Prof. Dr. Yasin AKTAY

Kardeşlik

Kürt meselesi bağlamında kardeşliğin kuru bir edebiyat olarak hiç bir zaman yeterli olmadığını hep söyledik. Yıllarca kardeşlik deyip bu kardeşliği sadece Kürtlerin haklarından feragat etmelerini sağlamak üzere suistimal eden bir yaklaşımın ikiyüzlülüğünü de vurgulamaktan geri durmadık.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez, tam da bu bağlamda “kardeşlik edebiyatı yetmez, kardeşlik hukuku da lazım” dediği zaman hem bu suistimali deşifre ettiği için hem de kardeşliği bir hukuk çerçevesine oturtmaya davet ettiği için alkışladık. Aslolan buydu çünkü.

Kardeşliğe davet etmek hep yapıldığı gibi mevcut durum ne ise ona razı olmaya kandırma şekline dönüşmemeliydi. Şimdiye kadar bu şekilde istismar edilmiş olmasının Kürtlerin bir kesiminde kardeşlik edebiyatına karşı bir antipatinin gelişmesine yol açmış olmasını da anlamak mümkün.

Ne yazık ki, insanı şereflendiren İslam”ın bir çok şiarı, ilkesi birilerinin elinde basit bir iktidar aracına, bir istismar konusuna dönüşebiliyor. Kardeşlik edebiyatını yapıp da aynı zamanda Kürtlerin Kürtlüğünü inkar edenlerin dinle, İslam”la hiç bir ilgilerinin olmadığı ortada. Kürtlere kardeşlik edebiyatı yapıp onları Kürtlüklerinden gelen en doğal haklarından bu kardeşlik bağı adına feragat etmeye çağıranlar ile başörtüsü yasağını bu millete dayatanların, din eğitimine ve İslam”ın şiarlarına savaş açanların, İmam-Hatipleri kapatların aynı insanlar olması bile yeterince uyarıcı olmalı değil mi? Dağlarda uçaklardan kardeşlik vazeden ayetlerle dolu bildirileri Kürtlere atanların o ayetlere ve sahibine zerre kadar inançları ve saygıları yoktu. Onlar için o ayetler, kardeşlik edebiyatı kullanılıp atılacak söylemlerden ibaretti.

Esasen o insanların Kürtlerle Türklerin gerçekten kardeş olduklarına inandıkları da yoktu. Milliyetçilik adına Kürtlere kardeşliği hatırlatanlar büyük ihtimalle Kürt diye ayrı bir unsuru da kabul etmediği için kardeşlik edebiyatı ancak kendilerini Kürt zanneden Türklerle Türklerin kardeşliği olarak algılanıyor olabilirdi.

Oysa birilerinin kardeşlik edebiyatını bu şekilde istismar ediyor olması, kardeşliği bir değer olarak gözden düşürmeyi gerektirmiyor. Aksine sahtesini devre dışı bırakıp sahicisini devreye sokmayı gerektiriyor.

Sözüm, bugünlerde dindar Kürtler arasında bir şekilde telaffuz edilen bir söyleme. Dindar insanların kardeşlik edebiyatından tiksiniyor olduğuna dair bazı yorumlar veya ifadeler belli ki birilerini çok sevindiriyor. Kendini bilen bir Kürt müslümanının kardeşlikten bir değer olarak tiksinmesini veya bunu reddediyor olmasını tasavvur edemiyorum. Kardeşlik bazı ırkçıların elinde sahtekarca bir söylem olmadan önce Kur”anî bir şiardır çünkü.

İslam”la hiç ilgisi olmayan birilerinin kardeşliği tanımıyor olmasını anlayabiliriz, kimseyi zorlayacak halimiz de yok. Kardeşlik değeri de son tahlilde gönüllü olarak benimsenen bir bağ veya değerdir. Bizimle aynı inancı paylaşmayanları kendimize zorla kardeş yapacak halimiz yok. Onlarla da birlikte yaşamanın başka bir zeminini arayabiliriz. Ama kardeşlik Allah”ın Müslümanlara nasip ettiği bir nimet, bir mucize, bir ayettir. Müminlerin birbirleriyle kardeş olduğunu bizzat Allah buyuruyor.

“Allah”ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın ki, birbirinize düşman iken kardeş oldunuz” diye buyuruluyor Al-i İmran Suresinde. Daha önce de yazmıştım, “imanın tadına gerçek anlamda varmış olanın asla yabancısı olmadığı bir tecrübedir bu. Gerçekten de düşman bildiğimiz insanlarla kardeş olmak, insanların birbirinin kurdu olmasının bir norm olarak kabul edildiği bir kültürde inanılması zor bir olaydır, ama İslam tamı tamına bu tecrübenin adıdır. Gerçek hayatın içinden, herkesin kolaylıkla yaşayıp tanık olabileceği bir mucize.”

Kürtlere zulmetmiş olan laikçilerle aynı kültürel ortaklığa sahip olan Kürtlere diyecek bir şey yok, ama İslam”dan geçmeden kardeşlik ilkesinden geçmenin mümkün olmadığını hatırlatmak lazım. Hem, Kürtlerle gerçekten kardeş olanlar zamanında gaspedilen hakları ve itibarları iade edilmektedir. Bugün kardeşlik bahsinin kuru bir edebiyattan ibaret olduğunu hiç bir insaf sahibi iddia edemez. AK Parti iktidarı zamanında kardeşlik bütün icaplarıyla, hukukuyla, samimiyetiyle yaşatılmaya çalışılıyor.

Bunun ötesinde kardeşlik bağını reddedenlere söylenecek bir şey yok. Allah”ın bahşettiği nimetin ötesinde insanı selamete çıkaracak bir yol mu varmış?

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: