Prof. Dr. Yasin AKTAY

Karizma ve Asabiye arasında AK Parti

Değişmeye ve değiştirmeye cesaret etmek, ama sadece zevahiri değil, gerçekten değişmesi gerekeni… Çarpık düzenin payandalarını, esaslarını, gerçek yapısını… Bu, gerçekten büyük cesaret isteyen bir şey.

Dün AK Parti 3. Olağanüstü Kongresini gerçekten de olağanüstü bir atmosfer altında gerçekleştirdi ve Türkiye’nin bütün siyasi geleneklerini, alışkanlıklarını, kurulu yapısını değiştirmeye azmeden bir adımı daha atmış oldu. Cumhurbaşkanlığı makamına 998 gün önce uğurlamış olduğu kurucu genel başkanını, liderini kendi sevdasıyla, kendi partisiyle yeniden buluşturdu.

Görünürde Erdoğan için yapılmış bir düzenleme gibi görünse de bu adım, Türkiye’de gücünü halktan değil oligarşik ilişkilerinden ve kazanımlarından alan aktörlerin vesayetlerine açık olan sistemde çok önemli bir değişim meydana getirmiş oldu. Bunu yaparken, bu aktörlerin güçlerini aldıkları kurulu siyasi habitusları değiştirmek elbetteki en zoruydu.

AK Parti Erdoğan liderliğinde bu habitusları değiştirmeye cesaret etti ve bunu başardı. Erdoğan’ın AK Parti eliyle yapmış olduğu bu değişim hiç kuşku yok Türkiye’nin siyasi geleneklerine yepyeni bir sayfa açmış olacak ve bu sayfa daha yönetilebilir, daha güçlü bir Türkiye’ye armağan edilmiş olacaktır.

Esasen bu sayfa AK Parti’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 tarihinden bu yana Türkiye’nin siyasi hayatına kazandırdığı reformlar silsilesiyle tutarlı, o reformlar silsilesinin devamı. Aslında bir karizma sosyolojisi açısından da baksanız, İbn Haldun‘un Asabiye teorisi açısından da baksanız, dünyadaki siyasi hareketlerin kaçınılmaz gel-gitleri açısından da baksanız AK Parti’nin bu değişim yolunda, bir siyasi hareket olarak ilk yaştaki coşkusunu sürdürüyor olması zor izah edilebilir bir durum.

Karizmatik hareketler belli bir süre sonra rutinleşir, izleyicileri yorgunluk emareleri göstermeye başlar, durağanlaşır, giderek yerini aldıkları oligarşik yapılara benzer yapılar ihdas eder.

Asabiye sahibi, grup bağlılığı veya dava bilinci yüksek hareketler de bir süre sonra yerini aldıkları yerleşik toplumların öldürücü alışkanlıklarını benimser ve onlar da aynı kadere doğru yol alırlar. Ancak AK Parti’de kurucu liderinin karizmasında bir rutinleşme emaresi yok. 15 Temmuz’da izleyicileri onun liderliği altında inandıkları davaya ölesiye bir bağlılığı daha yeni gösterdiler. Onun Partiye geri gelişiyle AK Parti’de yeni bir karizmatik heyecan beklentisi had safhaya varıyor. Bütün karizmatik hareketlerin kaçınılmaz sonucu olarak rutinleşmeye kadar AK Parti’nin ülkede gerçekleştireceği daha çok reform olduğu görülüyor ve bugün gerçekleşmiş olan bu büyük reformla yeni bir start verilmiş oldu.

AK Parti’de grup ve dava bağlılığı, yani İbn Haldun’un deyimiyle “asabiye” hala dipdiri. Bunu diri kılan yine Erdoğan’ın bu davaya atfettiği anlam: Ahirete odaklanmış, mezarı bu hayatın bir gerçeği olarak gören, dolayısıyla kibirlenmeyi bu davanın asıl ölümü olarak gören, tevazuu hala fiilen yaşayan bir bilinç ve pratik. “Biz bu dünyanın fani olduğunu, en sadık yârimizin toprak olduğunu hiç unutmadık” diyerek sürdürdü Kongredeki konuşmasını.

Ondan önce konuşan ve son süreçte oynadığı muhteşem rolüyle vefa kavramını mücessemleştiren Başbakan Binali Yıldırım da “AK Partili olma”yı “kibirden uzak olmak, tevazu sahibi olmaktır” şeklinde tanımlıyordu.

Elhak şu ana kadar her ikisi, kendi siyasi pratiklerini, şu ana kadar bu insani duruşlarından bir milim şaşmadan ortaya koydular.

O yüzden hareketin karizmasının beklenen rutinleşme ömrü de, asabiyesinin tükenme süresi de aynı şekilde bir istisnailik ortaya koyuyor. AK Parti bu sayede adeta kendisiyle yarışarak, kendini aşmaya devam ediyor..

O yüzden AK Parti sadece Türkiye tarihinde değil, aynı zamanda bütün Avrupa’da hatta dünyada da arka arkaya bu kadar seçimi oylarını artırarak iktidarda kalmayı başarabilen bir parti olarak da istisnailiğini sürdürüyor.

Üstelik AK Parti bütün bunları kendisine karşı sürekli olarak harekete geçen son derece zinde güçlerin darbe, terör, entrika girişimlerine karşı mücadele ederek yapıyor. Belki karşısındaki bu güçlerle mücadele, bu değişim azmini daha da artırıyordur. Doğrusu bu mücadele AK Parti’nin dinamizmini de, asabiyesini de karizmatik enerjisini de canlı tutmaya yarıyor.

Yeni dönemde AK Parti ülke için değişim arzusu daha da yükselmiş, dolayısıyla değişim ufku daha da genişlemiş olarak bu mücadeleyi sürdürmek durumunda kalabilir.

Mümkün mertebe halkın güven, istikrar ve refah taleplerine karşılık vermeye çalışacaktır ama bir yandan da büyüyen, büyümeye talip bir Türkiye var.

Bu büyüme taleplerine karşılık verecek liderlik için Türkiye’nin bir eksiği anayasasındaki bu çift başlılıktı. Bu giderildi.

Bundan sonrası birlik, beraberlik, samimiyet, azim ve kararlılık.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: