Prof. Dr. Yasin AKTAY

İslamcıların vaatleri arasında “hep muhalif olmak” yok

Allah iyiliğini versin, sevgili Mümtazer Türköne, geçen yıl ölümünü ilan edip mezarını da kazıp gömdüğü İslamcılığın şimdi de otopsisini yapmaya soyunmuş. Mezarından çıkarıp mı yapacak otopsiyi? Yoksa aslında daha önce öldüğünü düşündüğü İslamcılığın gerçekten öldüğüne kendisi de bir türlü emin olamayıp mezarından çıkarıp yeniden mi öldürüyor?

Bir kuşku hali var belli ki. Bu kuşkuyla yaşanmaz, benden söylemesi. Sanırım, bu gidişle İslamcılığın ölümünü daha çok ilan edecek, ama buna bir türlü emin olamadığı için olacak bu. Tıpkı Oliver Roy, Gilles Kepel gibi Fransız İslamologların periyodik olarak bir kaç yılda bir İslamcılığın sonunu, iflasını, başarısızlığını ilan ettikleri gibi.

Hatırlayacak olursak Roy da Kepel de, İslam dünyasının bir çok yerinde iktidara gelemediği için iflasına hükmettikleri İslamcılık için ölüm ilanını, bu sefer bir çok yerde iktidara geldiği için veriyorlar. İktidara gelemediği için başarısız sayılmasını anlayabiliriz de, iktidara geldiği için İslamcılık nasıl başarısız sayılıyor, bunu bir türlü anlayamadık tabi. Bir siyasi hareket için sonuçta ortaya koyduğu projelerin kitleler tarafından inandırıcı bulunması, rağbet ve teveccüh görmesi en doğal hedeflerden değil midir? İddiaları kitleler tarafından kabul görüp kendisine iktidar şansı verilen bir siyasi hareket bu şansı değerlendirdiğinde nasıl başarısız sayılır?

Bugünlerde İslamcılık üzerine bir dizi yazı yayımlandı. Bu tartışmaların çoğalması, kuşkusuz İslamcılığın kendini ifadesine yeniden imkan vermesi, bu yolla kendi düşünümselliğini sağlaması açısından iyi vesileler. Sorular yanlış sorulmuş olsa bile doğrultması bizden olsun. Üşenecek değiliz.

Örneğin İhsan Dağı”nın arka arkaya yayımladığı iki yazının girişinde sorduğu soru: ”İktidarda olup da İslamcılık yapmak mümkün mü?”. Türköne”nin İslamcılığa muhalefetten başka bir siyasi pazisyon yakıştırmayan varsayımını takip eden bir soru bu da. Biraz daha açıldığında bu varsayım İslamcılığın baştan itibaren söylemlerinde değişiklikler yaparak ilerlediği yönünde veriler ortaya konularak destekleniyor. Yani İslamcılığın söylemsel olarak veya siyasi pozisyon olarak değişiyor olması belli ki garip karşılanıyor. İslamcılık veya İslamcılar hiç değişmeyen bir öze sahip olmalılar ve dünyada ne olup biterse bitsin hiç değişmemeliler.

Roy”un İslamcılığın sonunu bilmem kaçıncı ilanına karşılık olarak 2000 yılında Tezkire Dergisi”nde yazdığım bir yazıyı hatırlıyorum: Konu yine İslamcıların değişmesiydi, üstelik ne Türkiye”de ne de İslam dünyasının hiç bir yerinde İslamcılar için bir iktidar sözkonusu değildi. Aslında sadece o tartışmadaki konumlara bakarsanız bile hiç birşeyin değişmediğini rahatlıkla savunabilirsiniz. O yazıda sorduğum ve bugün yine sormak zorunda kaldığımız soru şuydu: İslamcı söylemin veya pratiğin değişmemesi gerektiği kimin beklentisi veya iddiasıdır?

Bilebildiğim kadarıyla İslamcıların böyle bir iddiası yok. Tabii bu iddiaya sahip olan İslamcılar da yok değil, onların zaten siyasetle hiç bir işleri olmuyor, onlar sadece savaşıyor. Ama siyaseti bir yol olarak benimseyen İslamcılar için yol zaten diyalojik bir siyasal pratiktir ve en temel iddiası ve pratiği içtihattır. Yani devir, bağlam, konum değişince siyasi konum da söylem de bundan etkilenir. Mecelle”nin en meşhur hükümlerinden biri ”ezmanın teğayyuru ile ahkamın teğayuru inkar olunamaz” ifadesi nasıl anlaşılıyor acaba?

Muhalefetteyken İslamcılığın söylemi başka, iktidardayken başka olur elbet. Bunun anlaşılmayacak bir yanı yok. Yeri gelmişken tekrar hatırlatalım ki, İslamcılığa iktidar yakıştırmayan Türköne”nin doktora tezinde”doğuşunu” iddia ettiği 19. Yüzyıl İslamcılığı bir iktidar ideolojisidir. Ama şimdi hem kendisi hem Dağı hem de Dağı”nın referans verdiği Menderes Çınar, İslamcılığın bütün marifetinin ve dinamizminin muhalefetinde yattığına hükmediyorlar. AK Parti iktidarında İslamcı entelijansiyadan bu dinamizme özgü bir muhalefet bekliyorlar.

İslamcılar arasından AK Parti”ye muhalefet için bir söylem veya yol bulanlar yapıyor zaten yapacağını, tabii ki onlara karışamayız. Ama bu İslamcıları muhalefete geri döndürme çağrılarının altında çok daha tuhaf beklentiler var. İslamcıların ulusalcılığın cenderesindeki solcuların veya ezilenlerin milliyetçi şovenizminin ötesine geçemeyen Kürt muhalefetinin beklentilerine cevap vermesi bekleniyor. AK Parti karşısında İslamcılığa ancak bu beklentilere karşılık vermesi halinde itibar ediliyor. Kendilerinin yapamadığı veya her yaptıklarında akıldan, gerçeklikten, izandan uzaklaşarak yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları muhalefeti neden İslamcılardan bekliyorlar? Asıl sorulması gereken soru budur.

”İslamcıların onca yıldır oluşturdukları ”entelektüel sermayesi” ne işe yarayacak, ne işe koşulacak?” diye soruyor sevgili Dağı. Takdir etmesini beklerim ki, AK Parti bugünün Türkiye”sinde kendisine muhalefet eden ve İslamcıları ona muhalefete davet eden hiç bir siyasi adresin gerisinde değil bugün. Sadece bir baksın, Kürt meselesinde kim daha adil, insani, demokratik bir program önermiş veya uygulamış? Kürt miliyetçileri mi, liberaller mi, solcular mı?

Ülkenin demokratikleşmesi, vesayet ve yolsuzlukla mücadele, ekonomik adaletin temini, insan onuruna dayalı bir devlet anlayışının geliştirilmesi hususunda kimin daha iyi bir vizyonu veya pratiği olmuş?

Aslında AK Parti”nin yaptıklarını o tasasına düşülen entelektüel sermayenin işletilmesi olarak da görebilir isterse. Kimse kusura bakmasın hiç mütevazi olmayacağız. Bugün AK Parti”nin iktidarda başardıkları Türkiye”nin hiç bir muhalif siyasal hareketinin rüyasında bile göremeyeceği şeyler. İslamcılık hiç bir zaman ”ne olursa olsun sadece muhalefet” diye bir şey vaat etmedi. Böyle bir şeyi vaat etmesi zaten imkansız, çünkü asli modeli olan Resulullah muhalefeti de en güzel şekilde yaptı, yeri geldiğinde tarihin kaydettiği en erdemli iktidarı da kurdu. Hayrettin Karaman hoca çok güzel ifade etmiş: İslamcılardan belki her dem eleştirel olmayı bekleyebilirsiniz ama muhalif olmaya dair kimseye bir sözleri yok.

Yorum Ekle

TAKİP EDİN

Sosyal Medya hesaplarından Prof. Dr. Yasin AKTAY'ı takip edebilirsiniz: