Prof. Dr. Yasin AKTAY

Kuala Lumpur Zirvesi neyin alternatifi?

Gazetelere Mahathir Muhammed tarafından başlatılan bir inisiyatif çerçevesinde Malezya’da mini bir İslam Zirvesi’nin toplanacağı yansıdığı andan itibaren Arap troller medyasını bir telaş almış durumda. İslam İşbirliği Teşkilatı’na (İİT) bir alternatif arayışı mı var? Adı Kuala Lumpur Zirvesi olarak konulmuş olan ve 18-21 Aralık tarihinde toplanması beklenen Zirve Malezya’nın yanısıra Türkiye, Pakistan, Endonezya ve Katar’ın da katılımıyla gerçekleşecek.

Zirve’de buluşacak ve toplam nüfusları 550 milyonu bulan bu beş ülke görünürde Arap dünyasının dışındaki en kalabalık ve en güçlü Müslüman nüfusunu oluşturuyor. Katar haricindeki hepsinin en önemli bir özellikleri de ekonomilerinin doğal kaynaklara dayanan Körfez ülkelerinin aksine kendi yetişmiş insan kaynaklarına, üretimlerine dayanıyor olması. Katar da aslında petrol-gaz dışı gelirlerini çeşitlendirme konusunda diğerlerine nazaran ciddi arayışlar içinde olan bir ülke.

Peki Kuala Lumpur Zirvesi’nde özellikle Suudi Arabistan medyasını bu kadar telaşlandıran, haberin düştüğü andan itibaren bu Zirve’ye karşı inanılmaz bir kampanya yürütmelerine yol açan ne var? Bu Zirve İİT’ye karşı veya Mekke ve Medine dolayısıyla Suudi Arabistan’ın İslam dünyasında sahip olduğu düşünülen doğal iktidarına karşı bir alternatif arayışı mıdır? Harekete geçmiş sosyal medya trol ordularına göre bu Zirve’nin böylesi bir arayışı var ve bilhassa son zamanlarda Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin seyriyle belirlenen bir gündemi var.

İşin aslı Kuala Lumpur Zirvesi ilk defa toplanmıyor. Bu yıl yapılacak olan toplantı Zirve’nin 5. toplantısı olacak. İlki 2014 yılında yine Mahathir Muhammed’in girişimiyle, kendisi başbakan değilken başlatılan bu faaliyet dünya çapında Müslüman entelektüellerle yeni bir İslami siyasi düşüncenin üretilmesi, beslenmesi ve geliştirilmesi amacıyla her yıl düzenlenmesi planlanan bir faaliyet olarak ortaya çıktı. İlk ikisi takip eden yıllarda aksamadan Kuala Lumpur’da, 3.’sü Hartum’da, 4.’sü de geçtiğimiz yıl Mahathir tekrar başbakan olarak seçilmeden hemen önce İstanbul’da düzenlendi. Bu sonuncusuna kendi girişimi olduğu halde seçim kampanyası dolayısıyla katılamayan Mahathir video konferans yoluyla Malezya’dan katıldı.

Her toplantının bir ana başlığı oluyor ve bu başlık altında Müslüman entelektüeller en yetkin isimleriyle bir araya gelerek sorunlarını tartışıyor ve geleceğin inşasına fikri düzeyde katkıda bulunuyor. İlki, “Sivil Devlet”, 2.’si “Hürriyet ve Demokrasinin İstikrar ve Kalkınmaya etkisi”, 3.’sü, “İyi Yönetim”, 4.’sü, “Demokrasiye Geçiş” başlığı altında yapılan bu çalışmaların şimdi Kuala Lumpur’da toplanacak olan beşincisinde “Milli Egemenliğe Erişimde Kalkınmanın Rolü” teması işlenecek.

Mahathir Zirve’yi tanıttığı toplantıda İslam dünyasından toplam 450 lider, düşünür ve entelektüelin katılım sağlayacağı Zirve’nin İslam İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası kuruluşlara alternatif olmadığını vurgulamış ve “Söz konusu zirve küçük bir inisiyatif. İslam İşbirliği Teşkilatı çok büyük bir organizasyon. İlerleyen zamanlarda teşkilat üyesi diğer ülkeleri de zirvelere katabiliriz” demiş.

Gerçekten de yola çıkarken böyle bir alternatif olma iddiası olmayan bir faaliyetti bu ama belli ki bir ihtiyaçtan, mesela İİT’nin karşılayamadığı bir ihtiyaçtan doğmuştur.

Ne yazık ki, İİT bugün Müslümanların canalıcı hiçbir sorununa çare olamıyor. SAise Müslümanların genel sorunlarına Kutsal beldelerin hamiliği iddiasından çok uzak bir noktada bulunuyor. Maddi gücünden dolayı sahip olduğu uluslararası ilişkileri ve imkanları kullanıp dünya Müslümanlarının daha güvenli, daha onurlu, daha rahat yaşayabilecekleri bir dünya için mümkün ve kolay katkısının esirgiyor.

Bu acı bir durum, ama bir gerçek. Bir Myanmar meselesinde, Filistin’de, Keşmir’de, Türkistan’da, Suriye’de Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve benzeri güçlü ülkeleri çözüm arayan, ağırlıklarını Müslümanlar lehine ortaya koyan aktörler olarak göremiyoruz. Yemen’de, Libya’da, Mısır’da ise sorunların en önemli kaynağı.

Müslümanlara ve İslam’a yönelik dünyada yaygınlaşan ve tehlikeli bir hal almaya yüz tutmuş olan İslam düşmanlığını bir sorun olarak görüp ona bir tedbir ararken göremiyoruz. Bırakın orada görmeyi, dünyada İslam düşmanlığını daha da kışkırtan besleyen adımlarını görüyoruz. Bizzat kendi ülkelerinde saygın, ılımlı İslam alimlerinin suçsuz yere tutuklanıp hesapsızca hapislerde tutulmalarına bu ülkelerde tanık oluyoruz. Üretilen iç gerilimlerde hedef alınan İslami görüşlerle en aşırı İslamofobik söylemler bizzat bu ülkelerin yönetimlerince üretilip yaygınlaştırılıyor.

Ne zannediliyor? Müslümanların sorunlarına bu kadar uzak kalıp, hatta Müslümanlara habire en ağır sorunları üretip yine de Müslüman dünyaya liderlik yapılabileceğini mi? Bu kadar bedava bir liderlik nerede görülmüş?

Doğrusu Kuala Lumpur Zirvesi’nin böyle bir iddiası yok, ama sahip çıkması gerekenler sahip çıkmayınca sorunların çözümü için sorumluluk sahibi daha hayırlı insanlar çıkar boşluğu doldurur.

Bu, gerçekten kaygılandırıyorsa, yapılacak şey karşı çıkmak değil bu hayırlı faaliyetin çağrısına kulak vermek ve ona katılmaktır. Sonraki Kuala Lumpur Zirvesi idrak edilmiş bu sorumluluk çerçevesinde Mekke’de olsun mesela, neden olmasın?

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: