Prof. Dr. Yasin AKTAY

İsrail saldırganlığı ve İslam dünyasının durumu

Ramazan ayının ortasına doğru ilerlerken İslam dünyasının hali içler acısı. Her tarafta sıcak çatışmalar yüzünden her gün ortalama yüzlerce kişi ölüyor, yüzlercesi yaralanıyor, binlercesi evinden yurdundan oluyor.

Mutlaka dış güçlerin eli parmağı vardır ama neticede bütün bu ölümler Müslümanlar eliyle oluyor.

Ne yazık ki, bütün savaş bölgelerinde savaşan unsurlar bazı batılı güçler tarafından de destekleniyorsa da asıl sözümona bazı Müslüman ülkeler tarafından daha fazla kışkırtılıyor. Irak, Suriye ve Yemen aslında Körfez ülkeleri ile İran arasındaki savaşa sahne oluyor. Bu ülkeler birbirleriyle hesaplarını bu ülkeleri kan gölüne çevirerek görüyorlar.

Tabii bu ülkelerin sponsorluğunu yaptıkları bu savaşları kendi adlarına mı yaptıkları yoksa onların da kendi savaşlarının bir başka sahibi olup olmadığı sorusu da her zaman haklı ve geçerli bir soru. Körfez ülkeleri Mısır”da kendi adlarına mı darbeye sponsorluk yaptı, yoksa ait oldukları bir kulübün zorlamasıyla mı?

İran Husilere destek olarak iyi kötü istikrarını aramaya ve bu yolda son zamanlarda bir hayli mesafe kat ederek bulmaya çalışan Yemen”de Suudi Arabistan”la nasıl aynı safa düşebiliyor? İki ülkenin ittifak kurabildikleri nadir anlardan biri, hayırlı bir yolda barış içinde yürüyen bir İslam ülkesinin tekrar savaşa sürüklenmesi oluyor.

Bütün bu ülkelerde son zamanlarda yaşananlar, İslam dünyasının gerçekten de bir “dünya” olmasının önündeki büyük engellerin göründüğünden çok daha karmaşık olduğunu ve buna karşı içsel ve dışsal direncin sanıldığından çok daha fazla olduğunu gösteriyor. Üstelik bu direncin harekete geçirebildiği çok farklı enstrümanların varlığıyla da her gün karşı karşıya kalıyoruz.

İslam dünyası kendi içinde bu parçalanmışlık ve fitne fırtınasının etkisi altındayken, sahneye kendi klasiğini koymak üzere İsrail giriyor. Gazze”ye yönelik saldırılarına bu sefer bahanesi kaçırılan üç çocuğun ölü olarak bulunmuş olması.

Hamas, bu kaçırmayla hiç bir ilgisi olmadığını defalarca ilan ettiği halde, üstelik bu hadisenin intikamın günahsız bir Filistinli çocuğun Yahudi yerleşimcilerce kaçırılıp vahşice yakılarak katledilmesi suretiyle alınmasına rağmen, İsrail bu olayı bahane ederek yoğun bir bombardımanla Gazze”ye rutin saldırılarından birini daha Ramazan demeden başlattı. Şu ana kadar bu saldırılarda ölenlerin sayısı yüzü geçmiş yaralananların sayısı da yüzlerceyi bulmuş durumda.

İsrail bu saldırılara cevap olarak Gazze tarafından gelen roket saldırılarını dünyaya büyük bir mağduriyet hikayesi olarak okutup seyrettirmeyi başarıyor. Tarlalara düşen ve doğru dürüst hiç bir etkisi olmayan roketlerin karşılığı Gazze”de zaten yıllardır tam bir toplama kampında yaşatılmakta olan Filistinli sivillere ölüm yağdırmak oluyor.

Bu asimetrik saldırganlığın zamanlama olarak Filistin”de Hamas ve El-Fetih arasında gerçekleşen mutabakatın akabinde gerçekleşiyor olması dikkat çekici. İsrail bu mutabakatı tanımadığını baştan itibaren duyurmuş bulunuyor, ama buna karşı bir hamle yapmak için bir bahane uydurması gerekiyordu. Kaçırılan İsrailli çocuklar tabii ki bu saldırılar için bir haklılık vermez ama bu bahaneyi yeterince verir.

Nasıl olsa başı kaşınan bir İsrailli çocuğun BBC ve CNN tarafından parlatılan hikayesi her zaman en feci biçimde ölen yüzlerce Filistinli çocuğun acısından ve hikayesinden çok daha ilgi çekicidir. Bu saldırılarla Hamas”ı karşılık vermek zorunda bıraktığında kimse İsrail”in saldırganlığını ve öldürdüğü insanları değil Hamas”ın attığı roketleri görüyor. Böylece İsrail Hamas”ı müzakere edilemeyecek bir terörist olarak dünyaya tekrar lanse etmiş oluyor.

Daha önceki İsrail saldırılarına karşı da bütün dünyanın sessizliğine karşılık İslam dünyasının etkili bir ses vermesi vaki değildi. Ancak bu sefer bilhassa İslam dünyasından yana sergilenen tepkisizlik çok daha fazla dikkat çekici. İslam İşbirliği teşkilatı olağanüstü gündemle Cidde”de toplandı, ancak kendi içindeki ölümcül çatışmalara dair hiç bir çözümü ve müdahalesi olmayan bu birliğin Filistin”i savunmak için etkili bir ses vermesini beklemek beyhude.

İslam dünyasının bu dağınıklığının İsrail saldırganlığını daha fazla cesaretlendirdiği, iştahını kabartıyor olduğu çok açık. Bir de Müslümanların birbiriyle bu denli meşguliyetinin İsrail”in de kendi uluslararası siyasetinin stratejik bir hedefi olduğu gerçeğini hatırlayın isterseniz. Bakın bu olup bitenler nasıl görünecek?

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: