimse koç umarak kendi oğlunu kurban etmeye kalkışmayacaktır. Dahası, zaten bundan sonra kimse oğlunu kendi elleriyle kurban etmeye kalkışmayacaktır.

İbrahim”in destansı imtihanı, onu makamların en sevgilisine ulaştıran olay, o şekliyle sadece İbrahim”e nasip olmuştur. Ondan sıradan insanların payına düşen onun ahdine sadık kalmaktır. Bu bile az bir imtihan değildir. Bu kadarlık bir imtihanda bile İbrahim”i caydırmaya çalışan sesler çalışmaya devam eder…

Kurban imtihanının şeytanın ayartmalarıyla sürekli iç içe olması gerçeği de tarihin hiçbir döneminde değişmez. Şeytanın iğvasıyla insanın sadakati arasındaki gel-gitler kurbanın tabiatındandır. Üstelik şeytanın İbrahim”i Mina”da defalarca ayartmak için yaptığı girişimlerin, başvurduğu argümanların benzerleri güncellenerek, ikna edici olmaya her zaman devam eder.

Her yıl kurbanla birlikte küçüğüyle, büyüğüyle bir sürü şeytanın da kol gezdiğini ve kurbanı engellemeye, değilse murdar etmeye çalıştığını görmek mümkündür.

Allah”ın kurbanın ne etine ne kanına ihtiyaç duymadığı açıktır. O insanlardan bir şey istemişse bunu da yine insanlar için istemiştir. Belli ki kurban ibadetiyle insanlar üzerinde derin bir terbiyeyi murad etmiştir. Bu terbiyenin başka araçlarla ikame edilmesini talep etmek, bu konuda bir tartışmaya girmek, yeniden bir pazarlık konusu açmak, olaya rasyonel bir akılla yaklaşmak, onda bir çelişki yakalamaya çalışmak, kurban yolunun mutat tavırlarıdır.

Kurban ibadeti başından sonuna kadar her ânında bir çok imtihan barındıran bir yolculuktur. İmtihan, adı üstünde bir sürü karmaşık durumun karşısında olmayı gerektirir.

Kurban her aşamasında yeni karmaşık durumlar ortaya çıkarır. Her karmaşık durumda takınılan tutumlar bir İbrahim gibi olmaya yaklaştırır veya uzaklaştırır.

4500 yıllık tarihi boyunca kurban ibadeti sadece İbrahim”in bir insanın en sevdiği varlığını Allah”a kayıtsız, şartsız teslim etmekle sınanmaktan öte bir sürü başka konuyla ilişkilendi. Allah normalde apaçık günah saydığı bir şeyi kendi adına yapmayı nasıl istemiş olabilirdi? Kendi koyduğu ilkeleri “askıya almakla” ne istemiş olabilirdi? İbrahim Allah”ın bunu gerçekten istediğine nasıl emin olabilmiş, ardından da bu isteğe nasıl sorgusuzca boyun eğebilmiştir? Hele kendi oğlu bile olsa başka bir insanın hayatına bu emir gereği nasıl kast edebilmiştir? Kurban edilen çocuk İsmail mi yoksa İshak mıydı?

***

Her yanıyla büyük sembolik boyutları olan İbrahim”in kurbanı felsefede tarih boyunca etik tartışmalarının da en önemli referanslarından birini oluşturmuştur. 2001”in Temmuz ayında ABD”de (Utah, Sundance) katıldığım ve aralarında Richard Rorty, Gianni Vattimo, Hubert Dreyfus, John D. Caputo, Charles Taylor gibi dünyanın önde gelen felsefecilerinin iştirakiyle gerçekleşen Religion after Onto-theology (Onto-teolojiden sonra din) başlıklı bir felsefe toplantısının birkaç oturumunda tartışmaların hepsi İbrahim”in oğlunu kurban olayına yoğunlaşmıştı. Bu esnada adı geçen katılımcıların Kitab-ı Mukaddes”ten yaptıkları isabetli alıntılarla, her birinin derin dini bilgilerine doğrusu biraz hayret, biraz da gıpta ile şahit olmuştum. Kierkegaard”ın kurban olayını meşhur yorumlarını Kitab-ı Mukaddes”in ifadeleriyle karşılaştırmaları ve daha doğru bir yorum teklifleri bir ilahiyatçının bilgisini aratmıyordu. Oysa bizde bir felsefecinin dini bilgisi ona bir fazlalık değil bir eksiklik getiriyor gibi görülüyor. O yüzden toplumun bilincinde son derece önemli-kurucu bir yeri olan kurban bizde daha derin felsefi değerlendirmelerin konusu olamıyor. Bir felsefecinin kurbana bakışı acar bir muhabirin yakaladığı ipinden kopmuş, kaçışan boğa manzaralarından öteye geçemiyor.

Oysa kurban her yanıyla sadece Türkiye”de veya İslam dünyasında değil, bütün dünyada toplumsal bilinci belirleyen birçok olaya bakışı etkileyen kurucu bir hadisedir.

Mübalağa değil, kurbanı bilmek insanı, dolayısıyla Allah”ı bilmeyi getirir. Kurban bilgisinde zaafa düşmek insandan da, Allah”tan da uzaklaştırır.

Pazartesi günü Kurban”a yaklaşmaya devam edelim.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: