Prof. Dr. Yasin AKTAY

İsrail’e demokrasi de ilaç olmuyor

İsrail’de Mart ayında gerçekleştirilen seçimlerden sonra devam eden koalisyon görüşmeleri Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu’ya Cumhurbaşkanı Rivlin tarafından verilen sürenin dolmasına birkaç saat kala sonuçlandı. Netanyahu’nun seçimleri kazanmasının ardından 51 milletvekili Cumhurbaşkanı Rivlin’e mektup yazarak yeni hükümetin Netanyahu tarafından kurulmasını önermişti ancak Avigdor Lieberman’ın bu dönem koalisyonda yer almayacağını açıklamasının ardından meclis aritmetiği açısından Netanyahu’nın hükümeti kurma ihtimali zora girmişti.
120 sandalyeden oluşan İsrail parlamentosunda hükümeti kurmak için gereken asgari temsilci sayısı 61’di. Netanyahu bu sayıyı tam sınırda yakalayan bir koalisyona Başkanlık edecek.
Kurulduğu günden bu yana koalisyonlarla yönetilen İsrail’de yeni koalisyon hükümeti 5 partiden oluşuyor. Binyamin Netanyahu’nun partisi Likud, bir önceki dönem Ekonomi Bakanı olan Naftali Bennett’in HeBayit HaYehudi Partisi, ultra-siyonist / ultra-judaist olarak bilinen Shas ve Birleşik Torah Yahudiliği partilerinin yanı sıra kendisini merkez sağda konumlandıran Koolanu partisinden oluşan koalisyonu oldukça hararetli bir iç ve dış politika gündemi bekliyor olacak.
Öncelikli sorun büyük ihtimalle kurulan hükümetin devam ettirilmesi olacak. Zira bir önceki dönem Netanyahu’nun getirdiği reform önerileri Shas ve Birleşik Torah Yahudiliği tarafından önlenmişti.
Koalisyona giren partiler arasında bakanlıkların nasıl paylaşılacağı konusu da ayrı bir sorun olarak beliriyor. İsrail’deki uygulamaya göre koalisyonu kuran Netanyahu’nun Bakanlar Kurulu’nu oluşturmak için 1 hafta daha süresi bulunuyordu. Bugün itibariyle Netanyahu’nun Bakanlar Kurulu listesini Knesset’e sunmak için 2 günü kaldı.
Hatırlanacağı üzere Naftali Bennett Netanyahu’ya gönderdiği mesajda Adalet Bakanlığının kendi partilerine verilmemesi durumunda muhalefette kalacaklarını bildirmişti. Koalisyonun HeBayit HaYehudi ile kurulmuş olması Netanyahu’nun Bennett’e istediğini verdiği izlenimi oluşturuyor. Bennett’in partisine verilen bir diğer bakanlığın Eğitim Bakanlığı olduğu iddia ediliyor ki bu bakanlık ülkedeki ultra partiler tarafından aşırı derecede önemseniyor.
Dolayısıyla yeni hükümette Eğitim Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı gibi bakanlıkların HeBayit HaYehudi partisine verilmesinin Shas ve Birleşik Torah Yahudiliği partilerinde ciddi rahatsızlık yarattığı iddia ediliyor.
İsrail aslında ekonomik sorunları her geçen gün büyüyen, refah seviyesindeki aşınmadan orta sınıfların rahatsızlığının her geçen gün arttığı bir ülke. Bu seçimde söz konusu refah aşınması İsrailli seçmenin siyaseten radikalleşmesine ve faşizan eğilimleri belirgin partilere yönelmesine sebep olmuş gibi gözüküyor. Bununla birlikte oluşan hükümetin mevcut sorunlar dolayısıyla uyumlu biçimde çalışmasının zorluğu, koalisyondan çekilecek herhangi bir partinin hükümeti düşürme ihtimali İsrail iç politikasında istikrarsız bir dönemin başlangıcı anlamına gelebilir. Özellikle Şaron ve Netanyahu hükümetleri döneminde izlenen güvenlik politikaları dolayısıyla sağduyusunu yitiren ve marjinalleşen İsrail toplumunun hükümet içerisindeki tartışmaları nasıl değerlendireceğini ve bu tartışmalardan nasıl etkilenebileceğini zaman gösterecek.
Ancak şimdiden şunu söyleyebiliriz ki Netanyahu Başbakanlığını devam ettirebilmek adına dış politikayı İsrail’deki faşizmi mobilize eden ve koalisyon partileri arasındaki uzlaşmazlıkları izole eden bir aparat olarak kullanmayı deneyecektir. Bu noktada özellikle Filistin’le sürdürülen Barış Müzakerelerini provake etmek Netanyahu’nun en önemli seçeneklerinden birisi olarak beliriyor.
Koalisyonu oluşturan partilerin Koolanu hariç tamamı Filistin’le yürütülen Barış Süreci’nin sonlandırılması gerektiğini savunuyor. Ayrıca koalisyondaki partilerin tamamı İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalinin derinleşmesi, yeni yerleşim yerleri inşa edilmesi ve Yahudiliğin Ortodoks biçimi olarak tanımlanabilecek Heredimlere uygulanan devlet yardımlarının arttırılması konularında birleşiyor. Dolayısıyla koalisyonda bir kriz belirdiğinde Netanyahu’nun ilk yöneleceği şeyin Gazze veya Filistin’in diğer toprakları olacağını öngörmek mümkün.
Özellikle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin aldığı, İsrail’in Filistin topraklarında gerçekleştirdiği eylemlerin savaş suçu olup olmadığına dair ön inceleme kararı dolayısıyla ilerleyen günlerde yaşanacak gelişmeler Netanyahu’nun İsrail toplumunda yükselmesi muhtemel aşırı sağ havayı kendi lehine çevirmek üzere bir önceki dönem yaptığı gibi erken seçim çağrısı yapmasıyla neticelenebilir. Taş atan Filistinli çocukların evlerinin bombalanması gerektiğini söyleyen Naftali Bennett gibi politikacıların hükümet içerisinde olması İsrail’in Gazze’ye yönelik yeni katliamlarının olabileceği ihtimalini de akıllara getiriyor.
Obama’nın seçim kampanyasının en önemli ayaklarından birisini de Obama yönetimiyle ilişkiler oluşturuyordu. Önce barış müzakereleri masasından kalkarak bir anlamda Obama’yı yarı yolda bırakan Netanyahu, ardından Obama’nın rızası hilafına ABD Temsilciler Meclisi’nde İran ile varılacak nükleer anlaşmaya muhalif bir konuşma yaparak Obama’nın ülkesinde Obama’dan rol kapma arayışı içerisinde olmuştu. Seçim kampanyasında ise ABD dahil herkese rağmen İsrail’in haklarını savunan Başbakan imajını işlemişti. Gelinen noktada Netanyahu’nun ABD’nin İran’la ilişkilerinin normalleşmesi sürecini durdurmaya çalışacak adımlar atabilir. İran tehdidi İsrailli seçmen tarafından daima satın alınan bir retorik olmuştur.
Yeni hükümetin Türkiye ile ilişkilerde de klasik Netanyahu siyasetini izleyeceği şimdiden söylenebilir. İsrail’in işlediği savaş suçlarına karşı tüm uluslararası platformlarda kararlı bir duruş sergileyen Türkiye’den Netanyahu’nun rahatsız olduğunu bilmeyen yok.
Kısacası İsrail’de oluşacak yeni hükümet bölge barışına ya da İsrail dış politikasına yeni şeyler söylemiyor. Ülke içerisinde yoğunlaşan faşizan rengin dış politikada da belirgin hale gelmesi muhtemel. Önümüzdeki dönemde dış politikasından ziyade iç politikası hareketli bir İsrail göreceğimiz kuvvetle muhtemel gözüküyor.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: