Prof. Dr. Yasin AKTAY

Karakolda “aşırı iyi muamele”

Birilerinin rutin-dışı işlerinden olan siyasi suikastler, siyasi hayatımızın bir rutini haline gelince, siyasilerin veya ilgililerin bu suikastlerin ardından gelen açıklamalarında da bir rutin oluştu. Başbakanların, hükümet sözcülerinin veya emniyet yetkililerinin davranışlarında tam bir rutinleşmeye tanık oluyoruz.

Başbakan Erdoğan”ın Hrant Dink cinayetinin ardından sergilediği kararlı tutum bu rutini biraz aşar gibi görünüyordu. O açıdan ümit verici bulundu. Katilin 32 saat gibi kısa bir süre içinde derdest edilmiş olması da bu rutini bozuyordu, tıpkı Danıştay cinayetinin sanığının da olayın hemen ardından yakalanması gibi.

Oysa “bu iş nereye kadar uzanırsa, oraya kadar takip edilmesi, olayın bütün boyutlarının ortaya çıkarılması” yönünde Erdoğan”ın sarf ettiği sözler henüz rutinin aşılabileceğine dair bir ümit vermiyor. Olay her geçen gün ortaya çıkan ilişkiler çerçevesinde gittikçe daha fazla içinden çıkılmaz bir hal alıp kendi rutinine oturmaya doğru gidiyor.

Aslında olayı aydınlatma konusunda elde mevcut olan en güçlü bilgi kaynağı olan Ogün Samast”ın karakolda ortaya çıkan görüntülerine bakıldığında, bundan işe yarar en ufak bir bilgi kırıntısının çıkmayacağını aklı başında herkes anlayabilir. Onu bilgi vermeye psikolojik olarak bir nebze zorlayabilecek herhangi bir ortamdan o kadar uzak tutuluyor ki. Kendini bu kadar çok rahat hissettiği, neredeyse kahraman gibi muamele gördüğü bir ortamda Ogün Samast”ın hangi ilişkisinin, hangi eyleminin, hangi niyetinin doğru dürüst bilgisini vermesi ve olayın arkasındaki karanlık dünyayı aydınlatması beklenebilir?

Doğrusu Samast”ın karakolda gördüğü muamele karşısında insan çok değil, daha birkaç yıl önce karakollarla ilgili “kötü muamele” görüntülerini hatırlamaktan alıkoyamıyor kendini. Karakoldaki sorgucuların bu konudaki performansı, “işkence” boyutlarındaki kötü muameleleri yakın zamanlara kadar insan hakları konusunda Türkiye”nin en önemli sorunlarından birini oluşturuyordu. Ogün Samast”ın yayımlanan görüntülerine bakıldığında bu “kötü muamele” sorununun fazlasıyla aşılmış olduğunu söyleyebiliriz. Aşmak ne kelime, artık karakollarda sanıklara fazlasıyla “iyi muamele” edilmesi gibi bir sorunumuz var gibi görünüyor. Doğrusu bu kadar da iyi muamele hem Danıştay hem de Hrant Dink olaylarının ardındaki ilişkilere doğru bir arpa boyu ilerlenememesinin nedenini fazlasıyla açıklıyor.

Gerçi hakkını yemeyelim. Karakollarda herkese iyi muamele edilmiyor. Örneğin bugünlerde basından izliyorsunuzdur: bir El-Kaide operasyonu yürütülüyor. Operasyon çerçevesinde Konya, İstanbul, Kocaeli, İzmir, Mardin, Afyon ve Bursa illerinde zanlılarla birlikte “biri ruhsatlı üç tabanca, dört kurusıkı tabanca, 6 av tüfeği, 2 kılıç, dini kitaplar, dini içerikli film yer alan cd”ler” ele geçirilmiş. Hepsi bu, başka da bir şey yok. Ama bu kadar delille (!) toplam 48 kişi gözaltına alınmış ve hepsi de DGM”si bulunmayan Konya”da sorgulanarak 36”sının eylem hazırlığı içinde bulundukları suçlamasıyla tutuklanmasına karar verilmiş. Sanıklara isnat edilen suçlar henüz yapmamış oldukları suçlar. Sanıkların çoğunun birbiriyle tanıştığı bile şüpheli, buna dair deliller ortaya konulabilmiş değil. Sadece ses getirecek eylemler yapacaklarına dair duyumlar alınmış. Ama tabii ki bunun da bir delili yok.

Görüyorsunuz, sevinelim mi üzülelim mi siz karar verin, ama karakollarda “iyi muamele” hiç de kural haline gelmiş değil. Danıştay ve Hrant Dink olayında fiiliyata geçmiş suçlar var. Ortada cinayetler var, bu cinayetlere iştirak edenlerin birileriyle hiç de tesadüfi sayılamayacak yoğun bir networku ayan beyan ortada. O ilişkilerin izi doğru dürüst sürülmemiş bile. Danıştay cinayetinde fiilen işin içinde olan birkaç kişiden başka, Hrant Dink cinayetinde ise birkaç kişiden başka tutuklu yok. El-Kaide adı verilen operasyonda ise ortada sabit bir suç yokken bile 36 kişinin tutukluluğuna karar veren tehlikeli bir örgütsel yapı iddia edilebiliyor.

Bir de basına yansıyan haberlerden sanıkların Başbakan Erdoğan”a suikast hazırlığı içinde oldukları iddia ediliyor. İşlenmiş suçları bile birine isnat etmek bugünkü karakollarda bu kadar zor hale gelmişken, daha işlenmemiş bu kadar büyük suçlara nasıl bu kadar kolay fail bulunabiliyor acaba?

Doğrusu, hayreti mucip bir şey. Sanıkların bütün sorgu aşamalarında bulunmuş olan avukatları Mustafa Atılgan ise, hiçbir aşamada sanıkların asla bu yönde bir ifadeleri bulunmadığını söylüyor. O halde tam Hrant Dink cinayetinin soruşturması esnasında başlatılan bu operasyondan üretilen “Erdoğan”a suikast” haberleri kime hangi kanallarla ne mesaj veriyor olabilir?

Trabzon”un, Rahip cinayetinden sonra bir de Hrant Dink cinayetiyle ve hep bir yönüyle gündeme gelmesinin ardından, birilerinin dikkatleri Konya”ya çekerek bu cinayetlerin ardındaki izleri karıştırması gibi bir niyet Konya”nın sivil toplum teşekkülleri tarafından endişeyle sezilip izleniyor.

Hrant Dink”le ilgili yürütülen soruşturmanın bu operasyonun bütün boyutlarına doğru genişletilmesinde büyük yarar var.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: