Prof. Dr. Yasin AKTAY

Kurban yolu

Kurban bir hayvan boğazlamaktan ibaret değil, zorlu, imtihanlarla dolu uzun bir yoldur. Her dönem insanlara farklı soru ve sorunlarla teklif edilir. Sorular ve sorunlar kurbanın tabiatındandır. Soruların birçoğu kurban yolundan çevirmeye çalışır, birçoğu kurbanın hayırlı sonuçlarına kast eder, bir çoğu da kurban yolundaki molozları temizler.

Kurban yolundaki eski sorulardan biri Hz. İbrahim kıssasında kurban edilmeye götürülenin İsmail mi yoksa İshak mı olduğu sorusudur. Aslında Müslüman bilincinde bu ismin kim olduğunun çok ciddi bir önemi yoktur ve bunun üzerine bir tartışma yürütmeye bile değmez. Çünkü peygamberler arasında hiçbir ayırım yoktur, her ikisi de Allah”ın peygamberleridir ve her ikisi de Hz. İbrahim”in çocuklarıdır. Kurban edilenin kim olduğu Hz. İbrahim”in imtihanında insanlığa sunulan dersin mahiyetini değiştirmez. İbrahim”in sergilemiş olduğu derin teslimiyet ve fedakârlığı da azaltmaz.

Bu yüzdendir ki, sahabeden bazıları da dâhil, İslam âlimleri arasında hiçbir komplekse kapılmaksızın Yahudi ve Hıristiyanların görüşüne uygun olarak kurban edilenin İshak olduğu fikrini savunanlar olmuştur. Kur”an-ı Kerim”de hiçbir ayette kurban edilenin İsmail olduğu açıkça yazmıyor olsa da, Kurban”ın İsmail olduğu bazı ayetlerin kesine yakın işaretlerinden ve tabii ki peygamberin sünnetinden ve de 4500 yıldır Hac bölgesinde hiçbir kesintiye uğramaksızın uygulanarak aktarılan, kurban ibadetinin temsil ettiği tarihten çıkarsanabiliyor. Bu bölge Hz. İbrahim”in hayatının bir kısmını İsmail ve Hacer”le paylaştığı bir bölgedir. Hz. İshak”ın (A.S.) bu bölgeye uğradığına dair hiç bir işaret de yoktur. Kur”an-ı Kerim”de Hz. İbrahim kurban imtihanını başarıyla geçtikten sonra bir başka oğulla daha müjdelendiğine işaret ediliyor ki, hem kendisinin hem de hanımı Sara”nın ihtiyarlığına karşılık bu haber onları güldürmüş (adhhak), onun için de doğan çocuğun adı İshak olmuştur.

Aslında Tevrat”ta da kurban edilmeye götürülenin İsmail olduğuna dair birçok açık işaret vardır: “Tanrı, “İshak”ı, sevdiğin “biricik oğlunu” al, Moriya bölgesine git” dedi, “Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu olarak sun.” (Yaratılış Kitabı Yar.22: 2). Bu ifadedeki “biricik oğlun” ifadesi açıkça İsmail”e işaret eder, çünkü Hz. İshak bütün kaynaklarda ikinci oğul olarak geçiyor. Dolayısıyla o, hiçbir zaman İbrahim”in “tek oğlu” unvanına sahip olmamıştır. İshak doğuncaya kadarki süre içinde ise İsmail İbrahim”in tek oğlu olmuştur.

Buna rağmen Yahudi ve Hıristiyan kaynaklarında kurban adayının İsmail değil İshak olarak bilinmesi konuyu basit bir tarihi ayrıntı olarak geçiştirebilmekten uzaklaştırıyor. Yahudiler için kurban adayının kimliği kendi kimliğinin sınırlarını belirlemek açısından çok önemli sayılmıştır. Soy bağına çok önem veren İsrail milleti, kendini başka milletlerden İbrahim yerine İshak”la (ve onun İsrail olarak bilinen oğlu Yakup ile) birlikte ayrıştırmıştır.

İbrahimoğullarından olmak İbrahim”in İsmail”den olma torunlarıyla da, yani Müslümanlarla da kardeş sayılmayı gerektirecektir. Oysa İsmail”in oğullarıyla da kardeş olmak seçkin sayılmak için gerekli olan sınırları da ortadan kaldırmış olacaktır. Çünkü Müslümanlık peygamber ayırıcılığı yapmamak gibi, Allah”a yakınlık konusunda dil, ırk, renk ve cinsiyet ayrımı da yapmamayı gerektiriyor. Böylece İsmail oğullarıyla aralarında hiçbir fark olmaması demek diğer insanlarla aralarında hiçbir farkın da olmaması anlamına gelecektir.

İsmail ile İshak arasındaki fark nedir?

Müslümanlar için hiçbir önemi olmayan fark, anneleridir. İshak”ın annesi İbrahim”in hanımı Sara”dır. İsmail”in annesi ise Sara”nın kölesi, siyahî Hacer”dir. İsrailoğullarının, diğer bütün insanlar bir yana, İsmailoğullarına tasladıkları üstünlük, bir açıdan, vara vara bu anne soyuna dayanır. İsrailoğulları arasında kadının statüsü ve toplumsal rolü konusunda hiç de iç açıcı bir durum olmadığı halde, anne soyunun yüceltilmesi, örneğin, Yahudiliğin anneden geçiyor olması, ancak bu sebebe bağlanabilir (Allah”ın takdirine bakınız ki, koca bir insanlık tarihinin çok önemli bir ayrışması iki kadın arasındaki çekişme eşliğinde okunabilir).

İsrail seçkinciliği bir refleks olarak, Kurbanın bir evrensel insanlık yolu olmaktan çıkarılıp bir şekilde temellük edilmesi, İshak”a yani Sara”ya, yani İsrailoğullarına mal edilmesini gerektiriyordu. Siyahî bir cariyeden olma İsmail, babasının “biricik oğlu” olamazdı. İnsanlığın rotasının mukaddes bir işareti sayılamazdı.

İsmail, kurban yolunun renk, kan, dil, cins, bölge, yaş, sınıf ve statü ayırımı olmaksızın bütün insanlığa açık tutulmasını temsil eder. Bu yolun başka insanlara kapatılmasını gerektirecek bir sonuçla -Müslümanlar için İsmail”den daha az değerli olmayan- Hz. İshak”a mal edilmesi karşısında kurbanın kimliği üzerinde bir tartışma özel bir anlam kazanır. Allah”a ve insanlığın bütününe daha iyi yaklaşabilmek için kurban yolunun üzerindeki bu vesveseyi de atlatmak gerekiyor.

Kurban yolunda hayırlı bir seyriniz olsun. Bayramınız mübarek olsun

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: