Prof. Dr. Yasin AKTAY

İslamofobi konferansı

Küreselleşmenin farklı kültürlerin, dinlerin, etnik grupların daha çok karşılaşmaları, ilişkiye ve etkileşime girmeleri gibi malum bir sonucu var. İlk bakışta ve beklentilerde karşılaşmaların tanışmalara ve daha verimli sentezlere kapı aralayacağı varsayılıyor(du). Modernleşmenin ilk aşamalarında da yaşanan bu karşılaşmanın kentlerdeki ilk sonucu insanların farklı olanla tanışmasından ziyade farklılıkların bastırılmasına, onun yerine yeni bir modern seküler-ulusal kültürün önplana çıkmasına dayanıyordu. Ancak bu süreç acı verici ve insan tabiatına uygun olmayan bir bastırmaya dayanıyordu. Bastırılanın geri dönüşü mukadderdir.

Nitekim küreselleşme modern dönemde bastırılmış olan kültürlerin, kimliklerin tekrar geri dönüp gün yüzüne çıktığı ve bu arada başkalarıyla karşılaşıp tanıştığı bir dönemin adıdır bir bakıma. Ancak bu karşılaşmalar insanlarda yeni birileriyle tanışmanın heyecanını üretmedi her zaman. Bunun da basit bir sebebi vardır ki, o da bir önceki dönemde bastırılan kimliklerin dezavantajlı kıldığı kesimler karşısında avantajlı kılınan kesimlerin bu süreçte aynı tepkiyi vermemeleridir. Gayet tabiidir ki bu süreçte bazı taraflar dezavantajlı konumlarından kurtulurken, diğer taraflar da imtiyazlarını yitirmektedir.

Bu durum ırkçı dalgaların yeniden hortlaması veya gelişmesi için uygun bir zemin oluşturuyor. Bugün anti-semitizm, islamofobi ve diğer ırkçılık türlerinin bir boyutu bununla ilgili.

Aslında 2. Dünya Savaşı”ndan sonra antisemitizme karşı gelişen duyarlılık onun bir ırkçılık olarak kodlanmasından beslendi. Ancak antisemitizme karşı duyarlılık genel olarak ırkçılığa karşı duyarlılığın neredeyse ötesine geçti. O kadar ki, neredeyse kendisi bir tür ırkçılığa dönüştü ve kendini bu duyarlılıkla meşrulaştırdı. Antisemitizm suçlaması bir çok suçluya, haksıza, ırkçıya tam bir kalkan oluşturdu. İsrail”in işgalci, saldırgan, katliamcı, baskıcı, Siyonist politikalarına yönelik eleştiriler hemen bu kalkana çarpıyor.

Böylece antisemitizme karşı gelişmiş olan duyarlılık, onun suç sayılması neticede sadece Yahudileri veya Yahudiliği koruyan, onlara karşı ırkçılığı engelleyen bir duyarlılık düzeyinde kalmıştır. Oysa antisemitizmin kötü olması sadece Yahudiliğe karşı olmasından değil bizatihi bir ırkçılık olmasından kaynaklanıyor. Sadece Yahudilere karşı ırkçılık sorununu çözdüğünüzde dünyada ırkçılık sorununu gidermiş olmuyorsunuz. Nitekim bugün antisemitizmden çok daha beter bir suç haline gelmiş olan İslamofobinin bilhassa ABD”deki önde gelen isimleri Siyonist kimlikleriyle bilinen Yahudiler arasından çıkmaktadır. Daniel Pipes, Bernard Lewis gibi isimlerin İslam hakkında yaymaya çalıştıkları korkular ve duygular, İslamofobi söyleminin mükemmel örnekleri olarak Müslümanlara karşı her türlü ayırımcılığın yapılmasını da tahrik ve teşvik etmektedir. Aynı isimlerin en ufak bir İsrail veya Siyonizm eleştirisini de hemen antisemitizm suçlamasıyla mahkum ettiklerini biliyoruz. Açıkça, ırkçılığın sadece Yahudilere karşı yapılanına karşı çıkarken, başkalarına karşı daha beter bir ırkçılığı sergilemekten geri durmuyorlar.

Oysa İslamofobi konusunda Müslümanların verdiği mücadele, tarih boyunca da olduğu gibi, sadece Müslümanlara yönelik haksızlıklar, hakaretler ve ırkçı tutumların mahkum edilmesini içermemiştir. Müslümanlar ırkçılığın sadece kendilerine yapılanını değil, başkalarına karşı yapılanına da karşı çıkmak zorundadır. Çünkü ırkçılığın sadece kendilerine yapılanına değil kendisine karşıdırlar. O yüzden antisemitizme karşı duyarlılığın yapamadığını Müslümanların gündeme getirdiği İslamofobi tartışmasının yapma ihtimali çok daha fazladır. Yine o yüzden, İslamofobi tartışması sadece Müslümanlara karşı haksızlıklara karşı bir duyarlılık olarak kalmayan, evrensel bir ırkçılık karşıtı duyarlılık olarak işleyen bir temadır.

Ne yazık ki son günlerde bir ırkçılık türü olarak İslamofobi çok daha yoğun ve karmaşık biçimleriyle etkinliğini yürütüyor. Avrupa veya ABD”de müslümanlara veya İslam”a karşı yürütülen örnekler zaten artarak devam ediyor. Ama daha ilginci ve karmaşığı bizzat İslam ülkelerinde sözümona Müslümanların üretmekte veya sergilemekte olduğu İslamofobi örnekleri.

Laiklik duyarlılıkları adına sergilenen söylem ve uygulamaların nasıl İslamofobik örnekler ürettiğini Türkiye”de en çarpıcı biçimde yaşadık. Dünyanın her yerinde ve tarihin her döneminde Müslüman kadının en önemli görünümünü temsil eden başörtüsü aleyhine sürdürülen söylem ve uygulamalar İslamofobiyi başka yerlerde aramayı neredeyse anlamsız kılıyor.

Arap Baharı sürecine karşı başlatılan karşı devrim süreçlerinin bizzat Arap devlet elitlerince gerekçeleri neredeyse tamamen İslamofobik söylemlera başvurularak hazırlanıyor. İronik bir görünümü var bunun ama bir gerçek, neticede İslamofobik söylemin en büyük kaynağı Müslüman görünümlü Arap liderleri oluyor. Müslüman kardeşlerin iktidarına karşı sergilenen muhafazakar tutum, açıkça İslam”ın belli bir yorumunu mahkum etmek ve düşmanlaştırmak yoluyla işliyor. Bu ötekileştirici söylem Batı dünyasındaki kendiliğinden İslamofobi ile kolaylıkla buluşup İslam”ın Müslüman dünyadaki siyasal ve toplumsal etkinliğine karşı kolay varolma imkanı bulan bir söyleme ve siyasete dönüşüyor.

İstanbul”da Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü”nün İslam İşbirliği Teşkilatı ile birlikte düzenlediği Uluslararası İslamofobi Konferansı bütün bu konuların ve daha fazlasının tartışıldığı çok verimli bir toplantı oldu. Dünyanın her yanından bu sahada çalışmalarıyla bilinen çok değerli isimlerin katıldığı toplantı İslamofobnin ürettiği sorunların medya, hukuk ve siyaset boyutları ayrı ayrı ayrı tartışıldı.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: