Prof. Dr. Yasin AKTAY

İsrail”in vurduğu yer

İsrail”in Gazze”ye saldırısına, kendine bir nebze saygısı olan hiç kimse kayıtsız kalmamak durumundadır.

Azgın ve şımarık saldırganlığıyla İsrail sadece Filistin”i vurmuyor, attığı her füzeyle Türkiye”yi vuruyor, İslam âlemini vuruyor, insanlığı vuruyor, insana ve insani değerlere olan bütün inançları vuruyor. Vurduğu yeri acıtıyor, öldürüyor, yaralıyor, kanatıyor.

Ama vurdukça da İslam dünyasının, hatta insanlığın aklını başına getiriyor. İstanbul, Ankara, Rabat, Beyrut, Kahire, İsrail saldırılarının iliklerine kadar işleyen can havliyle, milyonlarca insanıyla ayağa kalkıyor; İsrailoğullarına ahir zamanda Allah”ın bir kez daha tanıdığı bir fırsatla emanet etmiş olduğu teknolojinin azgınca kötüye kullanımına karşı meydan okuyor.

İsrail tarafından fırlatılan ateş topları Ankara, Diyarbakır, Konya ve Türkiye”nin bütün evlerine de düşüyor ve bütün Türk halkını ayağa kaldırıyor. Türkiye, tarihinde çok az vesileyle bu kadar kenetlenmiş, tek yürek tek vücut haline gelmiştir. İsrail Filistin”e vurdukça Türk halkının, İslam dünyasının, mazlum milletlerin üzerindeki ölü toprağını savuruyor. Rabat”tan Kahire”ye, İstanbul”dan Beyrut”a, Londra”dan Paris”e son derece işlek gönül ve vicdan köprülerini tesis ediyor.

İsrail saldırılarıyla körelmemiş akıl ve vicdanların gözünde apaçık ayetler gibi parıldayan sahneler sergileniyor. Bu sahneler bir nebze akıl ve vicdanı kalmış insanlığı harekete geçiriyor, isyan ettiriyor. Ama dünyaya insan hakları, demokrasi, özgürlük dersleri veren “medeni milletlerin” kıllarını bile kıpırdatmıyor.

“Hasta taşıyan ambulans vurulmuş 5 doktor ölmüş, Cami bombalanmış ibadetlerini yapmakta olan 15 insan ölmüş, market bombalanmış 5 kişi ölmüş 40 kişi yaralanmış, sair saldırılarda yüzlerce çocuk, bebek, kadın ölmüş. Paramparça olmuş bebek manzaraları televizyonlardan dünyanın her tarafına servis ediliyor.”

Bu vakalar bile bazılarının vicdanını bir nebze titreştirmiyor bile.

Avrupa Birliği dönem başkanlığı İsrail”in bu vahşetinin saldırgan değil savunma amaçlı olduğunu bunu İsrail”in kendi halkını savunma çerçevesinde mütalaa ettiklerini duyurdu. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy”nin bu esnada yaptığı “hem İsrail”i hem Hamas”ı kınamak” oluyor.

ABD başkanı George W. Bush ise saldırılar sonucu ölen 450 Gazzelinin ölümünden Hamas”ı sorumlu tutarak vicdansızlıkta bile şeytani bir zekâ örneği sergiledi. “Halkını korumaya çalışan bir ülkenin cevabı” yaşadığımız medeniyetin içinde birilerine kundaktaki bebekleri, kadınları, çocukları, sivilleri, ibadethaneleri, insani yardım görevlilerini hunharca katletmek olarak anlamlı gelebiliyor.

İsrail”in attığı her bomba bu medeniyetin gözlerine, kulaklarına, vicdanına isabet ediyor. Görmeyen gözleri iyice körleşiyor, duymayan kulakları iyice sağırlaşıyor, titremeyen vicdanları iyice taş kesiyor. Filistinli çocuğu kundağında öldüren her füze Avrupa”nın temsil ettiği bütün medeniyet değerlerine de isabet ediyor, onların içyüzünü, ikiyüzlülüğünü açığa çıkarıyor.

O Avrupa değerleri ki, yeri gelir üşüyen sokak köpekleri uğruna bütün insanlığın acıma duygularını tahrik eder, yeri gelir “törelerin zulmü” altında inleyen doğu insanına şefkat gösterilerine kadın hakları ve şefkat gösterileriyle yaklaşır. Yeri gelir, bir asır önce yaşanmış davaların dosyalarını aralayarak, bu davalar hakkında parlamento kararları çıkarttırarak “şaşmaz adalet ve tarih bilinci değerleri” satmaya kalkar.

Haklar ve özgürlükler konusunda alabildiğine incelmiş felsefi söyleminin gelip bir Filistin mevzusunda, tıpkı Bosna ve Irak mevzularında olduğu gibi, alabildiğine banalleşmesi, körleşip sağırlaşması bir Avrupa trajedisi olsa gerek.

Yahudilere karşı uyguladığı anti-semitist günahlarının bir cezası olarak İsrail”i bu dünyanın başına musallat eden Avrupa”nın şimdi aynı İsrail”in kendi günahlarını aratmayan zulmü karşısındaki kayıtsızlığı zannedildiğinden çok daha karmaşık nedenlere dayanıyor. Bu nedenlerin her biri, altı kazındığında Avrupa”nın diğerinden daha iğrenç bir yüzünü ortaya çıkarıyor.

İsrail, saldırılarıyla insanlıktan çıktıkça önce kendi kendini vuruyor. Avrupa”nın “mazlum ve mağdur çocuğu” sayılmaktan kaynaklanan sermayesini tüketiyor, aynı zamanda modern dünyanın riyakarca, ama özene bezene kurmuş olduğu bu dünyanın maskelerini bir bir indiriyor.

Bu maskeler indikçe İslam dünyası, yanı sıra modern dünyanın mazlum ve madun insanları, Allah”tan başka bir vekilleri olmadığını apaçık ortaya koyan gerçekle yüzleşiyorlar.

Hasbunallah ve ni”mel-vekil

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: