Prof. Dr. Yasin AKTAY

Kamu diplomasisi ve TRT Arap

Geçtiğimiz günlerde Başbakan yardımcısı Bülent Arınç”a bağlı Devlet Bakanlığı bünyesinde bir “kamu diplomasisi koordinatörlüğü” nün kurulduğu duyurulmuştu. İbrahim Kalın”ın başına getirildiği bu koordinatörlüğün amacı Türkiye”nin bilhassa dış dünyada ve toplumsal düzeyde daha etkili bir biçimde tanıtılması, daha iyi bir imajının sistematik bir biçimde geliştirilmesine dair zaten birçok devlet kuruluşu düzeyinde yürütülmekte olan çalışmaların koordine edilmesi olarak sunuldu. Bunun için yapılabilecekler hususunda taslak bir yol haritası oluşturulmuş. Bu yol haritasının bir parçası olarak gazetecilerle, düşünce kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelindi, çalıştay düzenlenerek istişarede bulunuldu.

Türkiye”nin dış politikasında zaten epey zamandır çok iyi esen rüzgârlara bir de etkili bir kamu diplomasisi çalışmasını devreye sokma arayışları bir düzey sıçramasını ifade ediyor. Türkiye”nin şu âna kadar yaptıklarını iyi tanıtamamaktan dolayı çok şey kaybetmiş olduğu inancı genellikle çok kolay kabul gören bir anlayış. Oysa sorun çoğu zaman yaptığınız iyi şeyleri tanıtamamakla veya Türkiye”nin iyi tanıtılamamasıyla ilgili olmaktan çok daha esaslı bir sorundur. Açıkçası sorun Türkiye”nin iyi tanıtılamamasından ziyade iyi olamaması durumuyla ilgili olmuştur. Türkiye iyi olduğunda, kendi demokrasisini insan haklarına saygısını, insani değerlere ihtimamını belli bir seviyeye getirdiğinde çok az tanıtıma ihtiyacı olacak kadar bu durumdan zaten çok iyi bir görüntü hasıl oluyor.

Dolayısıyla aslında sorun bir ölçüde şu şekilde ortaya konulabilir: Kötü bir ülkeyi iyi bir kamu diplomasiyle “iyi” göstermek mümkün müdür?

Türkiye”nin son yedi yıldır dış dünyada hızla değişen ve oldukça olumlu seyreden bir imaj dönüşümü var. Bu imaj dönüşümünün ne kadarı etkili bir tanıtım sayesinde olmuştur acaba? Türkiye hapishanelerinde işkence diz boyu sürerken kendisini iyi bir tanıtımla insan haklarına saygıda şampiyon gibi gösterebilir miydi?

Türkiye hakkında yakın zamanlara kadar dışarıdan yapılan en önemli eleştirilerden birisi hapishane ve karakollardaki işkencelerle ilgiliydi. Bugün bu eleştirilerin kesilmesi etkili bir tanıtım yüzünden mi oluyor yoksa bu eleştirilere konu olan işkence olaylarında gerçekten kaydedilemiyor olması sayesinde mi oluyor?

Doğrusu insan haklarına alabildiğine saygısız bir ülkeyi dışarıya iyi bir kamu diplomasisi ile iyi göstermenin bir değeri olmadığı gibi aslında etkili de olmadığı artık anlaşılıyor. Türkiye”nin en iyi tanıtımı gerçekten her bakımdan çok iyi bir yönetim sergileyebilmesinde yatıyor. Kötü bir malı ne kadar iyi bir ambalajla sunmaya kalkışırsanız kalkışın kısa süre içinde o ambalajın içinde “ne mal olduğu” gerçeğinin anlaşılmasından kaçamazsınız.

1 Mart tezkeresinin reddi bütün dünyada; Davos”ta başbakanın one minute çıkışı ise başta Arap ülkelerinde olmak üzere yine dünyanın birçok yerinde Türkiye hakkında olabilecek en etkili tanıtımı yapmış oldu. Türkiye”nin demokratikleşme programı ve diplomatik ataklarıyla örülen yeni dış politikası, gelişen dış ticaret hacmini de beslemekte ve hepsi birden Türkiye”nin olabilecek en etkili tanıtımını yapmaktadır. Bu arada Türk okullarının bütün dünyaya yayılmasıyla ortaya çıkan yeni durum da Türkiye”nin kamu diplomasisinin en önemli sosyal sermayesini oluşturuyor.

Türkiye kendi iç kalitesini artırdıkça bu kalite dışarıya kendiliğinden yansıyor. Bu aşamada aslında kamu diplomasisi için iş bir hayli kolaylaşıyor. Böylesi bir Türkiye”yi dünyaya tanıtmak, hem de “iyi” olarak tanıtmak hiç de zor olmuyor. Öbür türlüsünü eminim hiç kimse yapmak istemez.

Tabi bu arada TRT”nin Türkiye”nin bu yükselen kalitesini sergileme konusunda gösterdiği performans he bakımdan takdire şayan sayılır. Başta TRT Şeş ile başlayan, TRT AVAZ ve TRT Türk ile devam eden TRT açılımının şimdi 300 milyonluk bir Arap dünyasına hitap eden El-Türkiye (TRT Arap) kanalı ile hitap alanını genişletmesi kamu diplomasisi alanında da olabilecek en ciddi adımları oluşturuyor. Kanal daha şimdiden Arap dünyasının en çok merak edilen ve ilgiyle izlenen kanallarından biri olmuş bile. Bu ilgi bile Türkiye”nin zaten gittikçe artan etkisinin bir sonucu ama bu TV kanalları hem bu ilgiyi hem de bu etkiyi katlayıcı bir rol oynuyor.

Demokrasisiyle, ekonomisiyle toplumsal kalitesiyle “iyi” bir toplum olduğunuzda bunu tanıtmak çok kolay, ama yine de bütün bu kaliteleri sağladığınız halde tanıtımı ihmal edemezsiniz.

Yapanın da inandığı bir tanıtımın etkisi yine katlanarak artar ve bu da dönüp kaliteyi daha fazla artıran bir etki yapar. O yüzden kamu diplomasisinin amacı sadece tek yönlü bir propaganda veya tanıtım değil ama aynı zamanda etkisini her geçen gün daha da hissettiren bir etkileşimdir de.

Kendinizi başkasına anlatırken, kendinize çeki düzen vermeyi de akıl edersiniz ne de olsa. Yeter ki kamu diplomasisinden anlaşılan basitçe bir göz boyama olmasın.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: